Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Eğitim Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, Bursa'da düzenlenen “Mesleki Eğitim: Bugün ve Gelecek” adlı mesleki eğitimin gelişimi, mevcut uygulamalara ve ilerlemeye yönelik modeller ayrıntılı olarak ele alındı. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi Hüdavendigâr Salonu'nda yayınlanan panele Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, Muğla Milletvekili Gizem Özcan, siyasetçiler, akademisyenler, eğitimciler, sendika ve sivil toplum temsilcilerinin büyük ilgi gösterdi.
Panelin açılışını yapan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş MESEM uygulamasına dikkat çekiyor, "Bu sistem denetimsizliği son derece çocuk işçi ölümleri ve katılımları, herkesin vicdanında derin yaralar açmıştır, açmaya da devam etmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'ne göre her yıl ortalama 70 çocuğumuz çalışıyorken hayatını kaybediyor. Yine ne acıdır ki bu kadarının bir bölümü eğitimde çalıştırıldığı sırada MESEM çalıştırılandan serbest bırakıldı. MESEM'li bir çocuğumuz gün içinde 12 saat varan mesailerde koruyucu ekipman olmadan çalıştılar, yetişkinlerin bile yapmakta zorlanacağı işlere koşturduklarını, iş kazalarının sık sık yaşadığını ama çoğu kez kaydedildiğini bile alınmadığını dile getiriyor.
“Bunların çeşitliliğinin acı gerçeği”
Belki de yaşadıklarımı yüreğinizi acıtacak ama ne yazık ki bunların yaşadıklarının acı gerçeğidir. Ocak 2024'te staj yaptığı işlerde başı sac büküm makinesine 16 dakika boyunca sıkışan 14 yaşındaki Arda Tonbul kaybetmişti. Aynı ay 15 yaşındaki Erol Can Yavuz, üzerine devrilen sunta bloklar nedeniyle öldü. Kasım 2025'te Isparta Mesleki Eğitim Merkezi öğrencisi 15 yaşındaki Umut Eren Gökçen, hafta sonu çalışma gönderildiği bir inşaatta asansörde yaşayanlara düşerek ağır yaralandı; iş güvenliğinin önlemlerinin alınmadığı inşaat firması ve kamu görevlileri hakkında herhangi bir soruşturma başlatıldı. Yine Kasım 2025'te, 16 yaşındaki Alperen Uygun, Mersin Anamur'da yaptığı asansör firmasıyla inşaatta üçüncü kattan asansör kullananlara düşerek hayatını kaybetti. En oğlu Bursa'da bir çocuğumuz eğitim gördüğü alan dışında çalıştırılırken üzerine transpaletin düşmesi sonucu az kalsın hayatlarını yazardı. Kolunda ciddi kırık ve hasar ile tedavi uygulandı.
“Mesleki eğitim, çocuk emeğinin sömürü alanı olamaz”
Cumhuriyet döneminde sanayileşmenin en önemli adımı olarak başlayan mesleki eğitimin ne yazık ki getirdiği acı durum budur… Buradan açıkça ifade ediyoruz, mesleki eğitim, çocuk emeğinin sömürü alanı olamaz. Eğitimin üstün yararını esas alır, onu korur ve korumayı hazırlar. Hiçbir ideolojik gerekçe, bir öğrencinin özgürlüğünden, özgürlüğünden ve eğitim hakkından daha değerli değildir. Çocuklarımızın yeri üretim bandı değil; Okul öncesi sıra, daha sonra güvenli ve eksiksiz bir şekilde istihdamdır.
“Eğitim kamusal bir haktır”
CHP'nin yeni Parti Programı, bu konuda son derece net bir duruş ortaya koyuyor. Eğitim kamusal bir haktır. Çocuk ve gencin olağanüstü bileşenleri esastır. Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine, emek sömürüsüne ve güvencesizliğe asla izin verilmeyecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır. Bu, bizim için bir vaat değil, kişisel sorumluluktur.
Bizim anlayışımızda mesleki eğitim sanayinin gününü kurtaran göre değil, ülkenin uzun vadeli kalkınmasına göre planlanır. Okul–sanayi iş birliği pedagojik denetim altında, güvenli yerlerde ve eğitimin aslı amacını zedelemeyecek biçimde yürütülür. Çocuklar 'çalışan' değil, öğrenen bireyler olarak görülüyor; akademik ve mesleki gelişimleri birlikte desteklenir. İlk seçimde iktidara dağılım, mevcut Parti Programımız Bursa'da dijitalleşmeyi, yeşil paraların ve paraların merkeze alan, çağın mesleklerine hazırlayan güçlü meslek liselerini birlikte kuracağız. Emeği değersizleştiren değil, emeği yücelten bir sistemi hep birlikte inşa etmektir. Rehberlik sistemleriyle gençlerin yeteneklerine uygun bölgelere yönlendirildiği, büyütüldüğü, okulların güvenli ve düzenli yaşam alanları haline getirildiği bir mesleki eğitim modelini hayata geçireceğiz.
Ve burada, Bursa'dan çok net bir irade ortaya koyuyoruz. Bu ülkenin geleceği ucuz iş gücünde değil, tam anlamıyla eğitimde yatmaktadır. Bu ülkenin kalkınması; çocuk emeğinde değil, bilimde, akılda ve Cumhuriyet'in eğitim anlayışında mümkündür. CHP olarak koruyucuyu koruyan, emeği takdir eden ve eğitim kamusal bir hak olarak savunan bu mücadeleden asla geri durmayacağız.”
“Nitelikli iş gücü önemli ve güçlü katkılar”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Orkun Gazioğlu ise Bursa Kent Akademisi ve Bursa İş Ofisi'nin hayata başladıklarını belirterek, şöyle konuştu:
"Mesleki eğitimin bir refahı, bir kişinin refahı ve gençlerimizin kazancına dahil olduğunu doğrudan en temel alanlardan alıyoruz. Biz Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak eğitim yalnızca bir öğrenme süreci olarak değil, istihdama açılan güçlü bir kapı olarak görebiliyor. Bu anlayışımızın en örneklerinden biri hayata geçirdiğimiz Bursa Kent Akademisi ve Bursa İş Ofisi modelidir. Bu modelle gençlerimizi, kadınları ve iş arkadaşları hemşerilerimizi sahibi olan, istihdama katkıda bulunmak için hayatta kalmayı başarıyoruz. Bursa Kent Akademisi'nde sektörün Kapsamlı iş gücü ve güçlü katkılar sunar. Önemli Bugün akademimiz 24, eğitim merkezi, 11 okulu, bini aşkın ücretsiz eğitim programı ve alanında uzman eğitimcilerle Bursa'nın tamamına yayılan güçlü bir eğitim ekosistemi sunar. mesleki eğitimin akademi ve sanayiyle ilişkisi, eğitim anılarının dünden günümüze panoraması, MESEM sorunları ve yaşanan iyi örnekler seçilecek. İnanıyoruz ki bu panelden gelecek ortak akıl, Bursa'mızın ve ülkemizdeki mesleki eğitim vizyonuna çok güzel katkılar sağlayacak.”
“Mehmet Rüştü Uzel Türkiye'de mesleki ve teknik eğitim sisteminin kurucusudur”
CHP Milli Eğitim Politikası Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş ise Mehmet Rüştü Uzel'in Türkiye'de mesleki ve milli eğitime dünyada kelimenin tam anlamıyla yön veren kişi olduğunu bildirerek, tavsiyelerde bulundu:
"Yaptığımız işlerin kurucusudur, genel müdürdür, müsteşardır. Türkiye'de mesleki ve teknik eğitim sistemi uzmanıdur. Son derece değerli bir kişidir. Her şeyden önce bir eğitimcidir. Eğitimin çerçeveli yapılmasına inanmış; mesleki ve teknik eğitimin hem 'üreterek eğitim' hem de 'eğitim için üretim' boyutuyla gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Aynı zamanda çok iyi bir idarecidir. 1927 yılında Türkiye'de toplam 17 mesleki ve teknik okul vardır. Daha sonra dokuz okuldan ayrılır, tekrar döner ve bu okullar Trakya'dan bir yayar. daha gözde bir alan hâline gelmesi ve daha fazla kaynak ayırmayı vurgular.
“Her şeyi kendimiz üreteceğiz”
Bu amaçla Ankara'da bir teknik öğretim sergisi açılıyor. Lokomotifler, çeşitli makineler, marangoz ürünleri, masalar, sandalyeler… Türkiye'de teknik okullarda üretilen her ne varsa Ankara'da sergiler. Böylece mesleki ve teknik eğitimin yerli üretime katkı sağladığını gösterir. Son derece iddialıdır. 'Her şeyi kendimiz üreteceğiz' der. Serginin girişindeki slogan da budur. Günümüzde yaygınlaştığımız bu anlatım, gerçekten hayata geçirilmiştir.
Yüzlerce okul açılır. Bursa, Kocaeli ve diğer sanayi şehirlerinin ihtiyaçları birleştirilmiş öğelerden oluşan bu okullarda yetiştirilir. Türkiye endüstrisine yönelik bir gelişme planını bilen insanlar, buna uygun okullar tasarlar. Yetmez; köylere kadar yürüyün. Demircilik, tarım aletleri, su değirmenleri yapılır. Askerlik sırasında, savaş ortamında bile iletişim ihtiyacına çözüm üretir. Telefonu icat etmez belki ama cephede, eldeki imkanlarla iletişim sağlar.
Yetmez; İstanbul'daki bir liseden başka bir bölgedeki müzik konserini radyo yayınıyla canlı olarak ulaştırır. Telgraf makinesini inceler. Bunların biri, kısıtlı imkânlarla çözülebilen ilk örneklerdir. Program şöyle görünüyor: Türkiye'nin sorunlarından biri, gelişmiş ülkelerin bir makineyi icat etmesini beklemek, hayranlıkla izlemek ve sonra onu satın almaya çalışmaktır. Oysa böyleydiler. Başta eğitmen olmak üzere bu teknik aletleri geliştirmeliyiz. Belki ilk hâli prototip olur ama kaynak buradan ilham alır; bir sonraki kuşak gelişimi sürdürür. Kullanılmış Bursa'da sanayinin sürekli kendini geliştirmesi gibi.
1950'lere gelindiğinde, ülkelerde mesleki ve teknik eğitimle ilgili bilginin temeli atılmıştır. Okul müdürleri, müdür yardımcıları yurt dışına taşınır. Bugünkü gibi yandaşlara, tarikatlara teslim edilen programlar bunlar değildir. Sahadan gelen bilgilerle, tedavi edilen verilerle bireysel programlar oluşturulur. Türkiye bugünlere böyle geldi. Bursa bugünlere böyle geldi. Eğer Türkiye'de mesleki ve teknik eğitim konuşulacaksa, bu Bursa'da da konuşulmalıdır. Çünkü Mehmet Rüştü Uzel, belki de Bursa'nın en fazla anılması gereken yurttaşlarından biridir. Ruhu şad olsun. İyi ki Mehmet Rüştü vardı. Bu ülkelerde çok büyük katkılar sundu.
Cumhuriyet'in ilk dönem eğitimcilerini; Mustafa Necati, İsmail Hakkı Tonguç, Nafiye Akın, Tansu, Mehmet Rüştü Uzel gibi isimler birer Cumhuriyet mimarı olarak görüyoruz.
“Meslek liseleri üretimin merkeziydi”
Mesleki ve teknik eğitim bugün maalesef olumsuz bir algıyla konuşuyoruz. Bir meslek lisesine giden öğrenci, sanki akademik olarak başarısız olmuş bir öğrenciymiş gibi görülüyor. Oysa geçmişte bu okullar sınavla girilen, mezunlarının mühendislerle yarıştığı, üretimin merkezinin yer alan kurumlarıydı. AKP döneminde bu okulların sayısı yüzde 26,4 azaldı. Öğrenci sayısı yüzde 5,5 düştü. Yetmedi; bu okullara öğretmen yetiştiren kurumlar bulunur. Bu büyük bir kötülüktür.
Dört gün iş, bir gün okul modeliyle çocukların ucuz iş gücü hâline getirildi. 18 yaşında hayatta kalanların hayatlarını kaybettiği örnekler yaşandı. Bursa'dan bir çocuğumuzu kaybettik. Böyle bir eğitim olamaz. Eğitim gençleri hayattan kopan değil, hayata hazırlayan bir sistem olmalıdır.
“Mesleki eğitim yanlış kurgulanırsa eşitsizliğin ve sömürünün aracı olur”
CHP olarak sadece eleştirmekle yetinmiyoruz, bir yıldır 300'ün üzerinde uzmanla çalışıyoruz. Mesleki ve teknik eğitim erken yaşta bir alana hapsedilmemiş, seçenekler çoğaltılmış, tamamlanmış insan yetiştiren bir sistem olarak yeniden eğitilmek istenir. Bunu yapabilirsin. Çünkü bunu yüz yıl önce başardık. Mesleki ve teknik eğitim, bir ülkenin kalkınma iddiasının en güçlü araçlarından biridir. Ancak yanlış kurgulanırsa eşitsizliğin ve sömürünün aracı olur. Biz buna izin vermeyeceğiz.
“MESEM uygulamasının sonlandırılması”
CHP olarak yeni bir ufku oluşturmak isteyen mesleki ve teknik eğitimde. Çocuk okullarından koparan değil, onları güçlendiren, akademik ve mesleki eğitimi birlikte sunan bir yapı oluşturmak istiyoruz. Çocukları iş görüyor değil, iş öğrenen haline getirmek istiyoruz. İktidara geldiğimizde bir haftada MESEM uygulamasına Türkiye'de son olarak devam edildi. Kimsenin çocuğu öldürmeyeceğiz. Sanayinin ihtiyaç duyduğu her şeyi planlayacağız. Nitelikli ara elemanlar, teknikerler yetiştireceğiz. O yolculuktan birileri mühendis olacaksa onda sanayinin içinden gelen mühendisler olacaklar. İçerisinde iki tane konuşulan dünya tasarımları yer alıyor. Bunu kamusal bir sorumlulukla paylaşıyoruz. Bilimsel ve pedagojik ilkelere bağlı olarak ilkeler. İktidarımızda yepyeni bir dünya sunacağız. Çünkü biz eğitimin tüm yurttaşların eşit olarak faydalanması gereken anayasal bir hak olmasından ibarettir. Bizi sosyal demokrat yapan şey budur. Biz herhangi bir partide değiliz. Biz bu cumhuriyetin kurucusuyuz. Bizim iktidarımızda 86 milyon yurttaş gelecekte umutla bekleyecek.”,
Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Adnan Gümüş, Prof. Dr. Kenan Özcan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, Gazeteci Osman Çaklı ve CHP Muğla Milletvekili, Milli Eğitim Politika Kurulu Üyesi Gizem Özcan panelde konuşma gerçekleştirdi.





