Uludağ Strateji Platformu Tarım Politikasını Tartıştı

Tarım politikaları masaya yatırıldı.

Uludağ Strateji Platformu Tarım Politikasını Tartıştı
 Bursalı çiftçilerin su sıkıntısı çekmeye başladığı, fason tekstil yapan boyahanelerin yerine artık şehirdeki suların tarıma bırakılması gerektiğine dikkat çekilirken, çiftçilerin de Türkiye ve yabancı ülkelerde alıcısı olan ürünlere yönelmesi gerektiği bildirildi.
Uludağ Stratejik Araştırmalar Platformu (USAP), kasım ayı toplantısında tarım politikalarını ele aldı. USAP Dönem Başkanı Azmi Ayyıldız, dünyadaki ekolojik değişiklikler ve ekonomik gelişmelerin tarım politikalarını derinden etkilediğine dikkat çekerek, bu toplantıda tarımı gündemlerine aldıklarını söyledi. 
Tarım Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Cemil Usanmaz, dünyada şu anda 800 milyon insanın açlık yaşadığını, Amerika ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere 1.4 milyar insanın da aşırı kilolu ve obez olarak zayıflamaya uğraştığını söyledi. ABD ve AB ülkelerinde israf edilen gıdanın yüzde 50’sinin kurtarılması halinde dünyada açlık meselesi kalmayacağının belirlendiğini anlatan Usanmaz, gelişmiş ülkelerin stratejik bir silah olarak gördüğün gıdanın Türkiye'de üretiminin iyi planlanması gerektiğine işaret etti. 
Türkiye'nin halen gıda konusunda yıllık 100 milyar dolar tarımda cari açık verdiğini anlatan Cemil Usanmaz, "Türkiye'de 8,5 milyon hektar sulanabilecek alana yeter su kapasitesi bulunmasına rağmen, 5 milyon hektara su taşınabilmektedir. Bu konuda yatırımların çok hızlı yapılması gerekiyor. Türkiye şu anda tarım alanında dünyanın 7. büyük işlem hacmine sahiptir. Türkiye son 10 yıldaki tarım politikaları ile kendi ihtiyacı olan buğdayı ürettiği gibi, ithal ettiği buğdaylarla un yapıp dünyaya ihracatta gerçekleştiriyor. İncir, kiraz, fındık, domates gibi ürünlerin ihracatında da birinci ülke durumundadır. Türkiye'de 14 milyon büyük baş hayvan bulunuyor. Süt üretimi 8 milyon tondan 18 milyon tona çıkmış, kişi başı 144 kilogramdan son yıldaki artışla 2013 yılında 237 kilogram kişi başı süt tüketimi ile AB'nin 306 kilogramlık değerine çok yaklaştı. Tohum üretimi ve ihracatı konusunda da son 10 yılda önemli gelişmeler sağlanarak, en önemli unsur olan tohum gen bankasını kurmaya başardı. Türkiye'de halen üzücü olan günde 6 milyon adet ekmeğin çöpe gitmesidir. Yıllık, 2.1 milyar adet ekmek israfına yol açıyoruz. Bu konuda toplumun şuurlanması ile yılda 100 yatak kapasiteli 135 adet yeni hastane inşa edebiliriz. Son 10 yıldaki en kötü siyasi uygulama ise 2.5 milyon hektarlık tarım alanının şehir ve sanayi arsasına dönüştürülmesidir" diye konuştu.
Bursa Tarım Müdürlüğü uzmanlarından Ziraat Mühendisi Erdal Eroğlu da Bursa'da kayıtlı 114 bin çiftçi bulunduğuna dikkat çekerek, şehrin sulu tarıma müsait 4 büyük havzası bulunduğunu, bunların kendi karakteristik ürünlerin de geliştirilebileceğini söyledi. Türkiye'deki en büyük bin firma arasında Bursa'dan 14 büyük tarım üreticisi firmanın yer aldığına işaret eden Eroğlu, Bursa ovasında ihracata yönelik armut ürününde ateş yanığı hastalığı sebebiyle verim düşüşü yaşandığını, bununla mücadele için ulusal ve ilmi destek beklendiğini duyurdu. Bursa'nın 484 bin hektarlık orman alanı ile de Türkiye'nin en önemli ormancılık şehirlerinden olduğuna dikkat çekildi. Şehirde 47 bin hektarlık mera alanında yeterince hayvancılık olmaması sebebiyle istifade edilemediği kaydedildi.

"BURSA'NIN SUYUNU TARIM KULLANMALI"

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı ise, tarım alanlarının rant sebebiyle dönümünün 1 milyon liraya satıldığı bir şehirde tarımcılık yapmaya çalışıldığına dikkat çekerek, "Eskiden suları hiç durmadan akan bir şehirde, şimdi musluktan içmeye zor su bulunuyor. Bunun en önemli sebepleri de su kirliliği ve sanayinin ucuz fiyatlı ürünler için yer altı kaynaklarını tüketmesidir. Fasoncu olarak çalışan tekstil sektörümüz, boyahaneleri ile yer altı su kaynaklarını bitiriyor. Oysa Bursa'nın kıymetli topraklarında yılda 3 farklı ürün alınabiliyor. Çiftçinin yıllık 3 bin 500 dolar olan kişi başı milli gelirine karşılık şehirde 10 bin dolarlık insanlarla mücadele etmesi zorlaşıyor. En önemli sıkıntı buna çare olmaktır. Hızla sanayileşme tarımı yutuyor. Önemli olan stratejik karar kalan çiftçileri ve tarım alanlarını korumak olmalıdır. Türkiye'de sıralamaya giren 14 tarım markamızı daha da büyütüp dünya markası yapmalıyız" dedi.
Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Vural da Türkiye'de olduğu gibi ABD'de nüfusun yüzde 7.2'sinin tarımda faaliyet göstererek, bu ülkede çok büyük tarım üretimi ve ihracatı yaptığına dikkat çekti. Türk üreticilerin, rastgele ekim yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Vural, "Geleceğin tarımını yok etmeden sürdürülebilir olmalıyız. Pazarlama konusunda Türk çiftçisi çok zayıf kalmaktadır. Ürünler alındıkları fiyatın 5 katına pazarda satılmaktadır. Aracılar büyük karlar ediyor. Bunun için hal sistemi dışında alternatif satış imkanları geliştirilmeli, kooperatif ve yeni köylü satış örgütleri kurulmasına imkan sağlanmalıdır. Şu anda üretici satış fiyatının yüzde 30’unu alırken, bu oran Avrupa'da yüzde 70 üreticiye gitmektedir. AB'de tarım nüfusu az olmasına rağmen siyasette ve sosyal hayatta örgütlü oldukları için çok etkindirler. AB'de çiftçi ne derse o olur. Avrupa'da bankaları, araştırma enstitüleri ve üniversiteleri bulunuyor. Butik manavlar ile üretim alanlarına yakın yerlerde her türlü ürünleri direk satış yapmalarına imkan sağlanmalıdır. Tarım üst kurulu oluşturulmalı, pazarlanabilecek 100 çeşit ürünün yetiştirilmesine odaklanılmalıdır. Herkesin her dönem bir yere yönlenmesi ile denge sağlanamamakta, fiyat düşüklüğü yaşanmaktadır. Üreticinin hak ettiğini alabilmesi, tarımın sürdürülebilir olmasına sağlayacaktır" şeklinde konuştu.
MUSİAD Bursa Şube Başkanı Hasan Çepni de, geçtiğimiz hafta Bursa'da tarım zirvesi yaptıklarını, çıkan neticenin ise, "Şehrin ışıkları yanıyor, köyün de ışıkları yanmalıdır" olduğunu bildirdi.
Güncelleme Tarihi: 24 Kasım 2014, 10:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner103

banner73