14-15 Mayıs
tarihlerinde Orhangazi’de düzenlenecek İznik Gölü Sempozyumu öncesinde konuşan Sarıbal,
“İznik Gölü’nün yıllık su dengesi, sanayi kullanımı, atık su deşarjları kamuoyuna şeffaf
biçimde açıklanmadan, üniversiteler, meslek odaları ile yerel paydaşların dahil olduğu
bütüncül bir havza yönetim planı hazırlanmadan atılacak hiçbir adımın faydası yok. Göl
kururken rant düzenini durduracak kamusal irade gerekiyor” dedi.
CHP Orhangazi İlçe Başkanı Berna İl ve Orhangazi Ziraat Odası Başkanı Dinçer Dimrit ile
birlikte İznik Gölü kıyısında açıklama yapan Sarıbal, “İznik Gölü’nün 2013 yılından bugüne
kadar yıllık bazda su seviye ölçümleri nelerdir? İznik Gölü’nde 2013 yılına kıyasla oluşan
yaklaşık 232 milyon metreküplük su kaybının yıllara göre dağılımı nedir? Bu kaybın ne
kadarı tarımsal sulama, ne kadarı sanayi kullanımı, ne kadarı buharlaşma ve iklim
koşullarından kaynaklanmaktadır? İznik Gölü havzasında faaliyet gösteren sanayi tesislerinin
yıllık su kullanım miktarları, kullandıkları suyun kaynağı ve izin durumları nedir? İznik
Gölü’nden tarım dışı amaçlarla su kullanım izni hangi firma ve kuruluşlara verilmiştir? Bu
izinler kapsamında çekilen su miktarları ne kadardır? Söz konusu su kullanımlarına ilişkin
bugüne kadar herhangi bir denetim yapılmış mıdır?” diye sordu. Sarıbal, bu sorular
yanıtlanmadan yapılacak bir sempozyumun gerçek sorumluları gizleyen, su krizinin yükünü
yalnızca çiftçinin sırtına ve iklim krizine yıkan bir anlayışın parçası olacağını belirterek,
“Çiftçiye ‘tasarruf et, ürün ekme’ diyeceksiniz ama sanayinin gölden ve yeraltından çektiği
milyonlarca metreküp suyu konuşmayacaksınız. O zaman bu toplantılar çözüm değil, algı
yönetimi olur” dedi. Son 12 yılda gölde yaklaşık 232 milyon metreküplük su kaybı
yaşandığını hatırlatan Sarıbal, “Bugün İznik Gölü minimum işletme kotunun altına düşmüş
durumda. Bu artık göz göre göre büyüyen ekolojik yıkımdır” ifadelerini kullandı. Tarımsal
sulamaya yönelik kısıtlamalar getirilirken sanayi tesislerine aynı ölçüde yaptırım
uygulanmadığını söyleyen Sarıbal, “İktidar doğayı da suyu da sermayenin kullanımına açıyor.
İznik Gölü’nde yaşanan tablo bir iklim krizinin yanında aynı zamanda bir yönetim krizidir”
dedi.
FABRİKALAR İZNİK’İ KURUTTU
Kuraklık ve azalan yağışların yanı sıra, kontrolsüz sanayi kullanımı ve yeraltı suyu çekiminin
göldeki kaybı derinleştirdiğini belirten Sarıbal, “İznik Gölü’nde 2022’de %16, 2023’te %40
ve 2024’te %30 oranında su kaybı yaşandı. Buharlaşma nedeniyle İznik Gölü’ne giren toplam
su miktarı yetersiz kalıyor ve su açığı yıllık 65 milyon metreküpe ulaşıyor. Göl seviyesi, son
yılların en düşük seviyesine gerileyerek minimum işletme kotunun altına indi. Uzmanlar,
gölün 2013 yılından bu yana yaklaşık 3,55 metre su kaybettiğini ve bunun 232 milyon
metreküp bir hacme denk geldiğini belirtiyor. Bugün de Gölün hali ortada… Geçen yılın en
yüksek seviyesinin bile 21 Nisan 2025'te 82,74 m minimum işletme kotunun altında kalması,
sorunun mevsimlik bir düşüşten öte, yapısal ve kalıcı bir su kaybına dönüştüğünü gösteriyor.
Bölgedeki kurak geçen dönemlerin ve azalan yağış rejiminin gölü besleyen kaynakları
zayıflatması, yeraltı su kaynaklarına yoğun şekilde başvurulması ve İznik çevresindeki
fabrikaların su çekmesi için göl suyunun doğrudan veya dolaylı olarak aşırı kullanımı olarak
öne çıkıyor. Bu fabrikalardan biri olan Cargill, kendilerine ücretsiz tahsis edilen 6 yer altı su
kuyusundan yılda 1 milyon metreküpten fazla su çekiyor. Cargill ise yıllardır ‘Biz İznik
Gölü'nden su çekmiyoruz’ diyor. Gemlik Gübre Fabrikası ise 2004 yılında özelleştirildi. 2004
ile 2020 arasında neden buraya su saati konulmadı. 2021 yılında da saat konuldu ve 10 milyon
metreküp su anlaşması yapıldı” dedi.
BİLİMSEL ARAŞTIRMA: HAVZADA BETONLAŞMA SU REJİMİNİ BOZDU
Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü Havzası’ndaki plansız yapılaşma, sanayi baskısı ve
arazi kullanım değişikliklerinin gölün ekolojik geleceğini tehdit ettiğini belirterek iktidarın
“iklim krizi” söyleminin gerçeği gizlediğini söyledi. Sarıbal, Haziran 2025’te yayımlanan
bilimsel bir çalışmanın, havzadaki yanlış politikaların su rejimini doğrudan bozduğunu ortaya
koyduğunu ifade etti. Toprak ve Su Değerlendirme Aracı modeli kullanılarak hazırlanan
araştırmaya vurgu yapan Sarıbal, 1990–2018 döneminde havzada özellikle sanayi, ulaşım ve
madencilik alanlarında dramatik büyüme yaşandığını belirtti. Araştırmaya göre ulaşım ve
madencilik alanları sıfır hektardan 730 hektara çıkarken, ticari ve sanayi alanları yüzde 461,5
artış gösterdi. Konut alanlarının yüzde 27,3 büyüdüğünü ifade eden Sarıbal, buna karşın
ormanlık alanların ve çayırların ciddi biçimde gerilediğini söyledi. Sarıbal, araştırmanın, yağış
miktarında belirgin bir değişim olmamasına rağmen yüzey akışının yüzde 22,3 arttığını,
yeraltı suyunu besleyen süzülmenin ise yüzde 7,5 azaldığını ortaya koyduğunu vurguladı.
ŞEFFAF HAVZA YÖNETİMİ ÇAĞRISI
Milletvekili Sarıbal, gölün korunması için yıllardır verdikleri soru ve araştırma önergelerinin
yanıtsız bırakıldığını belirterek, İznik Gölü’nün yıllık su dengesinin şeffaf biçimde
açıklanması, sanayi kullanımının denetlenmesi, atık su deşarjlarının kamuoyuna açık hale
getirilmesi ve üniversiteler, meslek odaları ile yerel paydaşların dahil olduğu bütüncül bir
havza yönetim planı hazırlanması çağrısında bulundu. Sarıbal, TBMM’ye sunduğu araştırma
önergesinde de göldeki su kaybının nedenlerinin, sanayi ve tarımsal kullanım baskısının,
yeraltı su seviyelerindeki değişimin ve iklim etkilerinin kapsamlı biçimde araştırılmasını
istedi.