|
Cumhuriyet Halk Partisi 39. Olağan Bursa İl Kongresi demokrasi şöleni havasında gerçekleşti. Kongrede tek aday olan Nihat Yeşiltaş güvenini tazeleyerek yeniden İl Başkanı seçildi.
Kongreye CHP Grup Başkanıvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, CHP Parti Meclisi Canan Taşer, Bursa Milletvekilleri Hasan Öztürk, Kayıhan Pala, Orhan Sarıbal, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Şükrü Erdem, Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, İlçe Başkanları, İl Yöneticileri, İl Kadın-Gençlik Kolları Başkanları, delegeler ve çok sayıda partili katıldı.
Kongrede Divan Başkanlığını Ali Mahir Başarır yaptı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan kongrede açılış konuşmasını Nihat Yeşiltaş yaptı.
CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, açılış konuşmasından önce sahneye İmamoğlu'na özgürlük yazılı poster çıktı.
Nihat Yeşiltaş, konuşmasında şunları kaydetti:
"Mahalle seçimleri ve ilçe kongrelerimiz ile başlayan süreç, bugün İl kongremiz ile devam ediyor. İlkongremizin ardından gerçekleştireceğimiz kurultayla birlikte, parti içi demokrasi sürecimizi tamamlamış olacağız.
Cumhuriyet Halk Partisi, her zaman olduğu gibi, kendi zamanında yakışır bir demokrasi süreci içerisinde devam ediyor, halkın meşruluğu geçerliliğini yitirmiş olan bir azınlık iktidarı, bu ülkede, demokrasi tarihimizin; En kirli, en karanlık, en dağınık günlerini yaşatıyor.
Toplumu ikna edemeyen, ilk seçimde iktidardan gideceğini anlamış olan bu tükenmiş iktidar; ele geçirilebilir durum olanakları ile ayakta kalabileceğini düşünerek, aylardır bizi parçalara ayırıyorlar ve yollarına saldırıyorlar.
Bugün, tek suç ranta geçiş vermemek olan yoldaşlarımızın muhafazasıdır. Seçim kampanyası yapabilmek için eşinin altınlarını şeytan, evi olmadığı için halasının sıvası dökülen evde oturan belediye başkanlarımızdır.
Babasının temizlik işçisi olduğu belediyeye başkan olan ve halkın bağrına bastığı yoldaşlarımız, onurlu bürokratlar, sanatçılar, gazeteciler, milletvekilleri ve siyasetçiler evdedir. Tek suçu ilk seçimde kazanılacak olan, yarının Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu, rejimin hapishanesi Silivri'de esirdir. Çünkü bu düzen, kendinden olmayanı yok etmek isteyendir! Bu düzen, anasütü kadar helal bir diplomanın, bir kişinin isteği üzerine iptal edildi, ama sahte diplomalı kişinin devlet kadrolarında cirit atıldı, torbacıların sahte imza ile narkotikte müdür yardımcısı olduğu düzendir! Bu düzen, "Ekrem İmamoğlu bütün suçlardan beraat sağlıyor" şerhini koyan hakimi sürgün eden düzendir.
Kongremizden, bu düzene boyun eğmeyen tüm yoldaşlarımıza, Silivri'de, Bursa'da, Buca'da, Afyon'da, Kandıra'da, Çorlu'da, Bolu'da, onurunu satılığa çıkardığı için, esir tutulan esir tüm yoldaşlarımıza bin selam olsun! Selam olsun insanına, selam olsun Ekrem İmamoğlu'na!
Gezi onurumuzdur diyen, Bursa'dan, dünyanın dört bir yanından omuzlayan Gezi tutsaklarına bin selam olsun!
Önceden verilmiş incelemeleri incelemeyi, kendi gururuna yedirebilen uçak gazetecilerine inat, halkın gazetecisi olan, kalemini satmadığı için zindanlarda esir alınmış onurlu gazetecilere selam olsun!
Ve 20 Ekim, Bugün Silivri'de büyük bir kumpasın kayıtları yazıyor, ancak bundan 17 yıl önce, dünya genelinde görülen en aşağılık kumpaslardan biri olan Ergenekon Davası Silivri'deydi.
Davanın sonunda böyle bir örgüt yokmuş dendi ama,dava boyunca güzel hayatlar söndü. Cezaevinde kanser olmasına rağmen tahliye edilmeyen Kuddusi Okkır'ı, Yaşadıklarını gururuna yediremediği için intihar eden Yarbay Ali Tatar'ı, ömrü; zayıflara, kadınlara, gençlere, Türkiye'nin çağdaş bir ülke olmasına aday olan, Cumhuriyet'in zaferi Türkan Saylan'ı, ve dava boyunca hayatları çalınan tüm Cumhuriyetçileri, Atatürkçüleri ve yurtseverleri saygıyla anıyorum. bunların sözü olsun.
Bizler laik Türkiye Cumhuriyet'ini sonsuza kadar yaşatacağız. Onların mücadelesini yerde bırakmayacağız!
Değerli mücadele arkadaşları, En büyük mahareti rant yaratan AKP'nin, bunca yıl iktidarın sürdürülmesinin sebeplerinden biri belediyelerin maddi kaynaklarıydı. Yıllarca belediyenin kaynakları belli kişilere ve gruplara aktarılarak kendilerine bağımlı gruplar yaratılıyor.
Ancak 31 Mart'ta Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihi zaferi sonucunda kurduğu rant düzeni ve kimyası tamamen bozuldu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin halkla buluştuğu bölgede paniğe kapıldılar. Önce tasarruf ödemesi genelgesi ile belediyelerimizin elinin ayağını bağlamaya çalıştılar. Daha sonra kendi vergileri ve sigorta borçlarını Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden tahsil ettiler. İller bankasından gelen paralara el koydular. Kamu bankalarından kredi notları. Yetmedi, zaten büyük borçlarla devrettikleri belediyelerimize türlü cezalar keserek kullanıcıları zor durumda bırakmaya çalıştılar.
Ancak tüm bunlara rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi'ni durduramadıklarını, siyasallaştırdıkları yargıyı devreye sokarak içeriye saldırmaya başladık. Belediye başkanlarımızı, bürokratlarımızı, partimizi zindanlara atıp, partimize kayyum atamaya çalıştılar.
İl müdürlüklerimize 5000 polisle girip, elinde altıoklubayrakla, kendini partinin kapısına siper eden 70 sıra yoldaşlarımızı joplayıp, yüzlerine biber gazı sıkıp, üstlerine basıp parti binamızı esir almaya çalışırlar.
Yoldaşlarım, tarihimiz; saraylarda yaşayanlarla, zavallı bırakılmış halkımızın tarihidir. İşte bugün tekrar böyle bir tarihi karşılaşmanın içerisindeyiz. Bugünlerde "Eğer sarayın önünde eğilirseniz bu zulme son veririz" diyorlar.
Bunu söyleyenler şunu bilsinler: Bu partinin yolu, diz çöküp saray sofrasına oturan Hızır Paşaların değil, "dönen dönsün ben dönmezem yolumdan" diyen Banazlı Koca Haydarların, Pir Sultan'ların var. Bu parti, memleketi İngiliz'e teslim olmuş sarayın idam fermanını yırtıp atan, milletin bağrında hürriyet mücadelesini veren Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisidir. Biz tarihimiz boyunca saraylara karşı mücadele ettik. Bugün yine aynı mücadeleyi veririz!
Ne yaparlarsa yapsınlar bizi bitiremezler!
Biz eklenir ekin geliriz
Ezilir un geliriz
Bir gider bin geliriz
Bize diz çöktürmezler
Bize boyun eğdiremezler
Cumhuriyet Halk Partisi halktır!
Halkı yıkamazlar!
Yoldaşlarım, Büyük şair Atilla İlhan, Türkiye için, bildikleri, bağrı yanık insanların memleketi diyor. Ancak bugün Türkiye, hala bağrı yanık, ama sabri kalmamış insanların memleketidir.
Halkımızın bir anlamda derin yoksulluk, bir anlamda derin adaletsizlik altında adeta inim inliyor. Türkiye gelir adaletsizliğinde Avrupa'da birinci sırada, dünyada ilk 10 içerisinde. Bir tarafta günde 12 saat çalışan, açlık sınırının altında maaşıyla yaşam mücadelesi veren, sadece mahalleler arası zincir marketten alabildiği ucuz ve sağlıksız gıdaları yiyebilen, kronik hastalıkla mücadele edip erken ölen insan var. Diğer yandan hiçbir emek kaybı, şaşafat içinde yaşayan bir avuç azınlık var! Şimşek programı sayesinde eşi benzeri görülmemiş bir hizmet transfer işlemi.
Halkın vergileri halka geri dönüş gerektiğinde, bugün saray çevresinde öbeklenen sermayenin barındırılmasına aktarılıyor. İşte bu düzenin sahipleri uzaklaşıyor, hiç çekinmeden, "bizler garip gurebanın partisiyiz" diyebiliyor.
Buradan şunu söylemek isterim: işçiye 26 bin lirayı, emekliye 16 bin lirayı reva görebilirsiniz, verginin yüzde 89'unu garibandan, yüzde 11'ini zenginden bölüştürdükten sonra, o verginin yüzde 22'sini zayıfunndan alıp, faiz adı altında zenginin cebine koyacaksınız, geçilmeyen köprüler, gidilmeyen hastaneye gidenler, uçamayan havalimanlarıyla halkı soyup, çevrenizdekileri zengin depolama, zenginle gariban ne zaman karşı karşıya gelse zenginden yana verirsen, sonra gideceksin ki , "Biz garip gurebanın partisiyiz" Ya, sizin garip gureba bıraktığınız bu halkın partisinin adı Cumhuriyet Halk Partisi. Bugün bu halk için, 12 metrekarelik zindanlarda direniyor!
Türkiye'nin onun tarafında;yoksulun boğazından gideceği lokmayı, kalacağı yurdu, evladına vereceğini düşünüyor!
Halk onun için Cumhuriyet Halk Partisini bekliyor! Halkın çocukları bizi bekliyor! Bizler de bu onurlu halk için mücadele ediyoruz! Emin olun bu mücadelenin sonunda rantçılar gidecek halkçılar kazanacak!
Değerli arkadaşlar, göreve geldiğimizden beri iktidara karşı büyük bir mücadele veriyoruz. Verdiğimiz bu mücadele nedeniyle yoğun bir saldırı altındayız. Bana bir genel olarak AKP'nin trollerisaldırıyor. Bir genel parti içinde oluşabilecek kayıplar ya da kayıp korkusu yaşayanlar saldırıyor.
Bu kişiler kimler biliyor musunuz? Bizler zemheri, Bursa'nın dört bir yanında, dağ ilçelerinde, en ücra köylerde seçimleri kazanmak için mücadele vermekte, sıcacık evlerinde Cumhuriyet Halk Partisinin başarısızlığını bekleyenlerdir. Bizler 31 Mart gecesini düşünüp zafer hesapları yaparken, 1 Nisan sabahı için imza toplamanın hesaplarını yapanlardır. Bu kişiler, ekmeğini Cumhuriyet Halk Partisine ve Nihat Yeşiltaş'a saldırarak kazanan AKP trolleridir.
Beni tanır. 11 yıldan beri hem harcadım hem çalıştım. İmalathanelerde çalıştım. Komilik yaptım. Konfeksiyonlarda ütülük yaptım. Geçmişimle gurur duyma, gurur duyma. Bugün hala geçimimi emeğimle sağlıyorum.
Nihat Yeşiltaş ne yapmışsa emeği ile yapmış bir emekçidir. Bu örgütte bir emekçiyi il kurucusu olan örgüttür. insanların haysiyetlerine saldırarak geçimini sağlayan aczler bizi anlayamaz! Bizler emek hırsızlarından hesap sormak için mücadele ediyoruz! Bizler emeğinin iktidarını kazanmak için mücadele ediyoruz! Bizler halkın iktidarını kazanmak için mücadele ediyoruz!
Değerli arkadaşlarımız, iktidara geldiğimizde, halkımızın karşısında da emeğin merkezine alan kamucu bir programla ortaya çıkarız.
Çünkü bugün piyasacı düzen, bütün dünyadaki çöküşünü ayırıyor.
Bu düzeni temsil eden iktidarların hepsi, baskıyla ve zorbalıkla iktidarı sürdürmeye çalışıyor.
Sosyal rejimin bitirilmesi, zorunlu gereksinimlerin sermayenin insafına bırakıldığı, emeğin örgütsüzleştirildiği, halkın bin bir emekle var olduğu; fabrikaların, limanların ve madencilerin Amerikalı ve Kanadalı şirketlere peşkeş çekildiği, dağlarımızın, nehirlerimizin ve kıyılarımızın yağıldığı bir şekilde incelendiği, vatandaşların kamuculuğu ön plana çıkarılarak, saklananların yanında saklandığı göstermeliyiz.
Zira, "Türkiye bir şirket gibi yönetilmeli" diyenler, bugün amacına ulaşmış ve bu ülkeye şirkete dönüştürülmüştür. Halkımızın bu iktidarının görünümü yurttaş değil müşteridir. Aktif olarak çalışan herkes bugün Türkiye'de yük sayılmaktadır. Onun için Türkiye, emekli olan ama emekli kalamayan insanların ülkesinde. Emeklilerin yüzde 67'si ya bir işte çalışıyor, ya da bir iş arıyor.
Çocuklarımız MESEM'in okullarından ayrılıp çalıştırılıyor. 75 yaşında inşaatta can veren insanlarımızın vebali, 14 yaşında atölyelerde can verenlerin vebali işte bu düzeninin boynunadır.
Eğitim ve sağlık ticaretinin konusu olmuştur. Yenidoğan çetelerinden- MR çetesine, her türlü düzensizliklerin yaşanması bu türdendir. İktidara geldikleri ilk sene, "eğitimi tam olarak özelleştirmek istiyoruz" diyenler eğitimi tamamlandı.
Bugün eğitimin müfredatını gerici tarikatlar, eğitimin süresi sermaye sınıfını belirliyor. Laik ve yasal eğitim yönetmelikleri ile düzenlenirken, zorunlu eğitimin süresi, sermayenin çıkarı için kısaltılmak isteniyor. Bugün 15 yıllık okuldan kopup patronlara ucuza yapılan hesaplar içindeler.
Ancak; Çocukların değil, patronların yetenekli, yetenekli insanların yetenekli, zenginlerin geleceğine tercih eden bu sistem bakanı, onun fırsatta partimize saldırıyor.
Biz diyoruz ki, sahte diplomalı kişinin öğretmen olarak atandığı bu düzende, atanamadığı için tarihi tarihine bakamayan, yaşadığı gecekonduda intihar etmiş, cebinden çıkan 6 lira Coğrafya Öğretmeni İbrahim'in ahını yerde bırakırsak bize yazıklar olsun!
Yemin olsun bu sistemi de, bu sistem bakanını da, ilk seçimde paylaşacağız ve Hasan Ali Yücel'in koltuğuna Cumhuriyet Halk Partisi'ne bir bakan oturtacağız!
Eğitimi laikleştirip, fırsat eşitliğini yeniden büyüteceğiz! Parsel parsel satanları, mafyaları, çeteleri, holding haline gelmiş gerici tarikatları, dağımızı taşımamızı suyumuzu madenlerimizi çalanları, Kanadalısını Amerikalısını, çerini, çöpünü bu memleketin bağrından söküp atacağız!
Emperyalizm Filistin'de soykırım yaparken, meşruiyeti halktan değil Amerika'dan alanlara gidecek, ve biz, insan onuruna yakışır, tam bağımsız bir vatan hep birlikte kuracağız!
Değerli yoldaşlarım, giç kimsesizliğe kapılmasın. İçinden gelişen bu süreçte, sorunlar bir Türkiye'nin doğum sancılarıdır. Ancak bugün onun daha fazla birliğe ulaştığı var. Çünkü Türkiye'yi içerisinde barındıran, herkesin ortak sorumluluğunu çıkarmak.
İşte Bursa örgütünün bilincindedir. İnanın bugün Bursa organizasyonu olarak, birlik ve beraberlik dersi veriyoruz!
Bunlarda ki, Ulu Önder'in şöyle dediği: "Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener"
Muhtemelen ki biz, yani Bursa'nın bir üyesi, yerel seçimlerdeki gibi, arkadaşının eksiğini bulmak yerine eksiğini kapatan, arkadaşının yere düştüğünde onu toplayıp kaldıran, arkadaşının soluğunu kırmak yerine onun soluğunu rüzgar eden dayanışmacı bir ruhla, sürekliliğin beklediği ve hak ettiği büyük değişimi hep birlikte gerçekleştireceğiz.
Buradan belli üyeler: bugün Cumhuriyet Halk Partisi Bursa örgütü, Türkiye'nin en diri, en cesur, kararlı örgütlerinden biridir!
Kardeşlerime bakın, Bu güne kadar inanmadığım hiçbir şeyi size söylemedim.
Hatırlayın, bir önceki il başkanlık seçimlerinde; Partinin genel seçimlerden kaybıyla çıktığı, insanların sandığa küstüğü, umudunu yitirme noktası geldiği ve partiyle olan bağının verdiği bir tarama il başkanlığına aday olmuş ve bu ortalamada, 77 yerel zayıf seçimini işaretleyen, ben 47 yıl sonra Bursa'yı kazanmak için aday olmuştum.
Çünkü bu durumun birlik içinde neleri başarabileceği değerlendirilebilir.
Bize gülenler, hayal kuruyorsun diyenler, Bırakın büyükşehiri, Nilüfer dışında hiçbir yer kazanamazsın diyenler oldu. Ama bir gün bile sizlerden, yoldaşlarımdan, bu yürekli örgütten kaynaklanmadım.
Hep birlikte inandık ve hep birlikte büyümenin mücadelesinin sonunda Bursa ittifakı olarak, çok partili siyasi hayata başlayacak bir sonraki en büyük başarımızı elde ettik.
Bugün büyükşehirde elde ettiğimiz tarihi başarının yanında, Osmangazi'yi, Nilüfer'i, Mudanya'yı, Gemlik'i, Mustafakemalpaşa'yı Harmancık'ı... Bursa'da tutulan büyük bölüm Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları tarafından yönetiliyor.
Ve biz, günün en zorlu döneminde belediye başkanlığı yapan tüm belediye başkanlarımızla gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz!
Cumhuriyet Halk Partisi, bugün hem sahil ilçelerinde, hem dağ ilçelerinde, hem şehrin merkezinde, hem de ovalarında ve köylerindedir. Ancak Bugün daha büyük bir bütçeyi ortaya koymak için buradayım.
Değerli kardeşlerim. Ben bugün size bir söz daha vermek için karşınızdayım.
Hepinize söz verin! önümüzdeki ilk genel seçimde 1946 yılından bu yana yapılmayanı ayrılmış, hep birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi'ni genel seçimlerde Bursa'da 1. Parti'de! Bursa tarihinde görülmemiş sayıda milletvekili çıkaracağız! Altıokluşanlı bayrağı bu kent caddelerinde dalgalandıracağız! İktidar yürüyüşümüze, Bursa'dan en güçlü şekilde desteklenerek, Genel Başkanımız Özgür Özel liderliğinde, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisini, Türkiye'de birinci partiyi! Ve Çankaya'ya Ekrem İmamoğlu'nu seviniz! Hepinize söz verin! Bu partinin örgütleneceği yıllarda!
Selam olsun Silivri Zindanlarına
Selam olsun Ekrem İmamoğlu'na
Selam olsun, ömürlerimize
Yaşasın Cumhuriyet
Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk!
Herkese saygıyla sevgiyle selamlıyorum!
Yolumuz ve yapacaklarımız açık olsun!
Sağ olun! Var olun!"
Milletvekili Ali Mahir Başarır da yaptığı konuşmada, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından CHP İstanbul İl Başkanlığı'na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin'e sert sözlerle yüklendi.
"POLİSLE DEĞİL, DELEGEYLE MÜCADELE ETME CESARETİNİ GÖSTER"
Başarır konuşmasında, "6 bin polis gücüyle caddelerde mücadele eden gençlik kollarını, kadın kollarını polise darp ettirerek, il başkanlığına girmek kolay. Zor olan delegenin oy imzasını alarak aday olup bu yürekliliğini göstermek" gücünü kullandı.
"GÖREVLERİN ONURUNU UNUTANLAR VAR"
CHP'nin 22. Kurultayı'nda Özgür Özel'e rakip olan Berhan Şimşek'in sözlerine de değinen Başarır, "Değerli arkadaşlar, milletçe bazı işlemlerin ne kadar onurlu olduğunu unutmamalısınız. İl başkanlığı, belediye başkanlığı, genel sekreterlik... Bu operasyonlarınız sayenizde yürütülüyor. Üzülerek, bazı arkadaşlar bu görevlerin ne demek olduğunu tam olarak biliyormuş. Anmak istemiyorum. 'Sız şortlarla gezerken biz dağa taşa Cumhuriyet Halk Partisi yazıyorduk' diyor. Şortla gezmek ayıp değil, 1977 Mersin seçimlerinde ben de iki yaşında anamın kucağında kaybetmiştim" ifadelerinde bulundu.
"YENİ BİR DÜZEN KURACAĞIZ"
Konuşmasında Silivri Cezaevi'nde tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na da değinen Başarır, "Başkan, il kongresinde çok güzel bir söz sözü. 'Bursa'yı alacağınızz' vardı. Aldık mı? Aldık. Tutuklansak da, gaz da yesek aldı. İlk seçimde Türkiye'nin cumhurbaşkanı şu an Silivri'de olacak. Biz kazanacağız, yeni bir düzen kuracağız. Bu siyasi mücadele, ezelden beri ezenlerle Ezilenlerin, namuslularla namussuzların mücadelesidir. Ama artık herkes bilsin; bu ülkelerde namuslular namussuzlardan daha cesur” dedi.
Delegelerin konuşmalarının ardından oy verme işlemine geçildi. Tek adaylı seçimde Nihat Yeşiltaş yeniden İl Başkanı seçildi.
|