<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bursa'nın En Güncel Haber Sitesi - Dünya ve Türkiye Haberlerini  Bizimle Yakalayın</title>
    <link>https://www.mansetx.com</link>
    <description>Bursa'nın En Güncel Haber Sitesi - Dünya ve Türkiye Haberlerini  Bizimle Yakalayın</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mansetx.com/rss/saglik-yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 06:33:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/rss/saglik-yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seher Göktaş, nefes
darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle ortaya çıkan astımın; sigara
dumanı, polen, hava kirliliği ve stres gibi birçok faktörle tetiklenebildiğini
belirterek, düzenli tedavi ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla hastalığın kontrol altına
alınabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seher Göktaş, astım hastalığı<br />
hakkında önemli bilgiler verdi.<br />
Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Uzm.<br />
Dr. Göktaş, hastalığın çoğunlukla alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de<br />
bulunduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
“Astımın Belirtilerine Dikkat”<br />
Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade<br />
eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, “Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir.<br />
Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha<br />
karşı olan öksürük ve/veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır” dedi.</p>

<p><br />
“Sigara ve Alerjenler Riski Artırıyor”<br />
Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük<br />
doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde<br />
annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü<br />
bulunmasının da riski artırdığını söyledi.</p>

<p><img alt="Uzm Dr Seher Goktas.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="2290" src="https://mansetxcom.teimg.com/mansetx-com/uploads/2026/05/uzm-dr-seher-goktasjpg.jpeg" width="2290" /></p>

<p><br />
Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık,<br />
marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği,<br />
çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha<br />
dikkatli olması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p><br />
“Polen, Parfüm ve Sigara Dumanı Astımı Tetikleyebiliyor”<br />
Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr.<br />
Göktaş, “Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz,</p>

<p><br />
temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da<br />
yüksektir” ifadelerinde bulundu.<br />
Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen<br />
ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal<br />
enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="1 (3)-3" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://mansetxcom.teimg.com/mansetx-com/uploads/2026/05/1-3-3.jpeg" width="1600" /></p>

<p><br />
“Astım Krizinde Erken Müdahale Önemli”<br />
Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr.<br />
Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini<br />
söyledi. Göktaş, “Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise<br />
başvurulmalıdır” dedi.</p>

<p><br />
“Astım Tamamen Geçmez Ancak Kontrol Altına Alınabilir”<br />
Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji<br />
testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık<br />
olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi.<br />
Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, “Bu ilaçlar ağızdan kullanılan<br />
ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta<br />
ihtiyacı olduğu için kullanılır” diye konuştu.</p>

<p><br />
“Ev Ortamı ve Günlük Yaşam Düzenlenmeli”<br />
Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek<br />
ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların<br />
azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca<br />
parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım<br />
hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş,<br />
gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti.<br />
“Astım Hastanın Ömrünü Azaltmaz”<br />
Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel<br />
yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının<br />
değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><br />
İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, “Ara verdiklerinde<br />
bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir.<br />
Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta<br />
kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/uploads/2026/05/2-3-1.jpeg" type="image/jpeg" length="11365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KURBAN BAYRAMI’NDA ET TÜKETİMİNE DİKKAT: KANSER HASTALARI İÇİN GÜVENLİ BESLENME ÖNERİLERİ]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/kurban-bayraminda-et-tuketimine-dikkat-kanser-hastalari-icin-guvenli-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/kurban-bayraminda-et-tuketimine-dikkat-kanser-hastalari-icin-guvenli-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni Selin Zingin, Kurban Bayramı döneminde artan kırmızı et tüketiminin özellikle kanser tedavisi gören bireylerde dikkatli planlanması gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı etin; kaliteli protein, demir, çinko ve B12 vitamini açısından değerli bir besin kaynağı olduğunu ifade eden Zingin, etin nasıl saklandığı, çözdürüldüğü ve pişirildiğinin de sağlık açısından en az tüketim miktarı kadar önemli olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>Et Hemen Tüketilmemeli</strong></p>

<p>Yeni kesilen etin ilk saatlerde sert yapıda olduğunu belirten Selin Zingin, bu durumun sindirimi zorlaştırabileceğini söyledi. Özellikle mide-bağırsak hassasiyeti bulunan bireylerde hazımsızlık ve şişkinlik şikâyetlerinin artabileceğini ifade eden Zingin, etin tüketilmeden önce buzdolabında dinlendirilmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Doğru Saklama ve Çözdürme Hayati Önem Taşıyor</strong></p>

<p>Etin güvenli tüketiminde saklama koşullarının kritik olduğunu belirten Zingin, yanlış çözdürme yöntemlerinin bakteriyel üremeyi artırabileceğini söyledi. Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde enfeksiyon riskinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Zingin, etin en güvenli şekilde buzdolabında yavaş çözdürülmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Çözdürülen etin tekrar dondurulmaması gerektiğinin altını çizen Zingin, hızlı çözdürme gerektiğinde ise etin sızdırmaz ambalaj içinde soğuk su altında bekletilebileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>Pişirme Şekli Sağlığı Doğrudan Etkiliyor</strong></p>

<p>Kırmızı etin yüksek ateşte ve doğrudan aleve maruz bırakılarak pişirilmesinin sağlık açısından risk oluşturabileceğini söyleyen Selin Zingin, özellikle kömürleşmiş ve yanmış bölgelerin tüketilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Daha güvenli pişirme yöntemleri arasında haşlama, fırında kontrollü pişirme ve kısık–orta ateşte pişirme yöntemlerinin öne çıktığını ifade eden Zingin, etin pişirme öncesinde zeytinyağı, limon ve baharatlarla marine edilmesinin de daha sağlıklı bir tercih olabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Kanser Hastalarında Beslenme Kişiye Özel Planlanmalı</strong></p>

<p>Kanser tedavisi sürecinde protein ihtiyacının artabileceğini ancak bunun yüksek miktarda kırmızı et tüketimi anlamına gelmediğini belirten Zingin, beslenmenin mutlaka bireysel ihtiyaçlara göre planlanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Bulantı, iştahsızlık veya ağız yaraları yaşayan hastalarda et tüketiminin zorlaşabileceğini söyleyen Zingin, bu durumda etin daha yumuşak, sulu yemek veya kıyma formunda hazırlanmasının tüketimi kolaylaştırabileceğini <wbr />belirtti.</p>

<p><strong>Bağışıklığı Baskılanmış Hastalar Daha Dikkatli Olmalı</strong></p>

<p>Kemoterapi gören ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde gıda güvenliğinin çok daha önemli hale geldiğini vurgulayan Selin Zingin, bu kişilerin yalnızca tam pişmiş, iyi saklanmış ve güvenli şekilde hazırlanmış etleri tüketmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Çiğ ve pişmiş gıdaların temas etmemesi, kullanılan mutfak ekipmanlarının ayrılması ve pişmiş yemeklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesi gerektiğini belirten Zingin, bu önlemlerin enfeksiyon riskini azaltmada büyük önem taşıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><wbr /></p>

<p>Türk Kanser Derneği, kanser tedavisi sürecinde beslenmenin önemine dikkat çekerek, hastaların ve hasta yakınlarının ücretsiz diyetisyen desteğinden yararlanabileceklerini hatırlatıyor. Dernek bünyesinde verilen bu destek ile hastaların tedavi süreçlerine uygun, güvenli ve dengeli beslenme planlarının oluşturulması amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/kurban-bayraminda-et-tuketimine-dikkat-kanser-hastalari-icin-guvenli-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/uploads/2026/05/unnamed-4.jpg" type="image/jpeg" length="69992"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz protezi her zaman kalıcı mı? Revizyon ameliyatı ne  zaman gerekir?]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/diz-protezi-her-zaman-kalici-mi-revizyon-ameliyati-ne-zaman-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/diz-protezi-her-zaman-kalici-mi-revizyon-ameliyati-ne-zaman-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş,
revizyon diz protezinin hangi durumlarda uygulandığını ve ameliyat sürecinin nasıl
ilerlediğini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Diz protezinde zaman içinde oluşabilecek enfeksiyon, gevşeme veya dengesizlik gibi<br />
durumlar ikinci bir ameliyatı gerekli kılabilir” diyen Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op.<br />
Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezi hakkında açıklamalarda bulundu.<br />
Revizyon diz protezi nedir?<br />
Revizyon diz protezinin, daha önce diz protezi ameliyatı olan hastalarda yapılan protez değiştirme ameliyatı<br />
olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, bazı durumlarda eklemdeki protezin yalnızca bir parçasının<br />
değiştirilmesinin yeterli olabildiğini ifade etti. Ancak bazı hastalarda tüm protez parçalarının tamamen<br />
değiştirilmesi gerekebildiğini belirten Altıntaş, bu ameliyatın ayrıntılı bir ameliyat öncesi planlama gerektirdiğini<br />
söyledi.<br />
Revizyon ameliyatlarında özel protez setleri ve malzemeleri kullanıldığını vurgulayan Altıntaş, bu operasyonların<br />
aynı zamanda tecrübe gerektirdiğini ve iyileşme süresinin diğer diz protezi ameliyatlarına göre daha uzun<br />
olabildiğini ifade etti. Diz protezlerinin uzun yıllar sorunsuz kullanılabildiğini de belirten Altıntaş, diz protezi<br />
yapılan hastaların yaklaşık yüzde 90’ının protezlerini ortalama 20 yıl boyunca problem yaşamadan<br />
kullanabildiğini söyledi.<br />
Revizyon ameliyatı neden yapılır?<br />
Revizyon diz protezi ameliyatının en sık nedenlerinden birinin enfeksiyon olduğunu belirten Op. Dr. Murat<br />
Altıntaş, diz protezi ameliyatlarından sonra enfeksiyon riskinin yüzde 1’den az olduğunu ancak gelişmesi<br />
durumunda hastalarda dizde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve bazen akıntı gibi şikayetlerin görülebildiğini dile<br />
getirdi.<br />
Dizde boşluk ve dengesizlik oluşmasının da revizyon ameliyatı gerektirebilen durumlar arasında yer aldığını<br />
belirten Altıntaş, ayakta dururken, dizi hareket ettirirken veya yürürken gerekli bağ dengesi bozulduğunda dizin<br />
işlevselliğinin de bozulabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basın Bülteni 27.04.2026</p>

<p>Bunun yanında, dizde sertlik oluşmasının da revizyon ameliyatını gerektirebileceğini belirten Altıntaş, geniş kas<br />
dokusu veya dizdeki protez bileşenlerinin konumunun hareket açıklığını engelleyebildiğini söyledi. Ayrıca zaman<br />
içinde protez parçalarında aşınma ve gevşeme görülebileceğini ifade eden Altıntaş, protez çevresinde oluşan<br />
kırıkların da revizyon ameliyatı gerektirebilen nedenler arasında yer aldığını belirtti.<br />
Ameliyat nasıl yapılır?<br />
Revizyon diz protezi ameliyatının önceki diz ameliyatındaki yara izinin bulunduğu bölgeden ekleme ulaşılarak<br />
yapıldığını belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, ameliyat sırasında enfeksiyon olup olmadığının tekrar<br />
değerlendirildiğini ifade etti. Protezin hangi parçalarının yıprandığı, gevşediği veya yerinden çıktığını belirlemek<br />
için protezin metal ve plastik parçalarının detaylı şekilde incelendiğini söyledi.<br />
Kemiği korumak amacıyla protez parçalarının dikkatli bir şekilde çıkarıldığını ifade eden Altıntaş, daha önce<br />
çimento kullanılmışsa çimento artıklarının temizlendiğini belirtti. Revizyon protezi için kemik yüzeylerinin<br />
hazırlandığını kaydeden Altıntaş, önemli kemik kaybı bulunan durumlarda protezin ana bileşenlerine metal<br />
takviyeli bloklar eklenebildiğini dile getirdi.<br />
Diz protezi implantının çimentolu olarak kemiğe yerleştirildiğini ve tutunmasının sağlandığını belirten Altıntaş,<br />
ameliyatın sonunda eklem içinde birikebilecek kan ve sıvının boşaltılması için dren yerleştirildiğini, ardından<br />
eklem kapsülünün onarıldığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/diz-protezi-her-zaman-kalici-mi-revizyon-ameliyati-ne-zaman-gerekir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/uploads/2026/04/1-4.jpeg" type="image/jpeg" length="51934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONUNUNA DİKKAT!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonununa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonununa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İdrarını tutması enfeksiyona neden olabiliyor!  

                         Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin! 

                   Özellikle tekrarlayan enfeksiyon riski artırıyor! 

                   Çocuklarda kalıcı böbrek hasarına yol açabilir!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
	<tbody>
		<tr>
			<td align="center" valign="top">
			<table class="table table-bordered table-sm">
				<tbody>
					<tr>
						<td valign="top">
						<p>Çocukların sağlıklı büyümelerinde idrar yollarının korunması kritik bir rol oynuyor. Zira, özellikle çocuklarda sık rastlanan idrar yolu enfeksiyonu sadece idrar yapmada güçlük, ateş ve huzursuzluk gibi geçici şikâyetlere yol açmakla kalmıyor; zamanında tedavi edilmezse böbreklerde kalıcı hasar da bırakabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, </strong>bu nedenle çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunda erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Üriner sistemde altta yatan işlevsel ya da yapısal bir anormalliğin varlığında; özellikle tekrarlayan ateşli üst idrar yolu enfeksiyonu geçirilmesi durumunda böbreklerde hasar gelişme riski yüksektir. Ülkemizde geri dönüşü olmayan kronik böbrek yetmezliğinin en sık nedenini de bu tablolar oluşturmaktadır. Dolayısıyla, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunun ve altta yatan anormalliklerin erken saptanıp uygun şekilde tedavi edilmesi, böbrek sağlığının korunmasında çok önemlidir” diyor. </p>

						<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

						<p><strong>Çocuklarda en sık görülen 2. enfeksiyon türü! </strong><strong> </strong></p>

						<p>Üriner sistemin, yani üretra, idrar kesesi, üreterler ve böbreklerin enfeksiyonu anlamına gelen “idrar yolu enfeksiyonu”, ülkemizde çocukluk çağında üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra en sık görülen enfeksiyon olarak kayda geçiyor. Bebeklerde ve tuvalet eğitiminin verildiği oyun çağı çocuklarında daha sık görülen bu enfeksiyon; bağırsak kaynaklı olan ve üriner sistemin iç tabakasına tutunabilen üropatojen bakterilerin, perianal ve perineal alandan üretra, idrar kesesi ve böbreklere çıkmasıyla oluşuyor. Hastaların yüzde 80’inden fazlasında ise E. Coli bakterisi rol oynuyor. </p>

						<p></p>

						<p><strong> </strong></p>

						<p><strong>6. aydan sonra kız çocuklarında daha çok görülüyor</strong></p>

						<p><strong> </strong></p>

						<p>İdrar yolu enfeksiyonu, bağışıklık sisteminin iyi gelişmemiş olması ve sünnet derisinin altında yerleşen proteus bakterileri nedeniyle yaşamın ilk 6 ayında erkek çocuklarında daha sık görülürken, ilk 6 aydan sonra ise üretranın kısa ve anüse yakın olması nedeniyle kız çocuklarında daha sık ortaya çıkıyor. </p>

						<p></p>

						<p></p>

						<p><strong>En yaygın görülen 3 sebebine dikkat! </strong></p>

						<p></p>

						<p>İdrar yolu enfeksiyonunun oluşmasında en sık az su içme, idrarın tutulması, yani sık ve tam idrar yapılmaması ve kabızlık (günlük dışkılamanın yapılmaması) olmak üzere üç fonksiyonel neden etkili oluyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, “Bu fonksiyonel durumlar üriner sistemin yıkanmasını önleyerek bakterilerin üriner sisteme tutunmalarını, çoğalmalarını ve böbreklere kadar çıkmalarını kolaylaştırır ve idrar yolu enfeksiyonunun gelişimine neden olur” diye konuşuyor. </p>

						<p></p>

						<p><strong> </strong></p>

						<p><strong>Pek çok etken riski artırıyor</strong></p>

						<p><strong> </strong></p>

						<p>Prof. Dr. Özlem Aydoğ, idrar yolu enfeksiyonuna yol açan diğer etkenleri şöyle özetliyor: “Küvette oturarak banyo yapılması veya yaz aylarında temiz olmayan havuza girilmesi de riski artırır. Antibiyotik kullanılması da riski artıran önemli bir etkendir. Bunların yanı sıra perineal ve perianal alanın parfümlü veya alkollü dezenfektan maddelerle temizliğinin yapılması, idrar yolu enfeksiyonuna neden olan üropatojen bakterilerin üriner sisteme tutunmalarını önleyen faydalı bakterilerin yok olmasına yol açarak enfeksiyonun gelişme riskini artırır.”  İdrar yolu enfeksiyonunun gelişmesinde ve tekrarlamasında; fonksiyonel nedenler kadar sık olmasa da idrar kesesinin işlev bozukluğu, idrarın mesaneden böbreklere geri kaçışı (reflü), üriner sistemde darlık, tıkanıklık ve taş gibi yapısal anormallikler de etken olabiliyor.</p>

						<p></p>

						<p></p>

						<p><strong>Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin! </strong></p>

						<p><strong> </strong></p>

						<p>İdrar yolu enfeksiyonu, alt ve üst idrar yolu enfeksiyonu olmak üzere 2 grupta inceleniyor. Üretra ve idrar kesesinin tutulduğu alt idrar yolu enfeksiyonunda; idrarda kötü koku, bulanıklık ve nadiren kanın varlığı, idrar yaparken yanma-ağrı, sık idrara çıkma ve idrar kaçırma gibi işeme semptomları ön plana çıkıyor. Karnın ön-alt kısmında hafif ağrı ve 38°C altında hafif ateşle seyreden alt idrar yolu enfeksiyonu hemen ve doğru şekilde tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere ulaşarak üst idrar yolu enfeksiyonu gelişimine neden oluyor. Böbreklerin de tutulduğu üst idrar yolu enfeksiyonunda, işeme semptoml<wbr />arına ek olarak, 38.5°C üzerinde ateş, karın ve böğür ağrısı, bulantı ve kusma gibi sistemik bulgular da gelişiyor. </p>

						<p></p>

						<p></p>

						<p><strong>Böbrek hasarı oluşmaması için...</strong></p>

						<p><strong> </strong></p>

						<p>Prof. Dr. Özlem Aydoğ, üst idrar yolu enfeksiyonu geliştiğinde böbrek hasarı riski de oluştuğu için erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirterek, şu uyarılarda bulunuyor: “Dolayısıyla, ifade yeteneği henüz gelişmeyen küçük çocuklarda yüksek ateş, huzursuzluk-ağlama, gaz sancısı, beslenme problemi, kilo alamama, uzamış sarılık, düzelmeyen pişik ve kabızlık gibi spesifik olmayan semptomların varlığında da idrar tetkik ve kültürünün yapılması, tanı ve tedavide geç kalınmaması gerekir.”</p>

						<p></p>

						<p><strong>Antibiyotik tedavisi şart!</strong></p>

						<p><strong> </strong></p>

						<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu<strong> </strong>tanısı konulur konulmaz hemen uygun antibiyotik tedavisine başlanması gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Özlem Aydoğ,<strong> </strong>ilk hastalık sonrasında kız çocuklarının yüzde 40 ila 60'ında, erkek çocuklarının ise yüzde 20 ila 30’unda enfeksiyonun tekrarlayabildiği uyarısında bulunarak,  “Özellikle üriner sistemde fonksiyonel veya yapısal bir anormallik varsa enfeksiyonun tekrarlama riski daha fazladır.  Bu nedenle, tekrarlayan enfeksiyonda üriner sistemin fonksiyonel veya yapısal anormallik açısından mutlaka araştırılması gerekir. Ultrason ilk tercih olmakla birlikte, gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. Üriner sistemde ciddi yapısal anormallik saptanırsa cerrahi tedavi gerekebilir” diyor. </p>

						<p></p>

						<p><strong>Çocukları i</strong><strong>drar yolu enfeksiyonundan korumak için 7 kritik kural! </strong></p>

						<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ,<strong> </strong>çocuğunuzu idrar yolu enfeksiyonundan korumak için almanız gereken önlemleri şöyle sıralıyor: </p>

						<ul>
							<li>Bol bol su içmesini sağlayın</li>
							<li>İdrarını tutmamasına, yani sık idrar yapmasına dikkat edin</li>
							<li>Günlük dışkılaması önemli. Bunun için diyet uygulanabilir, gerekirse dışkıyı yumuşatan ürünlere ve lavmana başvurulabilir. </li>
							<li>Perineal ve perianal bölge<strong> </strong>hijyenine dikkat edin. Ancak parfümlü ve alkollü dezenfektan içeren ürünlerden, ıslak mendil kullanımından kaçının. </li>
							<li>Banyosunu ayakta, duş şeklinde yaptırın. </li>
							<li>Temizliğinden emin olmadığınız havuza sokmayın. </li>
							<li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının. </li>
						</ul>
						</td>
					</tr>
				</tbody>
			</table>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td align="center" valign="top"></td>
		</tr>
	</tbody>
</table>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonununa-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 13:07:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/08/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonununa-dikkat_9daf3.jpg" type="image/jpeg" length="23938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CİLT KANSERİNİN 8 ÖNEMLİ SİNYALİ!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/cilt-kanserinin-8-onemli-sinyali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/cilt-kanserinin-8-onemli-sinyali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde dünyada en sık görülen kanserler arasında ilk sırada yer alan cilt kanseri, erken dönemde tedavi edilmediğinde hayatı tehdit edebiliyor. Üstelik, eskiden genellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde görülürken, son yıllarda özellikle 20-40 yaş aralığında melanom tipi cilt kanserinde belirgin artış yaşanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör,  yoğun güneşlenme alışkanlığının, güneşten koruyucu kremlerin yetersiz uygulanmasının ve solaryumun gençleri daha riskli hale getirdiğine işaret ediyor.   Özellikle en tehlikeli cilt kanseri türü olan melanom erken evrede tedavi edilebilirken, geç kalındığında ise hızla lenf bezlerine ve diğer organlara metastaz yapıyor. Melanom dışı cilt kanserleri ise genellikle daha yavaş ilerlemelerine ve metastaz riski düşük olmalarına rağmen tedavisinde geç kalınırsa büyük doku kayıplarına ve ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, bu nedenle cilt kanserlerinde erken teşhisin yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekerek,   “Tümörü ne kadar erken yakalarsak tedavisi de o kadar kolay olur. Dolayısıyla, erken teşhis için ayda bir kez ayna yardımıyla benlerin ve cildin hem güneş gören hem de görmeyen bölgelerinin incelenmesi büyük bir önem taşır” diyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, bu sayede var olan benlerdeki değişikliklerin erkenden fark edileceğini belirterek, “Özellikle 40 yaş sonrasında yeni çıkan her türlü cilt kabarıklığında, benin hızla büyüdüğü durumlarda, iyileşmeyen yaralarda, var olan benlerdeki değişikliklerde zaman kaybetmeden dermatoloji hekimine başvurmak, hayat kurtarmaktadır” bilgisini veriyor. </p>

<p></p>

<p>Önümüzdeki 10 yılda milyonlarca insan etkilenecek</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünyada, melanom dışı, yani bazal hücreli ve skuamöz hücreli kanserler tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Bu rakamlar cilt kanserinin en sık görülen kanser türü olduğunu gösteriyor. Melanom ise tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1-2’sini oluşturuyor ve 6. sırada yer alıyor. Ülkemizde de melanom dışı cilt kanserlerinin ilk sırada, melanomun ise ilk 10 içinde yer aldığı belirtiliyor.  Dünya Sağlık Örgütü, cilt kanserinde önümüzdeki yıllarda küresel çapta artış beklendiği uyarısında bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2022 yılında, dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyon yeni melanom dışı cilt kanseri ve 330 bin yeni melanom vakası raporlandı. 2030 yılına kadar bu sayının melanom dışı cilt kanserlerinde yüzde 20-25, melanomda ise yüzde 35-40 oranında artacağı düşünülüyor. 2030’lu yıllarda her yıl milyonlarca kişinin cilt kanserinden etkileneceği öngörülüyor. Bu rakamların nüfus artışı ve yaşlanmaya bağlı olarak önümüzdeki 10 yılda yüzde 50 oranında artabileceği bildiriliyor. </p>

<p></p>

<p>Cilt kanseri iki gruba ayrılıyor</p>

<p>Cildimizde yer alan her hücre tipinden farklı türde kanser tipleri gelişiyor. Bunlar arasında en sık melanom ve melanom dışı cilt kanserleri görülüyor. Melanom dışı cilt kanserleri kendi içinde bazal hücreli kanser (BHK) ve skuamöz (yassı) hücreli kanser (SHK) olarak iki başlıkta sınıflandırılıyor. Cildin bazal tabakasındaki hücrelerinde gelişen bazal hücreli kanser çoğunlukla yüzde, özellikle burun üzerinde görülürken; daha az olarak göğüs, sırt, kollar, bacaklar veya saçlı deride ortaya çıkabiliyor. Cildin üst katmanlarını oluşturan çok katlı skuamöz hücrelerin kanseri olan skuamöz (yassı) hücreli kanser de özellikle yüz ve dudaklarda görülüyor ve bazal hücreli kansere göre daha hızlı büyürken yakınındaki lenf bezlerine ve uzak organlara sıçrama riski de oluyor. Deriye renk veren melanosit adlı hücrelerin kanserleşmesiyle oluşan melanom ise ciltte var olan benlerin üzerinden gelişebileceği gibi, herhangi bir öncü lezyon olmadan da ortaya çıkabiliyor. </p>

<p></p>

<p>Cilt kanserinin 8 önemli sinyali! </p>

<p>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, benlerinizde aşağıda yer alan değişiklikler varsa, zaman kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına muayene olmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>

<p>Yeni bir ben çıkması ve hızla büyümesi<br />
Var olan benlerde büyüklük, renk ve şekil değişikliği<br />
Diğerlerinden farklı bir ben oluşumu<br />
Benin asimetrik bir şekilde olması <br />
Ben kenarlarının girintili ve çıkıntılı olması<br />
Ben üzerinde iki veya daha fazla renk olması<br />
Bende kaşıntı, kanama ve/veya sulantı olması<br />
Bene dokunulduğunda pürüzlü veya pul pul hissedilmesi<br />
 </p>

<p>En önemli risk faktörü güneş ışınları</p>

<p><br />
Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, cilt kanserinde en önemli risk faktörünün ultraviyole (UV) ışınlarına yoğun maruz kalmak olduğunu belirterek,  “Bronzlaşmak için uzun süre güneşlenen, özellikle kısa tatillerde yoğun güneş ışığına maruz kalan kişilerin riski daha fazladır. Ayrıca, solaryum cihazları da bu nedenle ciddi risk oluşturur” diyor. Prof. Dr. Emel Güngör, yaşla birlikte biriken ultraviyole dozunun, katran-arsenik ve bazı endüstriyel kimyasallara maruziyetin, ayrıca radyoterapi uygulanmış bölgelerin riski artırdığına işaret ederek, “Açık tenli, çilli, sarı veya kızıl saçlı, renkli gözlü kişiler ile ailesinde veya kendisinde cilt kanseri öyküsü bulunan kişilerde de risk artar. Bunların yanı sıra çok sayıda ve özellikle düzensiz şekilli atipik benlere sahip olanlar, yine özellikle   çocukluk döneminde su dolu şiddetli güneş yanığı geçirenler, açık havada uzun süre çalışmaları nedeniyle güneşe yoğun maruz kalanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, kalıtsal hastalık olarak güneş ışığına hassasiyeti olan ve güneş hasar onarım mekanizmalarında sorun yaşayan kişiler risk grubunda yer alır” bilgisini veriyor. </p>

<p></p>

<p>Cilt kanserinden korunmak için 5 kritik kural! </p>

<p>Melanom ve melanom dışı cilt kanserlerinden korunmanın en önemli yolu, güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına maruziyeti azaltmaktan geçiyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, cilt kanserine karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: </p>

<p>Güneş ışınlarının en güçlü olduğu saatlerde (10:00-15:00) güneş altında durmayın. Cildinizin kızarmasına izin vermeyin.<br />
SPF 30 ve üzeri güneş koruyucu kremler kullanın. UV filtrelerinin yaş grubuna ve cilt tiplerine göre seçilmesi gerekiyor. Yine yüz ve gövde için farklı ürünler tavsiye ediliyor. Bu nedenle, güneşten koruyucu seçiminde dermatoloji hekiminizden yardım alın. <br />
Güneşten koruyucu kremleri dışarıya çıkmadan en az 20 dakika önce sürün ve her iki saatte bir tekrarlayın. Terleme sonrasında ve deniz veya havuza girip çıktığınızda iki saati beklemeyin, ürünü tekrar sürün. <br />
Geniş kenarlı şapkalar, güneş gözlükleri, uzun kollu ve sıkı dokunmuş giysilerle cildiniz ile güneş ışınları arasına bariyer koyun. Sörf ve kano gibi sporlarda UV filtreli giysiler giyin, açık cilt alanlarına tercihen suya dayanıklı güneş koruyucu kremler uygulayın.<br />
Solaryumdan kaçının. <br />
 </p>

<p>Tedavideki ilk basamak cerrahi yöntem </p>

<p>Melanom ve melanom dışı cilt kanserlerinde tanı biyopsiyle kesinleşiyor ve kanserin tipi ile alt tipi belirleniyor. Tedavinin şekline ise hastanın yaşına, tümörün yerleştiği alana, tipine, büyüklüğüne ve hastanın eşlik eden diğer sağlık problemlerine göre karar veriliyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, cilt kanserlerinin tedavisinde ilk basamak olarak cerrahi yöntem uygulandığını belirterek, süreci şöyle özetliyor: “Melanom dışı cilt kanserlerinde tümörün büyüklüğüne göre çıkarılması gereken sağlam cilt alanı belirlenir ve ikinci seansta güvenilir alan tespit edilerek tümör cerrahi yöntemle çıkarılır. Melanom tedavisinde ise güvenli cerrahi sınır genişliği melanomun deri içindeki kalınlığına bağlı olarak belirlenir. Melanomun kalınlığı arttıkça ilk olarak lenf bezlerine daha sonra da diğer organlara yayılma riski yükselir. Bu nedenle, melanom hücrelerinin cilt içindeki seviyesine göre evreleme yapılır ve bu evrelemeye göre gerekirse komşu lenf bezleri incelenir, hatta ileri evre melanomlarda tüm vücut olası metastazlar açısından taranır.”  Prof. Dr. Emel Güngör, cerrahiye uygun olmayan melanom dışı cilt kanserinde ise özel kremler, kriyoterapi, elektrokoterizasyon ve radyoterapi gibi farklı seçeneklere başvurulduğunu belirtiyor. </p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/cilt-kanserinin-8-onemli-sinyali</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 09:59:55 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/08/cilt_kanserinin_8_onemli_sinyali_h247604_c63bd.jpg" type="image/jpeg" length="77670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem sonrası beyin 'sürekli tehlike' modunda kalabilir!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/deprem-sonrasi-beyin-surekli-tehlike-modunda-kalabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/deprem-sonrasi-beyin-surekli-tehlike-modunda-kalabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deprem korkusunun (sismofobi) ve sonrasında gelişebilen akut stres bozukluğunun doğal tepkiler olduğunu ancak yönetilemediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişi zihinsel olarak kendisini bu konuda eğitirse, tıpkı yangın eğitimi almış birinin ne yapacağını bilmesi gibi, panik minimize olur. Çoğu kayıp, afetten değil panikten kaynaklanır.” dedi. Deprem sonrası bazı kişilerde beynin ‘sürekli tehlike’ modunda takılı kalabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, inkâr, depresyon ve ‘savaş-kaç-donakal’ tepkilerinin ardından uyku bozukluğu, eve girememe ve aşırı tetiktelik gibi belirtilerin durumun ciddileştiğine işaret ettiğini vurguladı.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tüm bunlar, akut stres durumunda ortaya çıkan tipik tepkilerdir ve bu tepkilerin birkaç saat veya birkaç gün içinde düzelmesi beklenir.” dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, deprem korkusu konusunu değerlendirdi.</p>

<p><strong>Anlamlı bir korku faydalıdır</strong></p>

<p>Korkunun aslında faydalı bir duygu olduğunu ve hayatta kalmamızı sağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, "Korku, tehlikelerden korunmamızı, doğru ve sağlıklı kararlar vermemizi ve kendimizi geliştirmemizi sağlar. Tanımlanmış ve anlamlı bir korku faydalıdır." dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, sağlıksız korkuların ise genellikle rasyonel olmayan, orantısız ve ölçüsüz korkular olduğunu dile getirerek, "Anlam arayışı, özgürlük arayışı, yalnızlığı giderme ihtiyacı ve ölümü açıklayamama korkusu varoluşsal korkuları oluşturur. Belirsizlik ise bunların temel nedenidir." diye konuştu.</p>

<p>Korkuyu yönetmenin hiç de zor olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, kişinin kendi kendine başa çıkamadığı durumlarda profesyonel yardım alabileceğini söyledi.</p>

<p>"Olayları doğru analiz edersek, ön yargılarımızı ve zihinsel şartlanmalarımızı değiştirebilirsek, birçok korkunun temelsiz olduğu ortaya çıkar. Karar verirken korkuyu yönetebilmek çok önemlidir." Diyen Prof. Dr. Tarhan, beynin belirsizliği gidermesi durumunda korkunun yönetilebileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Beyin sisi uzun süreli stresle ilişkili</strong></p>

<p>Günümüzde sıkça duyulan "beyin sisi" kavramının uzun süreli stresle ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, "Uzun süreli stres, beyinde stres hormonu olan kortizol salgılanmasına neden oluyor. Bu durum, beyindeki anlama, kavrama, algılama ve karar mekanizmalarının yavaşlamasına yol açıyor. Kişinin beyni adeta yavaş çekimde çalışıyor. Başka bir psikiyatrik problemi olmasa da sadece zihinsel yavaşlama görülüyor." dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, tükenmişlik sendromu gibi durumlarda kişinin kronik stresi yönetemediğini ve çaresizlik hissettiğini ifade ederek, "Hayattaki iş yükünü, çocuklarla ilgili sorumlulukları yönetemeyen ve sağlıklı çözümler üretemeyen kişilerde bu durum ortaya çıkıyor. Çözüm üreten kişi ise beyindeki belirsizliği gideriyor. Belirsizliği gidermek, insanın temel ihtiyaçlarından birisidir." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Doğum anı bebek için ilk korku deneyimi</strong></p>

<p>Doğum anının bebek için ilk korku deneyimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, "Anne karnında bebek nefes almaya bile ihtiyaç duymaz, her şey hazırdır. Ancak vücuttaki mekanizma doğum sonrasına göre planlanmıştır. Doğduktan sonra çocuğun ilk duyduğu his korku, ilk verdiği tepki ise ağlamaktır. Hemen annesine sığınıp rahatlar. Bu, temel güven duygusunun geliştiği andır. 0-3 yaş arası anne veya anne yerine geçen kişinin sıcaklığının yerini hiçbir şey tutamaz." dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, perinatal psikoloji alanındaki çalışmalara da değinerek, normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin, sezaryenle doğanlara göre stres testlerinde daha az stres hormonu salgıladığını ifade ederek, "Normal doğum, hayatın ilk meşakkatidir ve çocukları psikolojik olarak daha dayanıklı kılar. Sezaryenle doğan çocuklarda daha çok stres hormonu oluyor." diye ekledi.</p>

<p><strong>Korku, insan için bir kamçıdır</strong></p>

<p>Yaşanan olumsuz hayat olaylarının "geliştiren travma" olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, "Travma sonrası büyüme ölçekleriyle bunu ölçüyoruz. Kişi bu travmadan bir şeyler öğrenerek çıktı mı? Travma sonrası büyümede yeni ihtimaller ortaya çıkar, kişi insan ilişkilerini gözden geçirir, kişisel güçlerini fark eder. Gücünün yetmediği şeylerde radikal kabullenme yöntemini kullanır. Bu, korkunun bir kazanıma dönüşmesidir. Korku, insan için bir kamçıdır, insanı harekete geçiren ve yeni keşif alanları sunan bir duygudur. Korkudan korkmak yerine korkuyu yönetmek önemlidir." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Çocukluk çağı travmaları bugünkü korkuların önemli bir nedeni</strong></p>

<p>Çocukluk çağı travmalarının bugünkü korkularımızda önemli bir etken olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocukluk çağı travmaları bugünkü korkularımızın önemli bir nedenidir. Tüylü nesnelerden korkan bir kişiyi incelediğimizde, bu korkunun kökeninin genellikle çocukluk döneminde tüylü bir varlıkla (veya nesneyle) ilgili yaşadığı olumsuz bir deneyime dayandığını görürüz. Kişi bu olayı bilinçli olarak unutmuş olabilir, ancak bu deneyim genel bir tüy veya tüylü nesne korkusu olarak devam edebilir. Bu tür korkuların ve altında yatan travmaların ele alınması, kişinin ruhsal sağlığı ve gelişimi açısından büyük önem taşır. Ancak unutulmamalıdır ki, çocuklukta yaşanan travmaların 'ömür boyu bende kalacak' şeklinde bir kader olduğu düşünülmemelidir. Çünkü bu tür etkiler genetik değil, epigenetiktir; yani çevresel faktörlerle değişebilir ve iyileştirilebilir.” dedi.</p>

<p><strong>Deprem korkusu (sismofobi) yönetilemediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, deprem korkusunun (sismofobi) ve sonrasında gelişebilen akut stres bozukluğunun doğal tepkiler olduğunu ancak yönetilemediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü kaydederek, "Kişi zihinsel olarak kendisini bu konuda eğitirse, tıpkı yangın eğitimi almış birinin ne yapacağını bilmesi gibi, panik minimize olur. Çoğu kayıp, afetten değil panikten kaynaklanır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Japonya'da 4-6 yaş arası çocuklara verilen afet eğitimlerinin etkinliğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, "Bu eğitimler sonraki yaşlarda daha zor öğreniliyor. Deprem çantası hazırlamak önemli ama asıl mesele o anda ne yapılacağını bilmek. 'Aman deprem konuşmayalım, çocuğun ruh sağlığı bozulur' demek yerine, okul öncesi dahil çocuklarla 'Deprem olursa ne yapacağız?' senaryoları konuşulmalı, evde pratik yapılmalı. Kişi ne olacağını bildiğinde korkusu orantısız olmaktan çıkar. Korku doğal bir duygu. Tabii ki korkacağız. Ama zihinsel hazırlık çok önemli.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Bazı kişiler devamlı tehdit var, tehlike var diye yaşıyor</strong></p>

<p>Deprem anında beyinde sempatik sinir sisteminin aşırı aktive olduğunu (göz bebeklerinde büyüme, kas gerilmesi, tansiyon yükselmesi), ancak tehlike geçtikten sonra parasempatik sistemin devreye girerek rahatlama sağlaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bazı kişilerde parasempatik sinir sistemi devreye girmiyor. Devamlı tehdit var, tehlike var diye yaşıyor. Travmatik bir olay karşısında, eğer korkunun kaynağı belirsizse, kişide ilk tepki genellikle inkar veya reddetme şeklinde ortaya çıkıyor. Ancak korku, deprem gibi somut ve inkar edilemeyecek bir kaynağa dayanıyorsa, ikinci bir tepki olarak kişi olayla ilgili depresif bir ruh haline girebiliyor. Bu durum, bazı kişilerde öfke patlamaları, bazılarında ise içe kapanma şeklinde kendini gösterebiliyor. Ardından, bazı bireylerde 'savaş, kaç ya da donakal' tepkileri gözlemlenebiliyor. Bazı kişilerde geçici olarak dil tutulması görülebiliyor veya panikle pencereden atlama gibi davranışlar sergilenebiliyor. Tüm bunlar, akut stres durumunda ortaya çıkan tipik tepkilerdir ve bu tepkilerin birkaç saat veya birkaç gün içinde düzelmesi beklenir. Ancak, bu durum kişinin uyku düzenini bozuyor, kişi vaktinin büyük çoğunu (örneğin, bir saatin 50 dakikasını) depremi düşünerek geçiriyorsa veya 'flashback' olarak adlandırılan, olayı yeniden yaşantılama durumları sıkça görülüyorsa (yani olayın her an yeniden olacağı hissine kapılıyorsa), eve girememek, sürekli diken üstünde oturmak, 'hipervijilans' denilen aşırı tetikte olma hali gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, hatta kişi uyumaktan korkar hale geliyorsa, durum ciddiyet kazanmış demektir."</p>

<p><strong>Bazı kişiler korkuyu 'mumyalaştırarak' hayatlarında sürekli canlı tutar</strong></p>

<p>Yoğun korkunun, adeta beyindeki 'programı' bozabildiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları dile getirdi:</p>

<p>“Eğer bu durum günlük yaşam aktivitelerini etkilemiyorsa, özellikle ilk bir ay içinde (bazı görüşlere göre ise 8 haftaya kadar) hastalık olarak kabul edilmez. Bu süreçte genellikle ilaç tedavisi gerekmez; aksine, bu stresin bir ölçüde yaşanması ve işlenmesi beklenir. Hatta bu stres, kişinin yeni bakış açıları kazanması, farklı düşünmesi, olaylara yeni anlamlar yüklemesi, derin analizler yapması ve küçük ayrıntıları fark ederek kendini geliştirmesi için bir fırsata dönüşebilir. Kişinin olaya olumlu ya da olumsuz yaklaşımı ve anlamlandırma biçimi, bu sürecin seyrini belirler. Genellikle bu durum, 6-8 hafta içinde çözülür ve kişi normal hayatına döner. Bu süreçte sağlıklı olan, korkuyu 'minyatürize etmek', yani küçülterek yönetmektir. Ancak bazı kişiler korkuyu minyatürize edemez, aksine 'mumyalaştırarak' hayatlarında sürekli canlı tutarlar. Bu kişilerde durum, nesnesi belirsiz bir obsesyondan ziyade, kaynağı belli bir korkuya işaret eder ve bu da genellikle kaçınma davranışlarına yol açar. Sürekli düşünce tekrarları görülür; bu durum daha çok 'rüminasyon' şeklinde, negatif veya bazen pozitif içerikli olabilir. Kişi sürekli aynı konuyu düşünür. Obsesyonda kişi düşüncelerinin saçma olduğunun farkındadır, ancak rüminasyonda düşüncelerine inanarak onları sürekli zihninde döndürür. O beyni çok yoran bir şeydir. Bu tür tepkilerin 6-8 hafta kadar sürmesi doğaldır. Bu sürenin sonunda kişinin travma sonrası büyüme kazanımlarıyla hayatına devam etmesi beklenir. Eğer bu başarılamazsa, uzman yardımı almak gerekir."</p>

<p><strong>İstanbul'un "çılgın projesi" kentsel dönüşüm olmalı</strong></p>

<p>İstanbul'un "çılgın projesinin" öncelikle kentsel dönüşüm olması gerektiğini savunan Prof. Dr. Tarhan, "Şu an binaların yaklaşık yüzde 70'i 2000 öncesi yapılar ve yüksek risk taşıma potansiyeline sahip. Bu konuda liderlik ve ciddi bir gelecek projeksiyonu şart." şeklinde konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, deprem konusunda farklı uzman görüşlerinin "felaketleştirenler" ve "tehlike atlatıldı diyenler" şeklinde insanları şaşırttığını ve bilgi kirliliğine yol açtığını belirterek, "Uzmanların kendi aralarında oturup çözüm üretmesi gerekirken, herkes farklı bir şey söylüyor. Rasyonel hareket etmek ve düşünmek gerekiyor." dedi.</p>

<p><strong>Depremi her an olacak gibi yaşamaya insan alışamaz</strong></p>

<p>Toplumun zamanla travmaları unutma eğiliminde olduğunu (6 Şubat depremleri gibi) ifade eden Prof. Dr. Tarhan, "Korkuyu yok saymak yerine 'minyatürize edip' toplumun devamlılığını sağlamak gerekiyor. 'Yarın 7.4 olabilir' gibi söylemler korkuyu 'mumyalaştırmaktır' ve bu korkuyla yaşanmaz. Bir odada yılan varken onunla yaşamaya alışılmaz. Depremi her an olacak gibi yaşamaya insan alışamaz. Yöneticilerin işi ciddiye alıp plan yaptıklarını görmek, örneğin Şehircilik Bakanlığı'nın bina tespit çalışmaları gibi adımlar, insanlarda güven duygusunu artırır, panik davranışını minimize eder ve gelecekle ilgili belirsizliği giderir." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Deprem korkusu adli ve psikiyatrik vakalarda artışa neden olabiliyor</strong></p>

<p>Deprem korkusunun adli ve psikiyatrik vakalarda artışa neden olabileceğini, toplumdaki temel güven duygusunu zedeleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, "Güven duygusu olursa, insan 'bunun çözümü vardır' diyerek sorunları daha rahat aşar." dedi.</p>

<p>Başa çıkma yöntemlerinden ilkinin pozitif psikoloji olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, "Bu yaklaşım, olayları olumlamak ve onlara anlam yükleyebilmek üzerine kuruludur. Her olayın bir tehdit, bir de fırsat boyutu vardır. Tehdit boyutunu görüp fırsat boyutuna odaklanmak, gerçekleri kabul edip hedef belirlemek ve strateji geliştirmek korkuyu en güzel yönetme biçimidir. Buna ‘radikal kabullenme’ diyoruz; kabullenip onu bir fırsata dönüştürmek." diye açıkladı.</p>

<p><strong>Hepimizin gücünün yettiği ve yetmediği şeyler var</strong></p>

<p>İkinci önemli yöntemin dini başa çıkma olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, "Hepimizin gücünün yettiği ve yetmediği şeyler var. Böyle durumlarda kişinin zihinsel bir sığınağa ihtiyacı olur: Büyük bir anlamın, bir değerin, bir yaratıcının parçası olmak. Evrendeki olayların tesadüfen olmadığını, bir geminin kaptanı olduğu gibi dünyanın da bir sahibi olduğuna inanmak, insanın gücünün yetmediği yerde bu yöntemleri kullanarak rahatlamasını sağlar. Empati, vicdan duygusunun bir ürünüdür. Vicdan duygusu olmayan kimse empati yapamaz. Bencil kişilerde vicdan duygusu körelir. Deprem gibi olaylarda dini başa çıkma yöntemini kullanan kişiler bu konuda bazen aşırı fedakar olabiliyorlar. Aşırı orantısız tepkiler de olabiliyor. Stres altında soğukkanlı kalma konusunda kendini eğitmiş kişiler bu olaylarda liderlik yapıyorlar. Aileyi de yatıştırıyorlar, çevreyi de yatıştırıyorlar. Biraz zihinsel olarak, emek vermek gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/deprem-sonrasi-beyin-surekli-tehlike-modunda-kalabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 15:06:24 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/08/deprem_sonrasi_beyin_surekli_tehlike_modunda_kalabilir_h247398_901c2.jpg" type="image/jpeg" length="85395"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AŞILA MOBİL AŞTIRILMAMALI!!!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/asila-mobil-astirilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/asila-mobil-astirilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker Sağlık Bakanlığının AŞILA
uygulanması hakkında yazılı açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ÖZEL ALANA MÜDAHALE NİTELİĞİNDE<br />
Şube Başkanı Ömer Çeker yaptığı yazılı açıklamada “ Türk Sağlık Sen Genel Merkezi<br />
tarafından Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğüne başvuru yapılarak AŞILA<br />
Mobil Uygulaması ile ilgili çalışanların talep ve önerileri iletildi. Başvuruda bakanlık<br />
tarafından AŞILA Mobil uygulamasının çalışanların kişisel mobil cihazlarına indirilerek<br />
kullanılması ve aşı kayıt işlemlerinin bu uygulama üzerinden gerçekleştirileceği belirtildi.<br />
Başvuruda Sağlık çalışanlarının kendi özel cihazlarına kamu hizmeti için uygulama<br />
yüklemeye zorlanması, kişinin özel alanına müdahale niteliğinde olduğu belirtildi.<br />
MOBİL CİHAZLAR VEYA TABLETLER DAĞITILMALI<br />
Ayrıca çalışanın özel mülkiyetinde olan bir cihaz üzerinden yapılmasını dayatması,<br />
mülkiyetin kullanımına müdahale niteliğinde olduğu vurgulanarak Anayasaya göre bu tür<br />
müdahaleler yalnızca yasa ile düzenlenebilir ve ölçülü olmak zorunda olduğu hatırlatıldı. Bu<br />
uygulamanın kullanım biçimi, özellikle Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve<br />
bağlı mevzuat açısından ciddi riskler ve ihlaller doğurduğunun ifade edildiği başvurumuzda,<br />
AŞILA Mobil Uygulamasının saha personelince kişisel cihazlardan kullanılmasının, hem<br />
hukuken sakıncalı hem de uygulamada sorunlara yol açacak bir durum olduğu ortada<br />
olduğundan aşı uygulayıcı sağlık personeline Bakanlık tarafından özel olarak temin edilecek<br />
ve sadece iş amacıyla kullanılacak mobil cihazların veya tabletlerin dağıtılması vb. çözümler<br />
getirilmesi istendi.<br />
DÜZENLEME OLMAZ İSE HUKUKİ SÜREÇ<br />
AŞILA Mobil Uygulamasının aşı uygulayıcı sağlık personeli tarafından kişisel mobil<br />
cihazlara indirilerek kullanılmasını içeren 25.06.2025 tarih ve 280001927 sayılı<br />
düzenlemeden vazgeçilmesi istendi. Kişisel verilerin korunması ve özel alana müdahale gibi<br />
kişilik hakları ile çok önemli konuları ihlal eden bu uygulamadan vazgeçilmesi için Türk<br />
Sağlık Sen Genel Merkezi tarafından bakanlığa başvuru yapıldı. Bu konuda bir düzenleme<br />
olmaz ise hukuki süreç başlatılacak. Çalışanların bu tür zorlamalara maruz bırakılması kabul<br />
edilemez.” Diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/asila-mobil-astirilmamali</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Aug 2025 11:23:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/08/asila_mobil_astirilmamali_h247224_74678.jpg" type="image/jpeg" length="89118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DÜZENLİ BAĞIŞLA UMUDU BAĞIŞLA]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/duzenli-bagisla-umudu-bagisla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/duzenli-bagisla-umudu-bagisla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her düzenli bir bağış birçok hastanın hayatını kurtarabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her düzenli bağış bir çocuğun umudunu yeniden yeşertir. Küçücük bir iyilik damlası, bir hayatın tüm hikayesini baştan yazabilir. VE O HİKAYE SİZİN ELLERİNİZLE ŞEKİLLENİR. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="http://www.losev.org.tr/" rel="nofollow">http://www.losev.org.tr/</a></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/duzenli-bagisla-umudu-bagisla</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Jul 2025 11:56:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/07/duzenli-bagisla-umudu-bagisla_70360.jpg" type="image/jpeg" length="38139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HAKLARI GERİYE GÖTÜRÜYOR.]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/haklari-geriye-goturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/haklari-geriye-goturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nın
yayınlamış olduğu yeni nöbet düzenlemesi hakkında yazılı açıklama yaptı. YENİ NÖBET
DÜZENLEMESİ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HAKLARI GERİYE GÖTÜRMÜŞTÜR<br />
Şube Başkanı Çeker ; “Aile ve Sosyal Hizmet Bakanlığı Sosyal Hizmet Çalışanlarına yönelik<br />
yeni nöbet düzenlemesi çalışanların haklarını geriye götürmektedir. Geçtiğimiz haftalarda<br />
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bir nöbet hizmetleri yönergesi yayınlanmıştır.<br />
Bizler yeni düzenlemelerle makul nöbet ücretleri ve çalışanın hakkının tas tamam teslim<br />
edilmesini beklerken yapılan değişiklik hakları geriye götürmüştür. Öncelikle belirtmeliyiz ki<br />
nöbet ücreti ödememek için yapılan türlü türlü kurnazlıklar bu yönergeye de yansımış<br />
idarecinin uygun gördüğü bir zamanda nöbetler için izin verileceği belirtilmiştir.<br />
ALIN TERİNİN KARŞILIĞI ÖDENMELİDİR<br />
Personelin mesaisine ihtiyaç duyulması halinde nöbet ücreti verilmesi hükme bağlanmıştır.<br />
Bu ödemede her nöbet günü için 4 saat ek ders ücreti ödenir. Bu ödeme, haftada 12 saati<br />
geçemez. Şeklinde bir sınırlandırmayla tabiri caizse kuşa çevrilmiştir. Bu kabul edilemezdir.<br />
Nöbetlerle ilgili ödemeler mutlaka yeniden değerlendirilmelidir. Kamu çalışanlarının işçilerin<br />
mesai ücreti gibi bir ücrete kavuşturulması elzemdir. Ücretler idarenin takdiri ile değil ancak<br />
çalışanın talebi olursa izne çevrilmeli, aksi takdirde alın terinin karşılığı ödenmelidir.”<br />
Diyerek sözlerini sonlandırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/haklari-geriye-goturuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Jun 2025 11:55:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/06/haklari_geriye_goturuyor_h246586_0e5fa.jpg" type="image/jpeg" length="33578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YAZ AYLARINDA BÖBREK HASTALARI İÇİN EN BÜYÜK TEHDİT: HATALI BESLENME VE FAZLA SIVI TÜKETİMİ!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/yaz-aylarinda-bobrek-hastalari-icin-en-buyuk-tehdit-hatali-beslenme-ve-fazla-sivi-tuketimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/yaz-aylarinda-bobrek-hastalari-icin-en-buyuk-tehdit-hatali-beslenme-ve-fazla-sivi-tuketimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı’ndan Diyaliz Hastalarına Yaz Uyarısı: Yanlış Beslenme Kalp Durmasına Yol Açabilir!

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özellikle yaz aylarında hemodiyaliz hastalarının artan meyve – sebze tüketimi; kalpte ritim bozukluğu, nefes darlığı, kaslarda güçsüzlük ve kalp durması gibi tehlikeli durumları beraberinde getirebiliyor. Bu duruma karşı altın anahtar ise ‘hastalığa uygun beslenme’…</strong></p>

<p>Hemodiyaliz tedavisi alan son dönem kronik böbrek yetmezliği hastalarının tedavi planları, düzenli diyalize girilmesi, düzenli ilaç kullanımı ve hastalıklarına uygun beslenme ile oluşuyor. Söz konusu planda hastaların en çok zorlandığı nokta ise çoğunlukla ‘hastalığa uygun beslenme’ oluyor.</p>

<p><strong>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk</strong> konuyla ilgili yaptığı açıklamada olası sıkıntıları engellemek adına koruyucu hekimlik faaliyetlerine ara vermeden devam ettiklerini dile getirdi. TBV Başkanı Erk; “Türk Böbrek Vakfı olarak 40 yıldır kronik böbrek hastalarının her koşulda en iyi hizmeti alması için çalışıyoruz. Bünyemizde bulunan 3 diyaliz merkezinde bu konulara özellikle hassasiyet göstermekle birlikte; toplumumuzda hasta – hasta yakını ve hastaya bakım veren tüm paydaşlarımızı hedef alarak toplum sağlığı adına her şart ve koşulda bilgilendirme faaliyetlerimize devam ediyoruz. Mevsim geçişleri hasta olsun – olmasın herkesi etkiliyor. Böyle zamanlarda koruyucu hekimlik faaliyetleri ile bilgilendirici çalışmaları ön planda tutuyor ve sosyal medya yayınlarımızda böbrek sağlığının nasıl korunacağına geniş alan açıyoruz. Kronik böbrek hastalığının son evresindeki hemodiyaliz hastalarının kan değerleri dahil fiziksel ve ruhsal sağlıklarının iyi olması bizim için son derece önemli. Bizler zamanla bir aile oluyoruz, yeri geliyor aile bireylerimizden daha çok hastalarımızı görüyoruz. Bu nedenle mevsim geçişleri dahil olmak üzere çevresel etkiler ve tüm süreçlerde hastalarımızı bilinçlendirerek sağlıklı olmalarını amaçlıyoruz.” dedi.</p>

<p>Hastaların doktor ve diyetisyen iş birliği ile mevsime uygun, kan değerlerini dengede tutacak bir beslenme planına uymaları gerektiğini belirten <strong>Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın</strong>; “Hemodiyaliz hastalarının kanlarındaki potasyum, fosfor ve albümin değerleri, beslenme ile doğrudan ilişkilidir” dedi. Diyetisyen Aydın; “Mevsimsel değişimlerin getirdiği beslenme alışkanlıkları bu değerleri doğrudan etkiler. Örneğin yaz aylarında artan meyve ve sebze tüketimi, kan-potasyum seviyelerinin yükselmesine neden olabilir. Özellikle kavun, kayısı, şeftali, nektarin gibi sarı – turuncu meyveler ve yeşilliklerin aşırı tüketimi, hayati durumu tehlikeye sokacak bazı sonuçlar doğrulabilir. Bu nedenle mevsim geçişleri, kan değerlerinde en fazla sıkıntı yaşanılan zamanlardır. Özellikle yazın iştah azalması ve kışın protein tüketiminin artması da kan değerlerini etkiler. Hemodiyaliz hastalarının beslenme konusunda son derece bilgili olmaları gerekir.</p>

<p><strong>“Su tüketimi yaz- kış kontrollü olmalı”</strong></p>

<p>Hemodiyaliz hastalarında su tüketiminin önemi değinen Diyetisyen Gökçen Efe Aydın; “Su tüketimi, özellikle idrar çıkışı olmayan veya azalan hemodiyaliz hastaları için mevsimsel olarak farklılık gösterir. Yaz aylarında sıcaklıkların ve dolaylı olarak terleme miktarının artması, su ihtiyacında da artışa neden olur. Genellikle ihtiyaçtan daha fazla sıvı alınır ve iki diyaliz seansı arasında olması gerekenden daha fazla kilo ile diyalize girilir. Bu durum, vücutta ödem, yüksek tansiyon ve kalp sorunları gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Kış aylarında ise su tüketimi daha kontrollü olmalı, ancak yine de vücuda yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Kışın hastaların su tüketimini ayarlamaları yaza göre çok daha kolaydır.” dedi.</p>

<p>TBV diyetisyen Gökçen Efe Aydın, hastalar için beslenme - kan değerleri ilişkisi ve karşılaşılan durumlara dair bilgi verdi:</p>

<p><strong><i>Kandaki potasyum seviyesinin yükselmesine</i></strong><i> bağlı olarak hastalarda; kalpte ritim bozukluğu, nefes darlığı, kaslarda güçsüzlük, ellerde - ayaklarda ani karıncalanma ile uyuşukluk ve kalp durması gibi tehlikeli durumlar görülebilir. Hemodiyaliz hastalarının kan potasyum değeri ilaçlar, beslenme ve diyet ile kısa sürede düşebilir. Hastalar düzenli bir tedavi ile potasyum yüksekliğine bağlı problemleri kısa sürede atlatabilir.</i></p>

<p><strong><i>Kandaki fosfor seviyesinin yükselmesine</i></strong><i> bağlı olarak hastalarda; kaslarda ve eklemlerde ağrı, kaşıntı, ciltte kuruluk, halsizlik ve kireçlenme gibi problemler görülebilir. Fosforun kontrol altına alınması için genellikle diyet düzenlemeleri ve fosfor bağlayıcı ilaçların uzun süreli kullanımını gerekir. Bu süreç, sabır ve düzenli takip ile fosfor seviyelerinin dengelenmesini sağlar, ancak tam denetim için daha fazla zamana ihtiyaç duyulabilir.</i></p>

<p><strong><i>Hemodiyaliz hastalarında albümin seviyesi</i></strong><i>, hem sağlık durumunun bir göstergesi hem de tedavi başarısını etkileyen önemli bir parametredir. Mevsimsel değişimler, beslenme alışkanlıklarını etkileyerek albümin seviyesinde de dalgalanmalara neden olabilir. Hemodiyaliz hastalarının en önemli albümin kaynağı olan yumurta akına beslenmelerinde mutlaka yer vermeleri gerekir. Fakat her gün yumurta tüketmek hastalarda bıkkınlığa sebep olabilir. Özellikle yaz aylarında havaların sıcak olması yumurta tüketirken hastaların daha da zorlanmalarına neden olabilir. Hastaların kan-albümin seviyelerini düşürmemek için kendilerini zorlamaları istenmelidir.</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/yaz-aylarinda-bobrek-hastalari-icin-en-buyuk-tehdit-hatali-beslenme-ve-fazla-sivi-tuketimi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Jun 2025 14:58:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/06/yaz-aylarinda-bobrek-hastalari-icin-en-buyuk-tehdit-hatali-beslenme-ve-fazla-sivi-tuketimi_2bf76.jpg" type="image/jpeg" length="17365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİLE HEKİMLİĞİNDE  ÜCRET KESİNTİLERİ SONLANDIRILMALI]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/aile-hekimliginde-ucret-kesintileri-sonlandirilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/aile-hekimliginde-ucret-kesintileri-sonlandirilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı Ömer Çeker Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM)
Görev Yapan Aile Hekimlerini ve Aile Sağlığı Çalışanlarını ziyaret etti. Çeker “ 6 ay Aile
Hekimliklerine uğramayan vatandaşlar için ASM Çalışanlarının maaşlarından kesinti
yapılması kabul edilemez” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HİÇBİR VİCDAN KABUL ETMEZ<br />
Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) görev yapan Aile Hekimlerini ve Aile Sağlığı Çalışanlarını<br />
ziyaret eden Şube Başkanı Çeker ziyaret sonrası açıklama yaptı. “ 6 ay Aile Hekimliklerine<br />
uğramayan vatandaşlar için ASM Çalışanlarının maaşlarından kesinti yapılmasını hiçbir<br />
vicdan kabul etmez” diyen Çeker, Türk Sağlık- Sen olarak ay başında her sağlık çalışanının<br />
ne kadar ücret alabileceğini TEK KALEM MAAŞ önerimizin ne kadar zaruri olduğu,<br />
bugünlerde aile hekimliklerinde yaşanan durumlar nedeniyle bir kez daha ortaya çıkmıştır.<br />
6 AY UĞRAMAYAN<br />
ASM de görev yapan Aile hekimlerine ve Aile Sağlığı Çalışanlarına 6 ay uğramayan<br />
(gelmeyen) vatandaşlar için ASM çalışanlarının maaşlarından kesinti yapılması ve Aile<br />
Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanlarının hiçbir sorumluluğu yokken bu durumdan dolayı<br />
cezalandırılarak ücretlerinin düşürülmesi kabul edilemezdir. Bunun yanı sıra ayrıca Hastalık<br />
Yönetim Platformu (HYP) düzenlemesinin de her çalışanın kendi yaptığı HYP üzerinden<br />
sorumlu olacağı bir düzenleme olmaması nedeniyle de mağduriyetin devam ettiği<br />
görülmüştür. Aile Sağlığı Merkezlerinden hizmet alan vatandaşın hiçbir sorumluluğu<br />
bulunmamaktadır, tüm sorumluluk ASM Çalışanı Aile Hekimine ve Aile Sağlığı Çalışanına<br />
yüklenmiştir.<br />
NEGATİF PERFORMANS KALDIRILMALI<br />
Sorumluluk ASM’den hizmet alan vatandaş ile çalışana eşit şekilde dağıtılmalıdır. NEGATİF<br />
PERFORMANS KALDIRILMALI ASM’de hekimden hizmet almak için günlük 75 hasta baş<br />
vuru yaptığında hekim performansını tam olarak alabiliyor. 43-44 hasta baş vuru yaptığında<br />
negatif performans alıyor. Aile Sağlığı Çalışanlarının da HYP ve sistemden kaynaklanan<br />
sorunlar bağlı eksi performans dan dolayı bu ayki maaşlarında azımsanmayacak derecede<br />
eksik maaşlar almışlardır. Örnek 3470 Kayıtlı nüfusu Hizmet veren Aile Sağlığı Çalışanı bu<br />
ay maaşını 7.000 TL Eksik almıştır, 3550 Kayıtlı Nüfusu olan Aile Sağlığı Çalışanı bu ay<br />
maaşını 8.856 TL. Yine 3880 Kayıtlı nüfusu olan Aile Sağlığı Çalışanı bu ay maaşını 11.500<br />
TL eksik almıştır.<br />
EKONOMİK KAYIP KABUL EDİLEMEZ<br />
Söz konusu bu iki ana mesele başta olmak üzere katsayılar ve memnuniyet oranına bağlı<br />
ödemeler gibi çalışanları mağdur eden düzenlemeler, geçtiğimiz hafta Genel Başkanımız<br />
Önder Kahveci tarafından Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci ’ye iletilmiş ve Sayın<br />
Bakan Yardımcısı da kısa süre içerisinde yapılacak yeni bir düzenleme ile bu durumun sona<br />
ereceğini ifade etmişlerdir. Fakat henüz herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>görülmemektedir. Söz konusu durum Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının ücretlerinde<br />
%20’ye varan kayıplara neden olmaktadır. Böyle bir kayıp kabul edilemezdir.<br />
MAĞDURİYETİ ORTADAN KALDIRMALI<br />
Bakanlık bir an önce gerekli düzenlemeyi yaparak bu mağduriyeti ortadan kaldırmalıdır.<br />
Mesele çok ciddi bir boyuttadır, aile hekimliği çalışanlarının hiçbir sorumluluğu olmamasına<br />
rağmen yaşadıkları bu kayıplar sistemin sürdürülebirliğinide tartışmaya açmaktadır. Bakanlık<br />
acil olarak düzenleme yapmalı ve bu duruma bir son vermelidir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı tüm<br />
çalışanların ücretlerinde her ay yeni bir sürpriz yaparak kesintiler uygulamaktan, çalışanların<br />
ekonomilerini belirsizliğe sürüklemekten vazgeçmelidir. Türk Sağlık- Sen olarak meseleyi<br />
tüm platformlarda takip etmeye ve çözüme kadar mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz<br />
ve edeceğiz.” Diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://mansetxcom.teimg.com/mansetx-com/images/upload/1-Omer_CEKER__Aile_HekimliYi_Komsiyon_Uyesi_Yengul_OZGUR.jpg" /></p>

<p>1- Şuben Bşk Ömer ÇEKER, Aile Hekimliği Komsiyon Üyesi Şengül ÖZGÜR<br />
2- Şuben Bşk Ömer ÇEKER,</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/aile-hekimliginde-ucret-kesintileri-sonlandirilmali</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Jun 2025 11:07:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/06/aile_hekimliginde_ucret_kesintileri_sonlandirilmali_h246322_e3605.jpg" type="image/jpeg" length="86124"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[LÖSEV’DEN LÖSEMİ VE KANSERLE MÜCADELE EDEN ÇOCUKLARA  100 BİN TL’LİK YARDIM ÇEKİ]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/losevden-losemi-ve-kanserle-mucadele-eden-cocuklara-100-bin-tllik-yardim-ceki-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/losevden-losemi-ve-kanserle-mucadele-eden-cocuklara-100-bin-tllik-yardim-ceki-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LÖSEV, lösemi ve kanser ile mücadele eden çocuklara ve ailelerine maddi ve manevi desteklerini
sürdürüyor. LÖSEV, sadece çocukların sağlıklarına kavuşmalarını sağlamakla kalmıyor, aynı
zamanda onların sosyal ve maddi ihtiyaçlarını da karşılayarak ailelerin omuzlarındaki ağır yükü

hafifletiyor. Bu yıl yüzlerce aileye 100 bin TL değerinde yardım çeki verilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı,  “Önce Çocuklar İyileşsin” çağrısıyla lösemi ve kanser<br />
 tedavisi gören çocukların tedavi masraflarını ve sosyal ihtiyaçlarını karşılıyor. Aylık düzenli nakdi desteklere<br />
ek olarak, yüzlerce aileye 100 bin TL değerinde yardım çekleri iletilmeye başlandı. Türkiye genelinde başlatılan<br />
100 bin TL’lik destek İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Hatay illerinde, lösemi ve kanser ile mücadele eden<br />
yüzlerce aileye ulaştırılmaya devam edilecek.<br />
&quot;Sizlerin sayesinde yalnız hissetmiyoruz&quot;<br />
LÖSEV tarafından 100 bin TL yardım yapılan Yalova’da yaşayan 13 yaşındaki Bahadır Bahadır’ın annesi<br />
mücadelesini şu şekilde aktardı: “Tanımızı 2022 yılının Aralık ayında aldık, bu süreçte hastanedeki doktorlar<br />
sayesinde LÖSEV’i tanıdık, başvurduk. Ziyaretleri, destekleriyle LÖSEV yetkilileri bizi hiç yalnız<br />
bırakmadılar. Her şey için Allah razı olsun, çok teşekkür ediyorum. Sizlerin sayesinde yalnız hissetmiyoruz.”<br />
Bağışlar Hayat Veriyor<br />
LÖSEV’e kayıtlı ailelerin yüzde 87’si asgari ücret ve altı gelire sahip. Bu nedenle, bağışlar LÖSEV’in 110 bini<br />
aşkın lösemili ve kanserli çocuklara ve ailelerine; yetişkin kanser hastalarına hayat veriyor. Bu bağışlar ile<br />
yurtdışı gezilerinden eğitim masraflarına ilaçlardan yoğun bakım tedavilerine çocuklara ve ailelerine<br />
ulaştırılıyor. 1990’lı yıllarda lösemide tedavi başarısı yüzde 20 civarındayken günümüzde kişiye özel tedaviler,<br />
sağlıklı beslenme ve bakımla LÖSEV’in Ankara’daki LÖSANTE Hastanesi’nde tedavi başarı oranı yüzde 94’e<br />
ulaşmış durumda. Söz konusu başarının, gönüllü ve bağışçılarının destekleriyle yüzde yüze ulaşması<br />
hedefleniyor. Daha fazla bilgi için www.losev.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/losevden-losemi-ve-kanserle-mucadele-eden-cocuklara-100-bin-tllik-yardim-ceki-1</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Jun 2025 17:16:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/06/losevden_losemi_ve_kanserle_mucadele_eden_cocuklara_100_bin_tllik_yardim_ceki_h246130_fde97.jpeg" type="image/jpeg" length="13372"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şiddetle evleri normalleştiriyor, zorba çocukları yetiştiriyor!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/siddetle-evleri-normallestiriyor-zorba-cocuklari-yetistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/siddetle-evleri-normallestiriyor-zorba-cocuklari-yetistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akran zorbalığının sistematik bir şekilde devam eden davranışlar olduğunu belirten, zorbalığın çocukların üzerindeki yıkıcı etkiler olduğunu söylüyor.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, akran zorbalığının nedenleri, çocukların psikolojik ve fiziksel etkileri ile bu duruma karşı ailelerin, tedavi ve okulların nasıl bir tedavi sergilemesi gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>Şiddetin onaylandığı ailelerde yaşayan çocuk, daha kolay zorbalık yapar</strong></p>

<p>Sistematik bir şekilde, sadece bir kere ile mahsus olmayan, yaşların bir araya getirdiği zorbalığın çeşitli türler olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, "En sık görülen fiziksel zorbalık ama bunun yanında sosyal zorbalık dediğimiz sözel zorbalık da var. İnternet hayatımıza devam etmekle birlikte diğerlerine bağlı olarak daha yeni bir kavram olarak siber zorbalık dediğimiz bir tür de var." dedi.</p>

<p>Luş, "En sık görülen sebepler arasında girişimsellik geliyor. Bu çocukların çok hareketleri, hatta belki tedavi edilmeyen hiperaktivite ve dikkat eksikliği gibi biyolojik parçalara sahip olanlara sahip olan çocuklar olabilirler. Bu durum ailesinde şiddet içeren olaylara ait olan çocuklarda da görülebilir. Küçüklükten beri onaylandığı yerlerde yaşayan bir çocuk, diğerlerine daha kolay zorbalık yapacaktır." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Travma devam ettiği için çocuk da kalıcı kurban rolünde kalıyor</strong></p>

<p>Akran zorbalığına maruz kalan yetişkinler yaşla birlikte devam edecek şekilde en sık korku , kaygı, anksiyete bozukluğu gibi ortaya çıktığını gösteren ifade eden Dr. Öğr. Melek Gözde Luş, “Okula gitmek istememek, ders başarısında düşüş, mide merkezi, başlangıç hızı gibi fiziksel özellikler ile takip edilen bir takım izleri fiziksel bir başlangıçta kalkışın belirtisi olabilir.” dedi.</p>

<p>Ailelerin dikkat etmesi gereken durumlara da değinen Luş, şunları söyledi:</p>

<p>"Zorbalığa uğrayan çocuklarda bu tip çok sık görülüyor. Aileler bunlara çok dikkat veriliyor. Tabii daha sonra öz değer kaybı, çocuğun kendi benlik algısında değişiklik de görülebiliyor. Çünkü bu süregiden bir durum, yani travma devam etmek için çocuk da kurbanda kalıyor. Bu da hem öz benlik azalmasında hem de onun üzerinde ağır bir şekilde psikiyatrik kırılmalara neden oluyor."</p>

<p><strong>Çocuk tek başına bir şey yapamadığında ailede ve öğretmenin devralınması önemli</strong></p>

<p>Çocukların akran zorbalığı ile nasıl başlayabileceğinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Çocuğu tek bir birey olarak görmüyoruz, çocuk tek başına pek bir şey yapamayabilir.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukların bu durumue ve ailelerine söylemeyeceğini, kendi başlarına da çözemediklerinde bir çıkmaza girmiş hissedeceklerini vurgulayan Luş, “Burada çıkmanın tek yolunun zorbanın her yerde olduğunu düşünebilirler. 'Sen de bir şey mi yaptın ki sana geldi vurdu?' dememek gerekiyor. Okulun devralınması ve özellikle fiziksel bir durum varsa bunu durdurması kendini güvende hissetmesi açısından çok önemli. Eğer çocuk kendini güvende hissetmeye başlarsa, o zaman kendisi bununla başlamayı adımını atar.”</p>

<p><strong>ödemeleri de yardım almayı öğrenmeli</strong></p>

<p>Zorbalık yapan çocukların yayılmasının, zorbalığın tedavisinin yapılması gereken bir durumun kabul edilmesinin önemli olduğuna dikkat edilmesi Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, "Dürtüselliğin çok kolay bir şey olmaması gerekir. dedi.</p>

<p>Akran zorbalığının önlenmesinin en etkili yolunun eğitim olduğunu kaydeden Luş, sonuçlarını şöyle tamamladı:</p>

<p>“Bu okul işlerinde özellikle çok küçük yaşlardan itibaren çocukların anlatılması, çocukların velilerinin, anne babalarının eğitilmesi, ayrıştırılması, yani bu parçaların parçaları varmaları, bununla nasıl başa çıkacaklarını öğrenmeleri, ondan sonra da hemen müdahale yoluyla kırılma yoluyla ancak engellenebilir.”</p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/siddetle-evleri-normallestiriyor-zorba-cocuklari-yetistiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Jun 2025 16:56:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/06/siddetle_evleri_normallestiriyor_zorba_cocuklari_yetistiriyor_h246122_30e95.jpg" type="image/jpeg" length="47183"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı yaşam arayışı diyetisyenlere ilgiyi artırdı!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/saglikli-yasam-arayisi-diyetisyenlere-ilgiyi-artirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/saglikli-yasam-arayisi-diyetisyenlere-ilgiyi-artirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artan obezite ve kronikleşen, bireyleri profesyonel destek almayı yönlendirdiğini dile getirerek, sosyal medyadaki beslenme konularının daha görünür hale gelmesinin de diyetisyenlik mesleğinin bilindiğini artırdığını söylüyor.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyetisyenlerin, bireyleri bilgilendirme ve bilinçlendirme yoluyla sağlıklı beslenme yayınlarının kazandırılmasında önemli rol oynayanları da kaydeden Beslenme uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, "Sosyal medyada uzman olmayan kimseler tarafından paylaşılan yanlış bilgiler nedeniyle bilgi yasaklanabiliyor." dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, son yıllarda diyetisyenlik mesleğine olan ilginin yükselişini, mesleğin sağlık alanındaki geniş rolünü ve popüler olarak bilinen yanlış eğitim yeteneklerini değerlendirdi.</p>

<p><strong>Sağlıklı yaşam bilinci arttı</strong></p>

<p>Son yıllarda sağlıklı yaşam bilincinin artmasıyla birlikte diyetisyenlik mesleğine olan ilginin de hızla arttığını kaydeden Hatunoğlu, "Artan obezite ve kronik hastalık, bireyleri profesyonel beslenme desteği almaya yönlendirilirken; sosyal medyada destek konularının daha görünür hale gelmesi de hastalığın bilinirliği artırılmıştır." dedi.</p>

<p><strong>Herkesin bir diyetisyeni var mı?</strong></p>

<p>"Herkesin neredeyse bir diyetisyeni var" algısının tam kelimenin tam anlamıyla gerçeğini yansıtıyorsa da küresel diyetisyene olan ilginin arttığını gösterdiğini olumlu olduğunu söylüyor Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, "Ancak bu durum, bazı kimselerin diyetisyen profili olmadan eğitim yatırım faaliyetlerina da zemin hazırlayabilir. Bu durum da mesleğin itibarı ve halk sağlığı açısından riskler taşıyabilir." uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Sadece kilo verme ya da alma değil</strong></p>

<p>Diyetisyenliğin sadece kilo verme ya da alma ile sınırlı olmadığı dikkati çeken Hatunoğlu, "Diyetisyenler, yeterli ve sağlıklı beslenmeyi sağlayarak sağlığın korunması ve iyileştirildiğinde, durdurulamayan ve tedavi rolleri. Diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, kanser gibi hastalıklarında beslenmede beslenmesinde; beslenmesi, çocuk ve ergen beslemesi, mevcut ve emziklilikte beslendiğiniz, toplu olarak görev sırasında çok fazla yerdeyken menüde ayakta durmak ve kurumsi gibi de mevcuttur." diye konuştu.</p>

<p><strong>'Mucize Diyetler' kısa sürede kalıcı kilo kaybı sağlamaz</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda beslenme ile ilgili pek çok yanlış yayın yaygın şekilde kabul edilmesi ve bu durumun sağlık açısından olumsuz olduğunu gösteren Hatunoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p>"Örneğin sadece tek tip beslenmeyle zayıflanabileceği, öğün atlamanın kilo desteği olduğu ya da detoks sıvılarıyla temizlenebilir gibi bilgiler bilimsel temelden uzaktır. Ekmek veya hızların kesilmesi, yağsız beslenmenin olduğu için veya 'mucize diyetlerin' kısa sürede kilo kaybı sağlayacağını da sık yapılan hatalardandır. verir ve kişiye özel danışmanlık verirler.”</p>

<p><strong>Sosyal medyadaki uzman olmayanlara dikkat</strong></p>

<p>Diyetisyenlerin, bireyleri bilgilendirme ve bilinçlendirme yoluyla sağlıklı beslenmenin kazandırılmasında önemli rol oynadığını da kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, "Halk sağlık çalışmaları, danışmanlık hizmetleri ve medya aracılığıyla sağlıklı etkilerin yayılmasını sağlar. Sosyal medya ise bu bilgilerin yaygınlaşmasını hızlandıran bir aracıdır. Sosyal medyada uzman olmayan kimseler tarafından yazılımlar yanlış bilgiler nedeniyle bilgi kirliliği de oluşabilmektedir. Bu nedenle halkın korunması amacıyla güvenilir bilgi alınması için çalışılmaktadır." dedi.</p>

<p>Diyet beslenmenin, üniversitelerin ve Diyetetik lisans programlarından mezun olan ve “diyetisyen” unvanını elde edebilen bir meslek olduğunu hatırlatan Hatunoğlu, “Bu şekilde diyetisyen ile çalışırken diploması olan, Sağlık Bakanlığı çalışanlardan başvurulmalıdır. ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Online diyetisyenlik hizmetleri avantajı mı?</strong></p>

<p>Online diyet paketleri, özellikle yoğun programlı veya farklı şehirlerde yaşayan bireyler için erişilebilir ve pratik bir çözüm bulabileceğiniz ifade eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, "Zaman tasarruf ve konfor açısından olumludur. Ancak yüz yüze görüşmelerde iletişim ve motivasyon desteği çevrimiçi görüşmelerde her zaman sağlanamayabilir. Bu nedenle çevrimiçi hizmetlerin uzman kişilerce içten ve yüze yüze yüze destekle desteklenmesi önemlidir." diye konuştu.</p>

<p>Diyetisyenlerin, sağlık ekiplerinin önemli bir parçası olduğunu da anlatan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, "Kronik hastalık, yeme bozuklukları, obezite, diyabet gibi hastalık gibi hastalık doktorları, psikologlar, fizyoterapist gibi diğer sağlık profesyonelleriyle birlikte bireylerde bütüncül şekilde ele alınabilir. Bu iş birliği tedavisi sürecini hızlandırır hem de yaşam durumları mevcuttur." Şekilli şekiller tamamlandı.</p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/saglikli-yasam-arayisi-diyetisyenlere-ilgiyi-artirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Jun 2025 13:27:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/06/saglikli_yasam_arayisi_diyetisyenlere_ilgiyi_artirdi_h246097_5d065.jpg" type="image/jpeg" length="11988"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Kilo Vermek Sosyal Medyada Değil, Bilimde Gizli!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/saglikli-kilo-vermek-sosyal-medyada-degil-bilimde-gizli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/saglikli-kilo-vermek-sosyal-medyada-degil-bilimde-gizli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde “3 günde 5 kilo verdiren diyet” gibi bilgilerle sosyal medyada hızla yayılan haber önerileri, özellikle gençler başta olmak üzere pek çok kişinin etkisinde yer alıyor. Ancak kullanılabiliyor: Bu diyetlerin büyük çoğunluğu talimatlara dayanmıyor ve uzun süreli ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>6 Haziran Diyetisyenler Günü etkinliğiyle ilgili açıklamalarda bulunan Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, bilgilerin arttığı bu dönemde sağlığımızı korumanın en etkili yolunun uzman desteği aldığını vurguluyor.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Popüler diyetlerin arkasında yatan riskler</strong></p>

<p></p>

<p>Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, “3 5 kilo verin” gibi sloganlarla yaygınlaşan diyetlerin genellikle çok düşük kalorili programlar olduğunu ve sağlar: “Bu tür programlar hızlı kilo kaybı vaadiyle pazarlanıyor ama gerçekte kas ve sıvı olabilir neden olabiliyor. Özellikle kronik hastalığı olan ya da hamile-emziren için ciddi riskli taşıma . kilo kaybının ödemesi ve değiştirilmesi gerekir ve yalnızca uzmanın gerekli gördüğü şekilde sürdürülür.”</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Tek tip beslenme fiziksel sağlığı tehdit ediyor</strong></p>

<p></p>

<p>Yumurta diyeti, lahana çorbası diyeti gibi “tek tip” diyetlerin uzun süreli iyileşmesinin başarısızlıkla sonuçlandığını söyleyen Öztürk, bu tür tedavi yöntemlerinin vitamin, mineral ve lif eksikliklerine, saç dökülmesine, cilt problemlerine ve kabızlık gibi bakımlara yol açtığını belirtiyor. Özetle, tek tip diyetler genellikle tek bir grup olarak odaklandığı için diğer besin gruplarının yönetimi temel vitamin, mineral, protein, yağlar ve karbonhidratlar gibi ögeleri yetersiz alınır.</p>

<p></p>

<p><strong>Detoks içecekleri gerçekten işe başlıyor mu?</strong></p>

<p></p>

<p>Son yıllarda talimatlar “yağ yakan kürler” ve “detoks içecekleri” konusuna da katılan Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, bu odanın uzun vadeli etkili ve güvenilir bir yöntem olmadığını belirtiyor: “Vücudumuzun doğal detoks kurulumu zaten var. Bilinçsizce yapılan kürler vitamin-mineral tüketimi ve sindirimine yol.”</p>

<p></p>

<p><strong>Ergenlerde kısıtlayıcı diyetler gelişimi olumsuzlaştırıcı</strong></p>

<p></p>

<p>Özellikle güç üzerinde sosyal medyadaki diyet baskısının psikolojik sorunlarına değinen Öztürk, "Bu yaş gruplarında beden imajı sorunları ve yeme yaygınlaşıyor. Gelişim sırasında beslenme ihtiyaçları göz ardı edilmemeli. Ergenlik çağındakiler halihazırda büyüme ve gelişme sürecindedir; bu dönemlerde aşırı kısıtlayıcı diyetler uygun uyarıda bulunmuyor".</p>

<p></p>

<p><strong>Bilimsel olmayan tarifelere temkinli yaklaşın</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Sosyal medyada bir tarife popüler olabilir ama onu sağlıklı yapmaz” diyen Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, tariflerin verilerinin kaynağın sorgulanması gerektiğini söylüyor. Kalorisi yüksek ya da bireyin ihtiyacına uygun olmayan tarifler gelişigüzel gücünün zararlı olabileceğini belirtiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Standart diyetler bireyleri yanıltıyor</strong></p>

<p></p>

<p>Yaş, cinsiyet, sağlık durumu gibi krizler göz ardı edilerek verilen standart diyetlerin hem fiziksel hem de psikolojik sağlık üzerinde olumsuz etkiler olduğunu vurgulayan Öztürk, kişinin özel planlamasının şartı olduğunu söylüyor.</p>

<p></p>

<p>Standart diyetlerde vitamin ve mineral eksikliklerine, zayıflamaya ve sindirim problemlerine de yol açabilirsiniz. Bu nedenle sağlıklı kilo verme ya da genel sağlık hedefi için mutlaka diyetisyenler tarafından kişisel ihtiyaçlara uygun, dengeli ve sürdürülebilir beslenme planları oluşturulmalıdır. Böylece hem fiziksel hem de psikolojik açıdan daha sağlıklı ve kalıcı sonuçlar elde etmek mümkün olur.</p>

<p></p>

<p><strong>Hızlı kilo kaybıyla sürdürülebilir yaşam tarzı</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>düzenli olarak gelse de uzun süre sürdürülememesinin en büyük şekliyle, bu diyetlerin genellikle çok kısıtlayıcı olması ve genel olarak dengeli çalışması için gereken besinleri yeterince sağlamasıdır. Hızlı kilo verme vaat etmeyen diyetler kısa sürede tartıda gözle görülür düşüşler yaşatsa da sürdürülebilirlik açısından ciddi zayıflıklara sahip. Diyetisyen Öztürk, bu diyetlerin kas kaybı, sağlık durumunun zayıflığı gibi olumsuzluklara yol açabileceğine dikkat çekiyor ve sistematik hedefler ve sağlıklı gelişimlerle ilerlemenin daha sağlıklı olduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Diyetisyenler planlama yaparken dikkat etmezler mi?</strong></p>

<p></p>

<p>Diyetisyenler, bireylere özel beslenme planı oluştururken birçok faktör bir arada değerlendirilir. Yaş, sağlık durumunu, fiziksel aktivite düzeyini, yaşam tarzını ve yeme alışkanlığını dikkate almadan bireye özel planlama yaparak Diyetisyen Esra Öztürk, “Amacımız sadece kilo vermek değil; sağlığı koruyucu, sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmak” diyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Kilo verme sürecinde egzersiz ve psikoloji de önemli</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>“Sağlıklı kilo kaybı yalnızca diyetle değil, fiziksel aktivite ve psikolojik iyi oluşmayla desteklenmeli” diyen Öztürk, bu sürecin sabır ve tükenmeyle tamamlanması gerektiğini söylüyor. Haftanın belirli ritmi düzenli yürüyüş, koşu gibi kardiyo egzersizleriyle birlikte kasları güçlendirme ağırlık çalışmaları yapmak metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını desteklemek.</p>

<p></p>

<p>Zihinsel sağlık ve yaşam tarzı özelliği bu sürecin doğrudan etkileri. Yeterli ve kaliteli uyku almak, stresten uzaklaşma talimatları ve küçük adımlarla analitik hedefleri belirlemek motivasyonu yüksek tutarlılık. Sağlıklı beslenme, tek bir mucize yiyecek yerine doğru beslenme politikaları ve sürdürülebilir davranışların değiştirilmesi ile oluşur.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Sosyal içeriklerin bilgi dağılımına dikkat!</strong></p>

<p></p>

<p>Uzman Diyetisyen Esra Öztürk, internetten veya sosyal medyadan beslenme-diyet ile ilgili bilgi arayan kişinin kaynağın güvenirliğine çok dikkat edilmesinin tükendiğini çiziyor. Öztürk, bu konuda sadece Dünya Sağlık Örgütü ve resmi sağlık kurumlarından gelen bilgilerin tercih edilmesinin planlandığını söylüyor.</p>

<p></p>

<p>Resmi sağlık kuruluşlarının (WHO, NIH, CDC, Sağlık Bakanlığı vb.) sosyal medya hesapları ve web siteleri güvenilir bilgi kaynakları arasında yer almaktadır. Sosyal medyadaki her hikaye veya şaşırtıcı iddia doğru olmayabilir. Dikkatli olmak ve gerekli kontrolleri sağlamak sizi yanıltıcı bilgilerden korur.</p>

<p></p>

<p><strong>Takviye ürünleri kültürsüzce kullanılmamalı</strong></p>

<p></p>

<p>Günümüzde birçok ürün, dağıtım alanı beslemesi veya sağlıksız kişiler tarafından sosyal medya üzerinden "mucize" etiketiyle tanıtılıyor. Bu tür içeriklere temkinli yaklaşmak son derece önemli. Çünkü sağlığımız, çevresel koşullar ve uzman desteğine dayanıklı; reklam ve popülerlik uğruna riske atılmamalı…</p>

<p></p>

<p>Vitamin-mineral takviyelerinin gerekli olduğu durumlarda diyet yaparak diyet yapan Öztürk, bu durumun istenmeyen ancak bir sağlık profesyonelinin süreçleriyle kullanılmasının önemine dikkat çekiyor. "Bir ürün ne kadar popüler olursa olsun etkili ve güvenli olup olmadığı ancak uzman değerlendirmesiyle anlaşılabilir. Herhangi bir takviye ya da ürün kullanılmadan önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılmalı, kişisel ihtiyaçlara göre hareket edilmelidir" diyor.</p>

<p></p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>6 Haziran Diyetisyenler Günü'nde Toplum Bilinçlenmeli</strong></p>

<p></p>

<p>Çakmak Erdem Hastanesi'nde görev yapan Uzman Diyetisyen Esra Öztürk şöyle tamamlıyor: "Diyetisyenler olarak bilimsel yöntemlerle sağlanan çözümlerle toplum arkadaşlarınızsınız. 6 Haziran Diyetisyenler Günü'nde sağlıklı yaşam için doğru beslenmeye ulaşmalarını ve bu yolda diyetisyen destek almalarını öneriyorum."</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong> </strong></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/saglikli-kilo-vermek-sosyal-medyada-degil-bilimde-gizli</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 10:30:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/06/saglikli-kilo-vermek-sosyal-medyada-degil-bilimde-gizli_95f1b.png" type="image/jpeg" length="29717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı’nda Sağlıklı Sofralar İçin Altın Kurallar]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/kurban-bayraminda-saglikli-sofralar-icin-altin-kurallar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/kurban-bayraminda-saglikli-sofralar-icin-altin-kurallar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda kırmızı et tüketimi artarken, beraberinde bazı sağlık risklerini de getirebiliyor. Bu nedenle doğru saklama, pişirme ve tüketimin hayati önem taşıması.

Bayındır İçerenköy Hastanesi'nden Uzman Diyetisyen Şeyda Aydın Yaşar “Et tüketiminde ölçüm, pişirme yöntemi ve hijyen hayati önemi taşıyor” diyerek sağlıklı bayram sofraları için önemli uyarılarda bulundu.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurban Bayramı'nda kırmızı et tüketimi artarken, beraberinde bazı sağlık risklerini de getirebiliyor. Bu nedenle doğru saklama, pişirme ve tüketimin hayati önem taşıması.</strong></p>

<p><strong>Bayındır İçerenköy Hastanesi'nden Uzman Diyetisyen Şeyda Aydın Yaşar “Et tüketiminde ölçüm, pişirme yöntemi ve hijyen hayati önemi taşıyor” diyerek sağlıklı bayram sofraları için önemli uyarılarda bulundu.</strong></p>

<p>Kurban Bayramı'nda artan et tüketimi, beraberinde gelen doğru pişirme, saklama ve tüketim birikimlerini da zorunlu hale getiriyor; sağlıklı bir bayram yaşamak için önerilerne kulak vermek büyük önem taşıyor. Doymuş yağ ve içerik içeriği yüksek olan yağlı etler, özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet (şeker hastalığı) ve hipertansiyonlu olan bireyler için risk oluşur. Bu kişinin Kurban Bayramı'nda yağsız veya az yağlı etleri tercihleri, kişisel kontrollere dikkat edilmemesi ve etleri mutlaka salata gibi lifli yiyeceklerle birlikte tüketmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>KIZARTMALARDAN UZAK DURUN, ETİ SEBZEYLE PİŞİRİN</strong><br />
Etlerin pişirme yönteminin sağlığını doğrudan değiştirmeni <strong>Uzm.</strong> <strong>Dyt.</strong> <strong>Şeyda Aydın Yaşar</strong> , <em>"Haşlama, ızgara ve yağsız sote gibi sağlıklı beslenme yöntemleri tercih edilir. Yüksek ısıda buharlaşma gibi parçalanmalar, kanserojen madde oluşumuna neden olabilir. Ayrıca etleri sebzelerle birlikte beslenme çeşitliliğini artırma yöntemiyle bir beslenme düzeni oluşturulur"</em> şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>HER GÜN ET YİYEBİLİRSİNİZ AMA SADECE BİR ÖĞÜNDE</strong><br />
Sağlıklı olacağı bayramda her gün tüketilebilir ancak bunun için sadece bir öğünle sınırlandırılması vurgulayan <strong>Uzm. Dyt.</strong> <strong>Şeyda Aydın Yaşar,</strong> <em>“Diğer öğünlerde sebze, salata, meyve ve yoğurt gibi besinlerin ağırlığı verilmeli”</em> dedi.</p>

<p><strong>SU İÇMEYİ UNUTMAYIN</strong><br />
Yeterli sıvı alımının özellikle yaz aylarında önemli olduğunu hatırlatan <strong>Yaşar</strong> , <em>“Bayram boyunca bol su içmeye özen gösterilmeli, içeceklerin tüketimi ölçülü olmalı”</em> uyarısında bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YEMEKTEN SONRA HAREKET EDİN</strong><br />
<strong>Uzm. Dyt.</strong> <strong>Şeyda Aydın Yaşar,</strong> bayramda hareketsiz kalmanın önemine de değinerek, <em>"Yemeklerden sonra yürüyüş yapmak, bisiklete binmek veya açık havada oyun oynamak hem parçalananlar hem de metabolizmayı canlı tutar"</em> dedi.</p>

<p><strong>ETLER KENDİ YAĞIYLA PİŞİRİLMELİ</strong><br />
Et yemeklerinin hazırlanışına da dikkat edilmesi <strong>Yaşar</strong> , <em>"Etler ilave yağ kullanılmadan kendi yağıyla pişirilmeli. Özellikle kuyruk yağı ve hafızada gibi doymuş yağlar eklenmemelidir. Izgarada pişirilirken de etin kömürleşmemeli"</em> diye konuştu.</p>

<p><strong>HİJYEN KURALLARINA MUTLAKA UYULMALI</strong><br />
Kesim öncesi ve sonrası hijyen kurallarına dikkat edilmemesinin halk sağlığı için ciddi tehdit oluşturduğunu belirten Yaşar, <em>"Etler çiğ veya az paketlenmiş olarak kesinlikle tüketilmemeli, zira bazı zoonoz bulaşma bu şekilde insanlara bulaşabilir"</em> dedi.</p>

<p><strong>ETLER KÜÇÜK PORSİYONLARA AYRILARAK DONDURULMALI</strong><br />
Etin saklama koşullarının da çok önemli olduğunu söyleyen <strong>Yaşar,</strong> <em>"Etler birer yemeklik sınıflara ayrılarak saklanmalı ve -18 derece gibi uygun yerlerde dondurulmalıdır. Donmuş etin çözülüp tekrar dondurulması ciddi sağlık riskleri doğurur"</em> dedi.</p>

<p><strong>ET HEMEN TÜKETİLMEMELİ, 24 SAAT DİNLENDİRİLMELİ</strong><br />
<strong>Yaşar,</strong> ölüm cezasının sürdürülmesi için kurban etinin devam ettiği en az 24 saat dinlendirilmesinin belirtilmesi gerektiğini belirterek, <em>"Aksi takdirde sindirimi zor olabilir. Et yemeklerinin yanında sebze ve tam kesintiler tercih edilmeli"</em> kullanıldı.</p>

<p><strong>BAYRAM SOFRALARI DENGELİ VE SAĞLIKLI OLABİLİR</strong><br />
Son olarak tüm bu önerilerin sadece hastalıkları önlemek için değil, genel sağlığın korunması açısından da önemli olduğunu vurgulayan <strong>Uzman Diyetisyen Şeyda Aydın Yaşar</strong> , <em>"Et tüketiminizi dengeleyin, sofranızdan sebzeyi eksik etmeyin, su içmeyi ihmal etmeyin. Bayramı sağlıklı geçirmenin en güzel yolu budur"</em> dedi.</p>

<p><strong><em><u>Bayındır Sağlık Grubu Hakkında:</u></em></strong></p>

<p><em>Bayındır Sağlık Grubu'nun temeli, 1992 yılında zaten adıyla Bayındır Tıp Merkezi ile hizmet vermeye başlayan Bayındır Hastanesi'ne dayanmaktadır. İş Bankası grup raporlamadan olan Bayındır Sağlık Grubu, kısa süren sağlık alanında referans kurumlardan biri haline gelmeyi başarırken, bunda tam zamanlı çalışan kayıtları hekim kadrosunun yanı sıra, hedeflenen kalite hizmet anlayışını sağlamak için kurum tarafından özümsenen temel değerler de önemli bir rol oynamaktadır. Etik değerlere göre kanıta dayalı tıp ve hastaya odaklı hizmet anlayışına sahip Bayındır Sağlık Grubu, Bayındır Söğütözü Hastanesi ile başlayan bu anlayışını kısa sürede Bayındır Kavaklıdere Hastanesi, Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi'nin yanı sıra, İstanbul'da Fenerbahçe, Beşiktaş, İş Kule, Tuzla, Ataköy ve İzmir Alsancak olmak üzere 6 farklı yerde bulunan Bayındır Kliniklerinde de başarılı, vermekte olduğu sağlık hizmetinin etkisi genişletmiştir.</em></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/kurban-bayraminda-saglikli-sofralar-icin-altin-kurallar</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 16:46:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/06/kurban_bayraminda_saglikli_sofralar_icin_altin_kurallar_h246011_72f52.png" type="image/jpeg" length="81025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz hekimleri Ankara'da 4 gün boyunca canlı yayında 70 faaliyet gösteriyor]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/goz-hekimleri-ankarada-4-gun-boyunca-canli-yayinda-70-faaliyet-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/goz-hekimleri-ankarada-4-gun-boyunca-canli-yayinda-70-faaliyet-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği'nin Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile gerçekleştirdiği 9'uncu Cerrahi Cerrahi Sempozyumu, 29 Mayıs Perşembe günü Ankara'da başladı. 01 Haziran'a kadar sempozyum kapsamında hekim gözlerinin TC Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna ve kayıtlı olarak devam eden hekimlere katılan hekimlere aktarılıyor.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
	<tbody>
		<tr>
			<td align="center" valign="top">
			<table class="table table-bordered table-sm">
				<tbody>
					<tr>
						<td valign="top">
						<p>Türkiye'deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye'deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartlarında etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği'nin her yıl desteklediği Ulusal Kongre'den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi ve tecrübelerini paylaşmalarına olanak sağlayan sempozyum kapsamında <strong>TC Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile farklı birimlerde 70</strong> ameliyatla gerçekleştiriliyor. Ameliyatlar canlı yayınla yüksek gelirli olarak <strong>Bilkent Otel ve Kongre Merkezi</strong> 'ndekatılımcılar ve çevrimiçi olarak devam ediyorn katılan göz hekimleri tarafından izlenebilecek.</p>

						<p></p>

						<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Huban Atilla</strong> , “Bu yıl düzenlenen TOD 9'uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu geçen yıl olduğu gibi Türk Oftalmoloji Derneği Pediatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Oküloplastik Cerrahi, Kornea ve Oküler, Glokom, Katarakt ve Refraksiyon Cerrahisi ve Vitreoretinal Cerrahimizin yardımlarıyla <strong>TC Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi</strong> ameliyathanelerinde, 29 Mayıs-01 Haziran-01 Haziran 2025 arasında <strong>Bilkent Otel ve Kongre Merkezi'nde</strong> gerçekleştirilecek. dedi.</p>

						<p></p>

						<p><strong>Sempozyumda 4 günde 70 ameliyat yapılacak</strong></p>

						<p>Prof. Dr. Huban Atilla, sempozyuma 4 gün boyunca ustanın ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 1000'den fazla göz hekiminin katıldığını şu şekilde devam etti. Geçen yıl yine Ankara'da sağladığımız sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz takip paneli. Yurt içinde yaklaşık 900, 500'ün üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımızın sağlıklarına kavuştular. Bu yıl yine TC. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 70 hastamızın ameliyatını planlıyoruz.” diye konuştu.</p>

						<p></p>

						<p><strong>Dünya kalitesinde sempozyum</strong></p>

						<p>Prof. Dr. TOD Canlı Cerrahi ekibine, birim başkanları ve üyelerimize, cerrahlarımıza, moderatör ve salon koordinatörlerimize, destekleriyle canlı sempozyumun sağlanmasını sağlayan Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof.Dr. Dr. Özlem Evren Kemer'e, katılımları ile sempozyumu Ödül alan TOD üyesi tüm göz hekimi meslektaşlarımın ona birine teşekkür ediyorum.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

						<p></p>

						<p></p>
						</td>
					</tr>
				</tbody>
			</table>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td align="center" valign="top"></td>
		</tr>
	</tbody>
</table>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/goz-hekimleri-ankarada-4-gun-boyunca-canli-yayinda-70-faaliyet-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 30 May 2025 11:00:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/05/goz_hekimleri_ankara_da_4_gun_boyunca_canli_yayinda_70_faaliyet_gosteriyor_h245956_b241a.jpeg" type="image/jpeg" length="64634"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zimmer Biomet, Acıbadem Sağlık Grubu ile Yeni Bir Küresel Anlaşma imzalandı]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/zimmer-biomet-acibadem-saglik-grubu-ile-yeni-bir-kuresel-anlasma-imzalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/zimmer-biomet-acibadem-saglik-grubu-ile-yeni-bir-kuresel-anlasma-imzalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel medikal teknoloji lideri Zimmer Biomet Holdings, Acıbadem Sağlık Grubu ile yeni bir küresel anlaşma imzalayarak, uzun süredir devam eden istikrar ve inovasyon, mükemmel robotik ve dijital teknolojiler kanalıyla kas-iskelet sistemi bakımını ilerletme başarısını ortak kararlılıklarını da genişlettiğini duyurdu.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
	<tbody>
		<tr>
			<td align="center" valign="top">
			<table class="table table-bordered table-sm">
				<tbody>
					<tr>
						<td valign="top">
						<p>Sözleşme kapsamında, Türkiye'de ve uluslararası alanda son teknoloji hastaneler ve sağlık tesisleri ağına sahip olan Acıbadem Sağlık Grubu robotik sistemleri, ortopedi implantları ile görüntüleme ve sistemleri çözümlerini de dahil olmak üzere kapsamlı sermaye ekipmanları da dahil olmak üzere Zimmer Biomet'in gelişmiş teknolojilerini ortopedi ve ekleme cerrahisi bölümlerini sağlama fırsatlarını araştırmaktadır.</p>

						<p>Bu iş birliğinde ayrıca Zimmer Biomet'in veri odaklı klinik bilgileri, uzaktan bakım yönetimi ve hastalık süreci daha iyi karar desteği sağlayan akıllı implant değişimi içeren daha geniş dijital ve teknoloji çözümleri paketleri de entegre edilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

						<p>Zimmer Biomet EMEA Grup Başkanı Wilfred van Zuilen, "Acıbadem Sağlık Grubu ile ortak olarak, sağlık hizmetlerinde faaliyet gösteren bir ortamda Türkiye'de ve bölgesel kas-iskelet sistemi bakımının ısısı doğuruyoruz. Bu iş ile daha fazla insanın ağrısını hafifletmeyi ve yaşam şiddetini artırmayı hedefliyoruz." dedi.</p>

						<p>Acıbadem Grubu'nun sahibi Sayın Mehmet Ali Aydınlar şunu ekledi: "Sağlık hizmetlerinde bir lider olarak Acıbadem, hasta sonuçlarının öğrenilebilir için her zaman çözülebilir aramaktadır. Zimmer Biomet ile yaptığımız bu iş birliği, karmaşık teknolojiler ve dijital çözümler ortopedi programlarımıza entegre etme stratejisimizle aynı çizgidedir. Dünya standartlarında bakım hizmeti sunmak için birlikte daha yakın dörtlü bakım hizmeti sunuyoruz."</p>

						<p>“Bu anlaşma, karşılıklı saygı ve klinik mükemmeliyete dayanan bir ilişki üzerine inşa edildi.” diyen Zimmer Biomet Türkiye Ülke Müdürü Erdem Taner ise şunları söyledi: “Cerrahların kişiselleştirilmiş, yüksek kaliteli bakımlarına yardımcı olmak için Acıbadem'in dünya standartlarındaki ortopedi ekiplerini veri ve başarı eylemini teknolojilerle desteklemekten gurur duyuyor.”</p>
						</td>
					</tr>
				</tbody>
			</table>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td align="center" valign="top"></td>
		</tr>
	</tbody>
</table>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/zimmer-biomet-acibadem-saglik-grubu-ile-yeni-bir-kuresel-anlasma-imzalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 29 May 2025 11:40:08 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/05/zimmer_biomet_acibadem_saglik_grubu_ile_yeni_bir_kuresel_anlasma_imzalandi_h245929_66531.png" type="image/jpeg" length="46469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HİPERTANSİYON YAŞINI ÖNE ÇEKEN  8 ÖNEMLİ NEDEN!]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/hipertansiyon-yasini-one-ceken-8-onemli-neden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/hipertansiyon-yasini-one-ceken-8-onemli-neden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada olası olası ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan yüksek atar damarlardaki kan basıncının sürekli normalin üzerinde izlenmesi olarak tanımlanıyor. Dünyada 1 milyar 280 milyonun, günümüzde de 16 milyonu aşkın kişinin hipertansiyon hastası olduğu belirtiliyor. Bir başka deyişle, onun 3'ü vardı 1'i hipertansiyonla mücadele ediyor. genel olarak, yapılan son çalışmalar, gelecekte 20'li yaşlarda, hatta 15-19 yaş aralığında bile giderek daha sıklaştığı ortaya çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.

]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hipertansiyonda teşhis ve yaşamsal önem taşıdığını vurgulayan <strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.</strong> <strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.</strong> <strong>Murat Turfan,</strong> engelli yaşını öne çıkaran 8 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>

<h2></h2>

<h2>Obezite</h2>

<p>Modern yaşamın sonucu olarak azalan fiziksel aktivite ve fast food tarzı tüketimin artması gibi değişkenler nedeniyle obezite gençlerde hızla yaygınlaşıyor. Obezitenin yol açtığı en önemli ilerlemenin başında ise hipertansiyonun geldiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.</p>

<p><strong>Nasıl önlem alınmalı?</strong> Sağlıklı beslenerek ve düzenli egzersiz yaparak Vücut Kitle İndeksini 18.5–24.9 aralığında bakımlı bir şekilde sürdürüyor.</p>

<h2></h2>

<h2>aşırı tuz tüketimi</h2>

<p>Sodyum, toplumun bilinen adıyla tuz, damarların kasılmasına neden olarak tansiyonu yükseltiyor. Hipertansiyonun son yıllarda gençlerde daha sık görülmesinde, içeriğinde bol miktarda barındıran fast food ürünlerine yönelik önemli bir rol oynamaktadır.</p>

<p><strong>Nasıl önlem alınmalı?</strong> Dünya Sağlık Örgütü, günlük 5 gramdan fazla tuz tüketilmemesine dikkat çekiyor. Yemeklerinizi tuz yerine baharat, limon veya sarımsakla tatlandırın. Fazla tuz içermeleri nedeniyle fast food ve paketli gıdalardan da kaçınmak.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Hareketsiz bir yaşam</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'ne göre gençlerin yüzde 80'inden fazlası yeterince hareket etmiyor; Boş zamanlarını cep telefonu ve tabletle karşı karşıyasınız. Fiziksel aktivite eksikliği de damar sağlığını bozarak kan basıncını yükseltiyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem alınmalı?</strong> Haftada 150 dakika egzersiz yapan bireylerde risk yüzde 30 oranında azalıyor. Haftada en az 5 gün, günde 30 dakika yürüyüş veya kardiyo egzersizleri planlama yeteneği edin.</p>

<p></p>

<p><strong>Sigara ve alkol kullanımı</strong></p>

<p>Sigara, damarların yayılımına ve damar içi hasara yol açabiliyor. Bu nedenle, sigara kullanan gençlerde hipertansiyon riski içmeyenlere göre yüzde 20 oranında daha fazla oluyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, düzenli alkol tüketiminin kan basıncının yükselmesinin önemli bir etken olduğunu vurgulayarak, "Haftada 100 gramdan fazla alkol almakta risk oranının yüzde 40 oranında yükselebildiğini" söylüyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem alınmalı?</strong> Sigaraya hiç başlamayın, kullanıyorsanız en kısa sürede bırakın. Alkolü tamamen bırakın veya sınırlandırın.</p>

<p><strong> </strong></p>

<h2>Uyku kuralları</h2>

<p>Günümüzde gençlerde genellikle teknoloji tüketimi, stres veya fazla kiloların nedeni uykusuzluk ile uyku apnesi gibi uyku bozuklukları da geç yaşını öne çıkarıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.</p>

<p><strong>Nasıl önlem alınmalı?</strong> Uyku kalitesine dikkat edin ve horlama sorunlarız varsa mutlaka uyku konusunda uzman bir hekime başvurunuz.</p>

<h2></h2>

<h2>Kahve ve enerji içecekleri</h2>

<p>Enerji içecekleri, özellikle de kahve gençlerin en çok tercih ettikleri içecekler. Ancak içeriklerde bulunan kafein aşırı çalıştırılarak nabzı ve tansiyonu yükselten bir sıcaklığa sahip. Örneğin 400 mg'ın üzerindeki kafein (4 fincan kahve) tansiyonda ani artışlara yol açabiliyor. Enerji içecekleri yaklaşık dört fincan kahve ile aynı miktarda kafein içerir.</p>

<p><strong>Nasıl önlem alınmalı?</strong> Günde 2-3 fincandan fazla kahve tüketmeyin, enerji içeceklerinden de kaçının.</p>

<p></p>

<h2>Stres ve kaygı</h2>

<p>Günümüzde gençlerin strese neden olan faktörlere fazla maruz kalmaları da hızlı bir şekilde tetikleniyor. Zira, stres hormonları damarların burulmasına yol açarak kan basıncını artırabiliyor. Yapılan çalışmalarda, kronik stres yaşayan bireylerin risk riskinin 2 kat artabildiği gösteriliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem alınmalı?</strong> Meditasyon veya gevşeme egzersizleri yaparak, yeni bir hobi edinerek stres yönetiminizi geliştirebilirsiniz.</p>

<p></p>

<h2>Bazı böbrek hastalıkları</h2>

<p>Bazı böbrek hastalıkları oksijen ve sıvı dengesi bozuluyor, bunun sonucu kan basıncı yükseliyor. Yapılan çalışmalar, genç hipertansiyon hastalarının yüzde 15-20'sinde böbrek hastalığı olduğunu göstermektedir.</p>

<p><strong>Nasıl önlem alınmalı?</strong> Düzenli olarak yaptıracağınız kan ve testleriyle böbrek sağlığınızı kontrol ettirin.</p>

<h2></h2>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/hipertansiyon-yasini-one-ceken-8-onemli-neden</guid>
      <pubDate>Thu, 15 May 2025 10:48:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/05/hipertansiyon-yasini-one-ceken-8-onemli-neden_2ea54.jpg" type="image/jpeg" length="38352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[10X PROTİNOL™* Gücü İle Yeni Anew Power Çok Amaçlı Cilt Koruyucu Krem]]></title>
      <link>https://www.mansetx.com/10x-protinol-gucu-ile-yeni-anew-power-cok-amacli-cilt-koruyucu-krem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mansetx.com/10x-protinol-gucu-ile-yeni-anew-power-cok-amacli-cilt-koruyucu-krem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın ve Türkiye'nin önde gelen kişisel bakım ve kozmetik markalarından Avon, yeni ürünü Anew Power Çok Amaçlı Cilt Koruyucu Krem SPF15 ile cilt bakım rutinine yenilik katıyor. İçeriğindeki 10X PROTİNOL™* ve Niasinamid ile zengin çeşitlilikte çok yönlü bakım sunarken, antioksidanlar ve SPF15 ile rejimi karşı korumayı sağlayarak cilt sıcaklığını nemlendiriyor.

Avon'un retinol bakımlarından daha etkili** sonuçlar sunan ve bilimsel ayrıntılarla ayrıntılı bu formül, güçlü içerik ve hafif yapısıyla cildin daha pürüzsüz ve canlı bir görünüm kazanmasına yardımcı oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>139 yıldır herkes için daha iyi bir dünya yaratma misyonuyla faaliyet gösteren Avon, Anew Power Çok Amaçlı Cilt Koruyucu Krem SPF15 ile cilt bakım tutkunlarının yüzünü güldürmeye devam ediyor. Bilim ve inovasyonla güçlendirilmiş formül, zenginlik hem koruma hem de bakım sağlıyor. Her yaşta tazelenmiş bir cilt görünümü için sabah rutinlerini güçlendirerek etkili bir cilt bakım olanağı sunuyor.</p>

<p></p>

<p><strong>10X Protinol, Niasinamid ve SPF15 içeriği</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Anew Power Çok Amaçlı Cilt Koruyucu Krem SPF15,</strong> içeriğindeki 10 kat PROTİNOL™* ile günlük kolajen kaybı geri kazandırmaya*** yardımcı oluyor. Protinol™, elastin üretimini destekleyerek Avon'un formüllerinde kullanılan retinole göre daha etkili sonuçlar sunarken, aynı zamanda bol miktarda karşı nazik veri sunar. Niasinamid ise cilt görünümünün düzgünleşmesine ve cildin korunmasına yardımcı olur. Ayrıca, antioksidanlar ve SPF15 içeriği, ciltte zarar veren beş ana faktör—UVA, UVB, mavi ışık, cilt hastalıklarına ve iç mekan hastalıklarına karşı koruma sağlıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Kadınların yüzde 97’si önemli bir miktarına sahip olmak istiyor</strong></p>

<p><strong>Avon Güzelliğin Geleceği Cilt Bakımı Raporu 2024****,</strong> kadınların cilt sorunlarına ve beklentilerine ilişkin gelişmelere ilişkin veriler sunuyor. Araştırmaya göre rutinya göre kadınların yüzde 97'si cilt bakımlarını soğuk kış koşullarında nemli bir bolluğa sahip olduğu görüldü. Yaz aylarında SPF ile çalışan bir cilt için bakım yapanların oranı yüzde 95. Genç ve parlak cilt görünümünü korumak isteyenlerin oranı ise yüzde 94. Ayrıca kadınların yüzde 92'si cilt bakımını yenilemeyi engelleyen bir önlem olarak görülüyor. Özellikle 18-24 yaş aralığındaki kadınların yüzde 50'si, iyi bir cilt bakım rutininin erken yaşlanmanın başlamasının farkında olduğunu ve çoğunun yaşlanma ürünlerini ergenlik kesilmemesi bozulmadığını belirtiyor. Ancak, kadınların yüzde 25'i, yaşlanma belirtilerinin görünümünü geciktirmeye, tükenmeye veya içeriklerin gerçekten yardımcı olduğu konusunda yeterli performansa sahip özelliklerini ifade ediyor. Doğru ürün seçme konusunda yüzde 36'sı dermatologlara ve doktorlara güvenirken, yüzde 24'ü sosyal medyadaki cilt uzmanlarının önerilerine başvuruyor. Öte yandan, tüketicilerin markalardan beklentileri de değişiyor. Kadınların yüzde 35'i, cilt bakım markalarının modellerinin nasıl oynandıklarını, yalnızca gerçekten etkili sonuçlar sunan ürünler istediklerini belirtiyor. Yüzde 35'lik bir kesim, özellikle yaşlanmayan ürünler kabul edilirken, yüzde 78'i sürdürülebilirlik belgelerinin satın alma kararlarını kesmeni söylüyor.</p>

<p><em> </em></p>

<p><em>*Anew Nemlendirici Kremlerdeki Protinol™ özelliklerine göre 10 kat fazla Protinol™ içerir. **Protinol™ elastin üretiminin korunmasında Avon formüllerinde kullanılan retinole göre daha etkili ve aynı zamanda zenginliğe karşı naziktir.</em></p>

<p><em>***In vitro test devam etmektedir.</em></p>

<p><em>****Güzelliğin Geleceği Raporu 2024: Cilt Bakımı Sürümü; Avon tarafından yaptırılan ve Censuswide tarafından yapılan bir araştırmadır. 15.03.2024 - 19.03.2024 tarihleri arasında Birleşik Krallık, İtalya, Polonya, Türkiye, Güney Afrika, Filipinler ve Romanya'da 18 yaş ve üzeri 7.172 kadınla gerçekleştirilmiştir.</em></p>

<p><strong> </strong></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK  YAŞAM</category>
      <guid>https://www.mansetx.com/10x-protinol-gucu-ile-yeni-anew-power-cok-amacli-cilt-koruyucu-krem</guid>
      <pubDate>Wed, 14 May 2025 11:00:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetxcom.teimg.com/crop/1280x720/mansetx-com/images/haberler/2025/05/10x_protinol_gucu_ile_yeni_anew_power_cok_amacli_cilt_koruyucu_krem_h245549_a9b9b.png" type="image/jpeg" length="58209"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
