Kıymetli okuyucularım sizlere daha güzel yazılar yazmak istiyorum. Fakat bir türlü fırsat olmuyor.   Köşe yazarlığı yaptığım 'Manşetx Gazetesi'nin yayınladığı özel haberlerin yanı sıra bünyesinde bulunan köşe yazarları ile de Bursa’da gündem yaratmakta.



Sizlerin de bildiğiniz gibi
BURULAŞ hakkında yazdığım yazılara BURULAŞ A.Ş.’den sert bir cevap geldi ve tekzip yayınlamamı istediler. Ben de bunu yayınlamak mecburiyetinde kalmıştım.



Şimdi ise olay bambaşka boyutlara tırmanmakta; toplanın anlatıyorum...



Şimdi gazetecilik mesleğine yeni başlayan bir genç düşünün… Çalıştığı yerel bir gazetede iyi işler yapmakta, doğru ve gerçek haber peşinde koşmakta...



Bu genç arkadaşınız mesaisini bitirip evine gitmek için Bursaray Acemler İstasyonu’nda beklerken hiç alışık olmadığı bir durumla karşılaşıyor. Bebek arabalı ve 5-6 yaşlarında çocuklarıyla trenden inen bir kadın, asansörün ve yürüyen merdivenlerin arızalı olması nedeniyle bebek arabasını kucağında çocuğuyla çıkarmaya çalışıyor. Genç gazeteci adayı kardeşiniz de -yani ben- bu olayı fark ettim ve  güvenlik görevlisini çağırarak asansörün ve yürüyen merdivenlerin neden çalışmadığını sordum.



Aldığım cevap “Tadilatta” oldu. Çok şaşırdım! Çünkü ciddi bir kalabalık ve asansörele yürüyen merdivene ihtiyaç duyan insanlar vardı!



Peki, bu kadın, bebek arabasını içindeki bebeğiyle yukarıya nasıl çıkartacak? Sorumun karşılığında istasyondaki görevlinin verdiği cevap daha da şaşkınlık vericiydi:
Onu ben bilemem!



***



Gazeteci adayı kardeşiniz olarak fotoğraf makineme sarıldım ve kadının çocuğuna zarar vermeden o yüksek merdivenleri nasıl zorluklarla çıkmaya çalıştığını görüntülemek istedim. Bu sefer de güvenlik görevlisinin sözlü şiddetine maruz kaldım. Güvenlik görevlisine, “Ben işimi yapıyorum. İşini yapmayanlar ya da eksik yapanlar düşünsün” cevabını verdim. Fotoğraf çekmeye çalışırken güvenlik görevlisi ikinci hamlesini yaparak çekim yapmama engel olmak istedi. Tahmin edersiniz ki tartışma kaçınılmaz oldu!



Trenin gelmesiyle oradan uzaklaştım. Eve gider gitmez, çalıştığım gazetenin internet haber sitesine gece haberi olarak ‘BURULAŞ'ın Büyük Ayıbı’' başlıklı haberi yazarak olayı aynen olduğu gibi anlattım.





Aradan epey bir zaman geçti ve haftalar sonra Bursa’nın tarihi sembolü haline gelen dolmuş taksilerle ekmek parası kazanan emekçi abilerimizin sıkıntılarının olduğunu öğrendim. Onları dinlemeye gittim. Kent Meydanı (Eski Santal Garaj )Yan Durak ve Çarşamba Dolmuş Durağı şoförleri ile oturup konuştum. Sohbet esnasında bir yandan da onları dinlerken yapacağım haber için ses kaydı alıp fotoğraf çektim. Ertesi gün gazetenin sürmanşetinde‚ ‘BURULAŞ'a Meydan Okudular’ başlığını atarak noktayı koydum.

***

Kıymetli okuyucularım haftalar geçerken bu genç gazeteci adayı arkadaşınıza yani bana yazdığı köşe yazısı ve ‘BURULAŞ’ın Büyük Ayıbı’ ve ‘BURULAŞ'a Meydan Okudular’ haberlerinden dolayı BURULAŞ tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu bilgisi geldi. 

Baktığımız zaman yazdığım yazılarda ve yaptığım haberlerde gerçeği yansıtmayan, okuyucuları aldatıcı yanıltıcı tek harf dahi yer almadığı halde suç duyurusunda bulunulmuş.



İşte buna anlam veremiyorum! Ne olacak yani, eleştirmeyelim mi? Eksikleri yazmayalım mı?
Sürekli iyi şeyler yaptığınızı ve dört dörtlük iş çıkardığınızı, olumsuz hiç bir durumun söz konusu olmadığını mı yazalım?

Kıymetli okuyucularım şimdi size bir soru sormak istiyorum. BURULAŞ ve benzeri kurumların eksiklerini fark edip bunu halka sunmak mı daha yanıltıcı ya da bu kurumların eksiksiz çalıştığını ve hiç kimsenin hiç bir şekilde şikâyeti olmadığını yazmak mı yanıltıcı?



Yorum sizin. Saygılarımla….

- - - - - -