banner78

Gezi Parkı Hikayesi!

Gezi Parkı eylemlerinden sonra anlatılan hikayelere Gezi'nin gelini Nuray Çokol'dan bir yenisi eklendi.

Gezi Parkı Hikayesi!
 Gezi Parkı eylemlerinden sonra en çok konuşulan şeylerden biri eylemci gençlerin anlattıkları Gezi hikayeleriydi. Çok konuşulan barikat anılarına bir yenisi de Gezi Parkı'nın gelini hemşire Nuray Çokol tarafından eklendi.
Çokol'un anlattığı Gezi hatırası Anadolu'da dilden dile aktarılan menkıbeleri akıllara getirdi. Böylece bu coğrafyanın en köklü kültürlerinden biri olan sözlü edebiyat eserleri kendini Gezi Parkı'nda da göstermiş oldu. Hızır hikayeleri, Hz. Ali'nin Cenk meydanındaki kahramanlıkları, Yavuz Sultan Selim'in Sina Çölü'nü geçerken yaşadığı hadiselere benzeyen olay "Bu kültürle yetişmiş bir kuşağın çocukları da ister istemez kendi menkıbelerini oluşturdu" yorumlarına neden oldu.


İşte Nuray Çokol'un başından geçen o olay;
Benim de unutamadığım bir hikayem var... Gezi baskınından sonra otele güruh ile birlikte sürüklendik. Otelin -1, -2. katlarından bir tanesindeyim. Salonda başka sağlıkçı yoktu, boynumda bir acil çantası var, içine koyabildiğim kadar malzeme koymuşum. İçeride 200 kişi falan var. Sağlıklıları duvar tarafına aldım, iki üç tane zehir gibi çocuğa hemen işte TOMA suyuna şöyle müdahale edeceksin, gazlı gelene şöyle yapacaksın diye anlattım, ceplerine ventolin verdim, çünkü kimse nefes alamıyor hala gaz var ve çocuklar vardı orada. Herkes polisin içeri girmesinden çok korkuyor.

Bir tane genç adam getirdiler, belli ki barikatların en önünden getirmişler, parmak uçları yanık, her yeri kötü, o bombaları çıplak elle geri fırlatmış eldiven takmaya fırsat bulamamış. Yetişin dediler, çok kötü haldeydi. Nabız çok yüksekti, tansiyon aleti yok ölçemezsin. Gözlerini açtım bilinci gitmiş. Darbe yok muhtemelen gazın etkisiyle bilincini yitirmiş. Muhtemelen astım hastası çünkü akciğerlerine hava gitmiyordu. Ventolini sıktım işe yaramadı onu içine çekmesi lazım çünkü ve çekemiyor. Bilinci yok, yanıt vermiyor. Orada yapacağım hiç bir şey yoktu, ilacım yoktu, akciğerlerine hava yollayacak alet yoktu.

Dışarı çıkaramıyoruz, bir hastayı ambulansa götürmeye kalktık, plastik mermi attılar. Dedim ki bu çocuk direnişçi, belli ki hep buradaydı. Bu çocuğu ayağa kaldıracak şey direniştir. Bütün salonu susturdum, çocuğun kulağına eğildim sessizce fısıldadım "Her yer Taksim, her yer Direniş", iki üç kere böyle bunu tekrarladım. Neden o slogan, neden öyle yaptım hiç bilmiyorum, ölüm ile yaşam arasında biri karşımdaki. Çocuk biraz gözünü kırptı. Sonra ben orada sanki herkese söylemişim anlaşmışız gibi, herkes fısıltı ile 10 kere falan bunu tekrarladı. O kadar anlamlıydı ki, çocuk sonra öksürerek kendine geldi. O çocuk kim bilmiyorum, o 150 kişi kim bilmiyorum, ama çok değişikti.
Güncelleme Tarihi: 23 Temmuz 2013, 17:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner103

banner96