Ak Parti'de belli bir makamda olanlar, kurucu genel başkan ve halk tarafında ilk kez seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sayesinde bir yere geldiler.
Ama ne hikmet ki belli bir makamdan ayrılanlar ise ona isyan eden oldular.
Malum geçmişteki isimleri tek tek söylemeyeceğim...
Ak Parti'nin kuruluşu da can ciğer kuzu sarması olarak gezen ve sorduğunuzda biz dava arkadaşıyız dedikleri anlayış nerde kaldı?
Maalesef sadece yazıda kaldı.
Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan özellikle bu makama geldikten sonra etkisizleştirilmesi noktasında hem basında hem de partide birileri algı yönetimi yapıyordu.
Ama Erdoğan bu olaylara aldırış etmeden halkla irtibatını koparmadı her ortamda halkla buluşarak onların yanında oldu.
Devlet yönetimindeki her sıkıntılı veya sancılı konuyu halka sundu.
Tabi ki bu aziz milletimizde seçim sonuçlarında kendi yol arkadaşları, onu yarı yolda bırakanlara tokat gibi cevap vermesini de bildi.
Halk Erdoğan'ı hiç bir zaman yalnız bırakmadı.
İsterseniz söyle bir soruyla devam edelim.
Ak Partinin kurucu lideri Erdoğan bugün hayatta olmasa parti ne kadar oy alır?
Hemen söyleyelim bence %15-%20 civarında oy alır herhalde.
Bu arada alınan bu oy kemikleşen bir oy olur mu oda muammalı olacağını da iletelim.
İşte tamda bu noktada ülke gündeminin flaş konusu cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu görüşmesi oldu. 
Bu görüşmede önemli bir karar alındı.
Bu alınacak karar Ak Parti MYK'da gündem getirildi ve Ak Partide Olağanüstü Kongre toplanma kararı alındı.
Bu kararlar sonucunda 22 Aylık Başbakanlığının ardından Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu dönemi sona eriyor. 
Ahmet Hoca'nın iyi yönlerini ve  eksik yönlerini tabi insanlar arasında dillendirildiği gibi yazımda aktarmak isterim...
İlk olarak iyi yönlerinden başlayalım
Başta Ahmet hoca partiye Genel Başkan olunca teşkilatlarla ilgili fazla sorun yaşamadı, hemen adapte oldu.
Hoca olmasına rağmen halkla ilişkileri hep sıcak ve samimi oldu.
Her zaman yapıcı bir üslubu oldu.
7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde gece gündüz çalıştı ve oturduğu koltuğun hakkını vermeye çalıştı.
Kamuoyu tarafında dürüst, mert, namuslu, çalışkan ve proje adamı olarak değerlendirildi.
Ama bu özelliklerinin yanında hocanın lider noktasında bir karizmasının olmadığını da söyleyenler vardı.
Bence yakın tarihte lider olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve  rahmetli Turgut Özal'ın olduğunu söyleyebiliriz.
Şimdi gelelim hocanın eksik yönlerine...
Tabi ki bu yazdıklarım kendi çerçevemden bakarak  sizlere aktardığımı ileteyim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan köşke çıktıktan sonra özellikle paralel yapıyla ilgili kırmızı çizgileri olduğunu söyledi ve bununla ilgili tüm kamu kuruluşlarındaki kişiler ve özel sektörde destek verenlerle ilgili mücadele edeceğini söylemişti.

İşte tamda bu noktada Başkan Davutoğlu'na çok güvendi.
Ama maalesef Hoca bu konuda beklenilen adımları atamadı.
Başta Hoca yakın çalışma arkadaşlarına çok güvendi.
Bu olaylar arasında bazı bakanlıklarda atama krizleri yaşandı özellikle bazı bakanlıklarda atamalar 3 ay kadar durduruldu.
Sonrasında teşkilatlarda da beklenen paralel mücadeleyle ilgili adımlar tam atılamadı.
Bazı Ak Parti teşkilatlarında 'Aman canım Fetö terör örgütüne dokunmayın yarın başımıza iş açarlar' diyenler bile vardı. 
Hatta Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, kendisine bazı il ve ilçe teşkilatlarından gelen paralel uyarıları karşısında hangi adımları attı?
Kimleri görevden aldı? 
Buda eksik kalan konulardan biriydi.
Yine hoca'nın eksik konulardan birisi de Başkanlık için oluşturulacak adımların hep geriden atılmasıydı.
Birde sanki Erdoğan'la yarış içersinde gibi her gün mikrofon başındaydı.
Bunda onu yıprattı diyebiliriz.
Ve daha sayamayacağım bazı eksikliklerden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya el koyarak bir anlamda bu gidişe son verdi.
Tabi ki Ak Parti'de yaşanan tüm olaylar vücudun zerrelerine kadar hissedildi.
Şimdi 22 Mayıs'ta Ak Parti Olağan Üstü bir kongreye gidecek.
Bakalım Olağanüstü kongreden sonra paralel yapıyla ilgili 
il ve ilçelerle nasıl adımlar atılacak?
İşte Erdoğan'ı yarı yolda bırakanlar Dünya ve ülke gündemini geride bırakanlar kendi nefisleri için yanlış adım atanlar bunlar da tarih karsısında hesap vereceklerdir.
Devir fesat devri değildir.
Birlik ve beraberlik günüdür.
Bugün Erdoğan'ı istediği Başkanlık sistemini kötüleyenler yarın Erdoğan ölünce bu sistemde başkaları yararlanacağında neler söyleyecekler!
Merak ediyorum...
Erdoğan diyor ki Başkanlık sistemi bu ülke için elzem bir konudur.
Başkaları da diyor ki ne gerek var parlamenter sistem iyi bir sitemdir...
O zaman soralım bu konu ayet mi ki parlamenter sistem değişmemeli diyorsunuz?
O zaman sorun halka, onlar cevap versin.
Ben bu yaşanan süreçte sağ duyunun kazanacağını inanıyorum.
Bu tartışmalar, fitne ve fücur kimseye fayda sağlamaz.
Zaten AK Parti makam mevki ve fesatla işi hiç bir zaman olmamıştır.
Burada bir kan değişimi olarak adlandırdığımız bir bakış vardır.
Zaten hoca da bu konuda açıklamalarını yaptı.
Bu ülkeye kim bir tuğla koyduysa Rabbim onlardan razı olsun.
Zaten partililer Başbakan Ahmet Davutoğlu hocalarına bu noktada yaptığı işlerden dolayı  teşekkür ediyorlar.
Evet yazımızın başında dediğim gibi Erdoğan'ı yalnız bırakanlar veya zor duruma düşürmeye çalışanlar şunu unuttular; bu adamın arkasında milyonların desteği ve duaları var.
Ben bu yaklaşımı sokakta, kahvede ve otobüslerde görüyorum.
Bugün Başkanlık için referandum olsun ben inanıyorum ki sandıktan en az %60 oy çıkar.
Yani bu millet Dünya Lideri olarak gördüğü ve Ak Partinin kurucu Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın her zaman yanında olduğunu söylüyor.
Yoksa ki Başbakan Ahmet Davutoğlu iyi bir yönetici ve bilim adamı olduğunu tüm teşkilatlar söylüyor.
Evet gelelim Ak Parti'de genel başkanın kim olacağı sorusuna?
Ankara'dan aldığım bilgililere göre Binali Yıldırım'ın ismi ön planda olduğu ama bu süreçte Başkanlık ve Paralel yapıyla ilgili mücadelede Bekir Bozdağ'ın da yabana atılmaması gerektiğini belirtmek isterim. 
Diğer adı geçenler ise Faruk Çelik, Numan Kurtulmuş ve Mustafa Şentop...

Bakalım bu süreçte 22 Mayıs'a kadar neler olacak hep beraber göreceğiz.

Selam ve dua ile....

NOT:Israrla Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'e sorumaya devam ediyorum. Cevap verinceye kadarda yazmaya sürdüreceğim. Sayın Başkan Belediye'nin  2.yılı kapsamında düzenlediğiniz basın toplantısında hangi gazetecileri çağırmadınız? Hala cevap vermediniz Başkan. Bu kadar mı çekiniyorsunuz? Hani özgürlükçüydünüz? Hani sosyal demokrattınız? Yazık Başkan bu halkı kandırmayın ve sorularımıza cevap verin!