Bu yurdun tutkalı var ama anlatabilirsek…

 Bir Çanakkale türküsü gelir aklımıza “içimize ta derinlere” işlemiştir. “Hangi türküyü bilirsin?” dediklerinde bir iki düşünmede çıkar ağızdan,  hüzünlüdür.
Aslında Çanakkale Destanını, yaşananları, yaşanmışları kısaca;  çok şeyi barındırır. Türküyü genişçe düşününce hissedilir, sadece şarkı olarak dillendirildiğinde fazla bir şey anlaşılmaz.
Dünya Tarihini yönlendiren bu savaşı; Hep 18 Martlarda hatırlarız. O günlerde kutlamak, sonra bir yıl aynı gün gelene kadar silmek… Kalbimizde yaşatamadığımız, yansıtamadığımız olaydır.
Aslında; bu günlerde yazmak, bahsetmek gündem olmadığı için anlamsız olacağını düşünürüz. Bugün yazmamı elime aldığım bir kitaba borçluyum, yoksa millet olarak geç hatırlar, kolay unutuyoruz.
Her ülkenin kendi tabuları vardır, hem kendileri unutmaz hem de başka ülke dimağlarına yerleştirir, sürekli anılmaları beklenir. Aksini iddia edenlerin “bazı ülkelerde başının belaya girdiğine” hep beraber şahit olduk.
Ermenilerin, Rumların, Yahudilerin yaşam kaynakları hep “bu ülküler” olmuştur.
Yahudiler soykırımı “ülkesinin” politikası yaptı. Yok diyen her türlü baskıya maruz kalır, yalnızlaşır, işinden atılacak boyutlara varır.
Bir Japonya Hiroşima’ya atılan atom bombasını unutmaz; halkına, dünyaya anlatır. Ama biz bir türlü kendimize “ ülkü” edinmeyiz. Bir Çanakkale’yi oturtamayız politikalarımıza…
Orda ordumuza karşı savaşan Bir Avustralya, Yeni Zelanda insanı bölgeyi ziyaret eder. Kendi savaşı olmadığı halde; başka ülke askerine kurşun atmış, Toprağını işgale soyunmuş, emir aldığı devlete piyon olmuştur.
Yine de; şehit askerlerine gösterdiği sevgi, ilgi anlatılamaz. Döker binlerce insanını; günlerce, ağıtlarla yurdumuzu inletir, yaramıza tuz basar, döker varını yoğunu…
En ufak ders almayan direnişi sergileriz, hiç sıkılmadan… “Yetmiş iki millet savaştı” deriz “ruhunu” kendi milletimize aşılayamayız. 
Bir Çanakkale’yi başka ülkenin hazinesi olarak verin “birkaç yılda” ülkesini çağ atlatır!
Okullarda bir iki şiire kurban ederiz… Yaşamak, yaşatmak sadece yöreyi gezmekle olmuyor. Hiç dizi, film, tiyatroya uyarlama rastladınız mı? Belgesel niteliğinde arşiv filmlere ya da çizgi filmlerle yetiniyoruz. 
Her şeyiyle teslim olmuş imparatorluğun bir başına çöken zamanın cihan devletlerinin bütün saldırılarına rağmen çökmeyen cephedir. Yaşları genç olmasına rağmen ülke toprağına canını veren “bu ülke evlatlarının” çırpınışları vardır.
Çanakkale sen bizim tutkalımızsın, sen yeteri kadar anlaşıldığında ülke kalkınır.