Sıkıntıları aşmak için içeri girmek isteyen öğretmenlere "sadece sendika yöneticilerinden birkaç kişinin gireceği" söylenir.
Milli eğitimin son yıllarda sürekli yapılan hatalı uygulamalarının son bulması, kendilerini dinlemesi gerektiği "yüzlerine" haykırmak isterler.
Polisin müdahalesi olur, bir arbede yaşanır.
Savcılık; yaşanan kargaşadan sonra dava açar, sonuçlanan dava da sendika başkanlarına 1 yıl 3 ay hapis cezası çıkar.
"Kanuna aykırı miting, ardından polisle yaşanan itişip kakışmaya verilen en ağır ceza..."
Beş yıl boyunca en küçük bir ceza aldıklarında, aktif hale gelecek belki de "memurluktan olma" sonucu doğuracak.
"Bu sürecin geldiği noktayı; Eğitim-iş Bursa şubesi Başkanı Özkan Rona'ya sorduk."
Ankara'da genel başkanların yaptıkları mitinglerin hiçbirinde böyle uzun cezalar verilmediğini, burada dört sendikanın birlikte yaptığı eylemlerin siyasilerin gözünü korkuttuğunu söyledi.
Amaç sendikaları susturmak...
Suç davası değil, susturma davası olduğunu belirten başkan; dört memur sendikasının Türkiye'nin hiçbir ilinde bu kadar ortak hareketi olmadığını belirtti.
Başka illere yayılması bürokrat çevrelerinin de ortak korkusu...
12 Martta verilen cezaya tepki olarak miting startı veren sendikalar önceki sayı olan 1600 kişinin çok üzerinde üyeyi toplayarak korkmadıklarını haykıracaklar.
Beklenen 5 binin üzerinde kalabalık...
Cezanın ağır olmasını "diğer illerin Burayı izlediği, haberleri yakından takip ettiğine" bağladı.
Basının, üniversitelerin, muhalefetin sustuğu ortamda "sendikaların muhalifliğe soyunduğu" bir gidişi göstermek...
Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen, Eğitim İş, Aktif Eğitim Sen yöneticileri ve üyeleri cumartesi günü; haksız, hukuksuz, sindirme operasyonuna, başkanlarının almış olduğu cezaya, meydanlarda cevap verecek...
Memurluklarından olabilecek ortamdan hiçbir şekilde korkmadıklarını "baskıya, zulme ortak tepkidir...
Bu bir meydan okumadır...
Birlikteliğin bundan böyle aynı şekilde devam edeceğinin işaretidir."sözüyle noktayı koydu.
