CHP Bursa İl Başkanlığı, asgari ücretin yoksulluk bölgesinin korunmasına karşı Bursa Kent Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, İlçe Başkanları, İl-İlçe Yöneticileri ve yurttaşlar katıldı.
Açıklamada asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını gösteren tepkiyi gösteren Yeşiltaş, Kent Meydanı'ndaki basın açıklamasında şunları söyledi:
"Türkiye emekçi sınıfı; zenginle fakir ne zaman karşı karşıya gelse, her zaman zenginden yana taraf olmuş bir iktidarn ablukası altında. Bizler, 24 Aralık'ta sadece asgari ücretin açıklanışı değil, iktidarın bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kaldığını izledik. İşçinin masada yoktu göstermelik bir kârla geçinmeyi, geride kalan emekçiyi ve bolluk aileyi açlığa mahkûm ettiler.
Kimsenin güvenmediği TÜİK bile enflasyonu yüzde 31 olarak açıklarken, bu oranın altında zam hiç utanmadan, hiç sıkılmadan 'emekçiyi enflasyona ezdirmedik' dediler. Açlık sınırının 30 bin lirayı geçen bir ülkede, bu onurlu halka 28 bin lirayı reva gördüler. Yere batsın böyle düzen!”
GEÇİM YOKSA SEÇİM VARDIR
Maliyetin yarattığı enflasyonun faturasını zayıflara kestiğini söyleyen Yeşiltaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Enflasyonun sebebini kendilerinde değil, iki göz odalı evde yaşam mücadelesi veren garibanda arayanlar ne diyebiliyorsunuz?
Emeğin ve alın terinin şehri Bursa'dan bu düzenin sahiplerine ve işbirlikçilerine sesleniyorum: Gelin cesaretiniz varsa bu kentteki bir konfeksiyona gidip, evladının karnını doyurabilmek için 12 saat köle gibi çalışan bir annenin dünyasına bakın. Gelin bir fabrikaya gidip bir babanın tarihine bakın. Bir ülkedeki Çalışma Bakanı işçinin görünümünü izliyorsa, o koltukta oturmasının hiçbir anlamı yoktur. Ülkeyi yönetenler halktan kaçıyorsa, o koltuklarda oturmalarının da anlamı yok. Geçim yoksa seçim vardır!”
KRİZ VARSA YÜKÜ İŞÇİ ÇEKİYOR
hayatın asgari ücretinin bir yoksullukla mücadele aracı olduğunu hatırlamasını vurgulayan Yeşiltaş, şunları söyledi:
"Normal bir düzende hükümet, halkın emeği sömürülmesinin diye piyasaya müdahale eder, asgari bir ücret belirlenir ve bulunur. Asgari ücretinin anlamı budur. Ancak bu ülkelerin halkın emeği, zengin daha zenginleşsin diye hükümet sömürülmektedir.
Bu ülkelerde krizler varsa ücret işçi çekiyor, büyüme varsa payı zengin oluyor. Vergide zayıf olan, zayıfun yeteneği zengine gidiyor. Bir avuç sermaye sahibi ve saray çevresinde toplanmış bir azınlık Şatafat içinde yaşasın diye sonsuza kadar insan açlığa mahkûm ediliyor. Bu kişi halkla olan bağı tamamen kopmuştur. Halkla ilişkilerde bütçe planları sırasında 'asgari gösterilen sayılar abartılıyor' demezlerdi.”
Ülkede kadınların yarısının asgari ücretiyle, diğer yarısının ise asgari ücretinin biraz üzerinde maaş miktarı ifade eden Yeşiltaş, asgari ücretinin iki yılda bir fazla kazananların toplamının yalnızca yüzde 12 olduğunu, maaşların neredeyse tamamının asgari ücrete göre belirlendiğini söyledi.
BU ÜLKENİN EMEKÇİ HALKI BU KARANLIĞI HAK ETMİYOR
Bir yıl boyunca devam edecek olan ücretinin durdurulamayacağı ve enflasyonun hızla eriyeceğini belirten Yeşiltaş, şu şekilde tamamladı:
"Halkımız her ay daha büyük bir karanlığa sürüklenecek. İnanın bu ülkenin insanları, bu ülkenin emekçi halkı bu haklara sahip değiller. Bir kez daha açıkça görülüyor ki adalet krizi her geçen gün daha da büyümektedir. Eksik olan adalettir. Sorun bu adaletsiz düzenin sahipleridir."
Bugün ülkenin onun yanında adalet sloganları yükseliyor; sadece mahkeme salonlarında değil, evde, fabrikada, tarlada, ölüm… Bütün ülke adil bir geçiş, adil bir düzenin özlemini çekiyor.
Kardeşlerim, bu düzeni yaratan değişmeden tek bir emekçi, tek bir yurttaş nefes alamayacak. Yemin olsun bu düzen, bu düzenin işbirlikçilerini de ilk seçimde korunacak. Büyük usta Nâzım'ın düştüğü 'gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan' bir ülkede; ekmek, gül ve hürriyet günlerini hep birlikte kuracağız.
Yemin ederim başaracağız! Mutlaka kazanacağız! Mutlaka kazanacağız! Mutlaka kazanacağız!
Aydınlıklarımıza selam olsun. Sağ olun, var olun!”






