Bir renk gelirdi etrafa...
Çocukluğumuzun geçtiği yıllar...
"Önce Arife Gününü hatırlatırdı büyükler..."
Bir top atışını izlemek...
Hem korkarak kulaklarımızı kapatırken,
Hem de heyecan, coşku, ince bir ruhla dolmayı beklerdik.
Top atışı ile birlikte "en hızlı adımlarımızı" atarak koşardık.
"İftar sofralarında alırdık kendimizi" yatılı okul sıralarında...
Büyük bir sessizlikle yenirdi,
"O yemekler mi başkaydı yoksa o havanın yaratığı iklim mi?"
Bilemezdik ama ramazan günlerinin havası başkaydı.
Her yer, herkes, tutan, tutmayan karşılardı bu ayı...
Lokantalar, kahveler eğlence yerleri kapanır,
Beraber karşılanırdı.
Ramazan iftarları evlerin şenliği...
Otellerin, iş adamlarının iftar vermediği yıllardı.
Evlerdeki iftarlar bir o kadar sıcak,
Yardımlar gönülden gelerek ulaşır...
İnsanların birbirine "bir o kadar" yaklaştığı anlardı.
Her tarafın kapalı olması "hüzünlendirmiyor" değildi!
Diğer yandan kapalılıkta "daha kolay tutardı" insanlar oruçlarını...
"Tutmuyorsan saygı göstermekti" amaç.
"Kötü duyumlarda almıyor değildik!" zamane insanından,
Oruç tutmayan insanların dövüldüğü, hırpalandığı,
Üniversitede, ramazan kavgaları gölge düşürürdü "bu ayın" şanına...
Bir NATO tatbikatından sonra,
Caddelere doluşan, kapalı yerlerden dolayı bir o kadar şaşırmış,
Kaldırımlarda simit yerken uyarıldı Amerikan Askerleri...
"Hani, hem bir o kadar huzur verirken,
Bir taraftan ruhuna uygun olmayan,
Hoş görüsüz insanlar yansıtmıştı" olumsuzluğu...
Tabi çoğunluğun amacı hoşgörüyü yaymak...
Bu ayda kendini yenilerdi insanlar.
Sonunda gelen Ramazan Bayramı...
Namazın ardından gelirdi,
Büyüklerin evinde toplanma , kucaklaşma...
"Bugün mü küslerin birbirinden uzaklaştığı günleri yaşıyoruz?"
