AK Parti iktidara gelmeden önce Emniyet teşkilatı bu ülkede adeta üvey evlat muamelesi görüyordu. Bütçenin önemli bir kısmı orduya ayrılıyordu. Asker ihtilal yaptığı zaman cuntacı generaller beğenmedikleri polis müdürlerini emekli ediyor, beğendikleri müdürlere ise bir gecede üç rütbe birden veriyorlardı. Hala bu ülkede görev yapan bazı emniyet müdürleri 12 Eylül zamanında Kenan Evren’in keyfi uygulaması ile bir gecede üç rütbe birden aldılar. Çünkü o zamanlar bu ülkede asker devleti vardı. Tarihe ‘postmodern darbe’ olarak geçen 28 Şubat’tan sonra özel harekât polisinin elindeki silahlar dönemin darbeci generalleri tarafından toplatıldı. Hepimizin televizyonlarda dinlediği ses kayıtlarında 1. Ordu Komutanı, İstanbul Emniyet Müdürü için “Benim sokağımdan bile geçemez” diyordu. Gün geldi devran değişti ve polis teşkilatı kurulduğu günden bu yana hiç olmadığı kadar güçlü oldu. Daha önceleri bir astsubayı bile tutuklayamaz iken şimdi orgeneralleri ordu evlerinde tutuklar hale geldi. Bununla birlikte “Ülke, polis devleti olma yolunda mı?” tartışması da kamuoyunda tartışılmaya başladı. Tüm bu tartışmalara rağmen Emniyet teşkilatı bu ülkedeki en güvenilir kurumlardan birisi. En azından şimdiye kadar hiçbir darbe girişiminde bulunmadılar.

***

Emniyet Müdürlüğü, AK Parti iktidarının sunduğu olanaklar ile daha güçlü hale geldi. Bu güç, Emniyet’in zirvesindeki müdürlerde bir güç zehirlenmesi oluşturur mu bilinmez ama Emniyet Müdürlüğü son zamanlarda tuhaf sayılabilecek uygulamalar içinde. Durup dururken tüm ülkedeki telsiz kodlarını değiştirdiler. Bunun bir maliyet getirisi olsa gerek. Polis memuru arkadaşların motivasyonunu sağlamak adına dışarıdan üniversite bitirenlere müdür olma kapısını aralamak bir yana sonuna kadar açtılar. Hatta kantarın topuzu kaçmış gibi görünüyor. Bu da teşkilatta bir bakıma mektepli-alaylı mücadelesine yol açabilir.

***

Tüm bu uygulamalar basında fazla yer bulmadan hayata geçti ama Emniyet Genel Müdürlüğü’nün uygulamaya sokmayı planladığı ‘Sırdaş Polis’ uygulaması basında manşetlere oturdu. Bu proje ile uygun görülen sokak ve mahallelere yazılı ve aynı anda sesli ihbar noktaları kurulacak. Televizyonlardaki ‘Güven bana’ tarzındaki yarışmalar ile adam satmanın inceliklerini öğrenen vatandaşımızın, çevresindeki suçluları ve suç potansiyeli oluşturan kişileri polise bildirmesi sağlanacak. Proje beklenen başarıyı yakalarsa, bir bakıma Emniyet teşkilatı, İsrail’in efsaneleşmiş istihbarat birimi Shin-Bet’e rakip olacak. Türkiye’nin geçmiş tecrübeleri göz önünde bulundurulduğu zaman uygulanabilirliği zor bir proje. 2000 yılındaki Hizbullah operasyonlarında polise yağan ihbar telefonları da o dönem polis teşkilatını epeyce uğraştırmıştı. Arkadaşına, komşusuna gıcık olan insanlar polise ihbarda bulunup çok bahçe ve evi polise kazdırmış ve teşkilatı boşuna uğraştırmıştı. Emniyet teşkilatının bu masalsı uygulaması beklenen başarıyı sağlarsa polis teşkilatımız üstüne yapışan bir yaftadan kurtulmuş olur. Bu ülkede polis, ‘Delilden suçluya değil de suçludan delile ulaşıyor’ diye yıllarca itham edildi. Bir bakıma vatandaşı istihbaratın içine dâhil ederek bu intibaı yıkmak istiyor. Umarım başarılı olur. O zaman bize de bir şeyden şüphelendiğimiz zaman telefona sarılıp “Polis amca sırdaşım olur musun” demek kalıyor.

Polis amca sırdaşım olur musun?