Yönetim olarak göğsünüzü gererek ortalarda dolaşmayın…
Partileri ziyaret edip, onların ziyaretlerinde kendinizi oyalamayın…
“Görevlerinizi yapmıyorsunuz ya da yapamıyorsunuz!”
Yaptığını zannettiğiniz ‘dernek değil’ olsa olsa arkadaş grupları arasında kurduğunuz bir faaliyet olur.
Övünürsünüz her yerde bu kadar il, ilçe, köy derneğimiz var diye!
Kendinizi kandırıyorsunuz…
“Hangi dernek öğrenci okutuyor ya da öğrencilere burs veriyor?”
Sosyal faaliyet olarak yaptıklarınız “âşık dinletilerinden” öteye geçmiyor.
Ne zaman bir milletvekili size soruldu aday yapıldı?
Hangi bürokratın arkasında durup ona kale oldunuz?
Kitleleri peşinize takmadığınızı söylememe gerek var mı?
“Şu adaydır dediğinizde ‘ona’ binler seçmen oyu getirebilir mi, yok!”
Bakın çevrenize; hemşerilerin yanlışlarında, olumsuz hareketlerinde, doğduğunuz ile kötü imaj verdiğinde, uyarma gücünüz yok…
Kültürde, okumuşlukta, gelişmişlikte sınırları zorlayan insanlar peşinizden gelmiyor.
Dernek yönetimine gelenler ayak oyunlarıyla ‘adamım’ kollamalarıyla, dar görüşlüler dolu…
Şehre, yöreye katkı amacıyla yaptığınız şeyleri sayın…
Sadece seçim günlerinde; parti kapılarını aşındırıp peşimizde binler var “bizden adam” alın demekten başka yaptığınız nedir!
Hangi parti sizleri dikkate alıyor?
“Göstermelik son sıralara konduğunda ‘olsun adayımız var’ deyip avunanlar sizler değil misiniz?”
En tepedeki binlerce insandan sorumlu olmasına rağmen “attığı adımlar” kendisinin şahsi görüşlerine hitap eden yöneticiler var.
Yol gösteremiyorsunuz, güzellikler aşılamaktan yoksun, çapsızsınız!
Eleştiriye açık değil, en küçük olaylarda insanları dışlamak dışında yaptığınızı gösterin…
Kendinizi kandırmayın!
Seçimleri “binlerle üyemiz havalarına rağmen, onlarla yapıyorsunuz.”
Şehrinizi bozan, küçük düşüren, yalancı, yolsuz insanları dışladığınız var mı?
“Boşaltın koltukları sadece formalitesiniz!”
