İnsan ölünce ne olur?

Ateistlere göre hiçbir şey olmaz. Yok, olur gidersiniz. Yaptıklarınız yanınıza kâr kalır.

Müslüman iseniz veya en azından ahiret gününe ve Allah’a yani bir yaratıcıya inanıyorsanız benim gibi, dünyada yaptıklarınızın karşılığını alırsınız.

Peki, bedene ne olur derseniz, en fazla hastane morgunda ayak başparmağınıza ucunda kimlik bilgilerinizin olduğu bir kâğıt, ipi ile asılır ve bedeniniz bir süre sonra gömülür.

Ateist veya Müslüman fark etmez, gömülünce bedenlerimizi mezarda böcekler yer, kemiklerimizde bir süre sonra yok olur gider… 

İşte asıl burada başlıyor mesele.

Dünyada kalan kısmı için ağlasa da sızlasa da, arkadan bela da okusa, artık ebedi dünyaya intikal başlamıştır.

Nasıl bilirdiniz diye sorduğu zaman, fani için çoktan hesap görülmeye başlamıştır. Siz nasıl bilirseniz bilin en iyisini Allah bilir…

Hesap vermeye başlarsınız dedim ya; Mesela size sorarlar. Dershaneleri neden kapattınız?

Dünyada bu soruya istediğiniz cevabı verebilirsiniz. Şöyle oldu efendim böyle oldu.

Veya özel hastane katkı paylarını neden arttırdınız?

Yine istediğiniz cevabı verebilirsiniz. Efendim şöyle oldu, böyle oldu. Veya dersiniz ki ben yaptım oldu…

Peki, ahiretteki görevlilere neyi anlatacaksınız?

Orada ki görevliler ile size organik bağları olan bir televizyon da çalışan üç beş televizyoncu veya gazeteciyi bir tutarım derseniz, bu sizin tercihiniz.

Ama inanın öyle olmayacak. Oradakiler sadece emirleri yerine getirecek. Padişahların, diktatörlerin değil,  Allah’ın emirlerini.

***

Hz. Ali halifelik döneminde namaza gider. Cami kapısına geldiğinde yanında bulunan atını, orada bulunan fakir bir adama teslim eder. Hz. Ali atını ona teslim ederken, şöyle iç geçirir. Camiden çıktığında şu fakir adama iki dirhem vermeyi niyet eder. Namaz kılıp camiden çıkarken adamın orada olmadığını ve atının yularlarının alınmış olduğunu görür. Bunun üzerine yanında bulunan bir dostuna biraz para verip pazardan bir yular alınmasını ister. Adam pazara gider iki dirheme bir yular alır ve gelip Hz. Aliye verir. Hz. Ali yuları görünce çok şaşırır. Çünkü yular kendi atının yularıdır. Alan adama sorar bunu nereden aldın. Adam pazara gittiğini, birinin elinde yular olduğunu ve satmaya çalıştığını söyler. Eşkâlini de söyleyince Hz. Ali atını teslim etiğini ve yularlarını çalan adam olduğunu anlar. Hz Ali “Sübhanallah” der. Ben o iki dirhemi helal yoldan ona verecektim. Çünkü o iki dirhem onun rızkıydı. Fakat niyeti kötü olduğu için haram yoldan ona ulaştı.