Bekarları Evlendirin!

       
Allah-ü Teala’ya hamd,Hz.Muhammed(s.a.v..)!e selavat ederiz.”Aranızdaki bekarları,evlenmeye elverişli olanları evlendirin.Eğer onlar fakir iseler,Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir.Allah(lütfu)geniş olan ve (her şeyi)bilendir”(Nur-32).Adet üzere daha çok  yaz aylarında yapılan düğünlerimizin sayısının daha da artmasına vesile olur bu yazımız inşallah.
Günümüzde evlenme yaşının her geçen gün yükselmesinin sebebi imkanlar değil mi?
Bu ayette Rabbim vadediyor,evlenin,imkanları ben yaratırım.Rabbimin vaadine güvenin bir bakmışsınız evlenmişsiniz,evinizi donatmışsınız,dünyanın en güzel meyveleri olan evlatlarınıza dahi kavuşmuşsunuz.
O kazandığınız helal para bir bereketli olur ki inanmakta zorlanırsınız.
Evlilikte esas olan nikahın ölünceye kadar devam etmesidir.
Onun için  “Allah bir yastıkta kocatsın” diyerek evlenenlere dua ederiz.Evlenmeyip yalnız hayat sürmek,dünyanın en zorluklarındandır.Bu sorumluluk başta anne baba ile tüm akrabalardadır.Allah rızası için aracı olmalıdırlar.

”İyi olurlarsa kendilerinden,kötü olurlarsa benden sayarlar “demek sevap kazanmaktan kaçmanın adıdır.Dinimizin evlilik kurallarına uyan özellikleri taşıyan bir kardeşimize sebep olmak,kötü olsalar dahi bize vebal olmaz.Dinimiz bütün üstünlükleri  arkaya itip dindar olanı seçmemizi istiyor.

Allah korkusu olan,helali haramı bilen,namazı kılan insan eşine de,topluma da en faydalı insan demektir.İyi günde kötü günde birlikte gülen,birlikte ağlayan,bu dünya hayatının bir imtihan olduğunu bilen eşler dünyalık sıkıntılar için asla birbirini üzmezler.
Sabah ezanıyla namaz kılarak güne başlarlar,helal rızık kazanmak için gayret ederler,her işini Allah rızasına göre yaparlar.Öyle evlatlar yetiştirirler ki büyük küçük bilir,oturmasını kalkmasını bilir,toplumda parmakla gösterilir.
Boşanma oranlarının yükselmesinin en büyük sebebi dinimizden uzak yaşamamızdır.Kimse kimseye katlanmıyor.Analar,babalar evlatlarının evlerine varmadan korkuyor.Hele hele eşini kaybetmiş babalar,yetim gibi ama ne ala,ne derler diye evladının evindeki buzdolabının kapağını açamıyor.Evler ayrı olunca torunlar nene,dede sevgisinden,terbiyesinden uzak yaşıyor.
Anne çalışıyor,baba çalışıyor,niçin? Lüks bir hayat için.
Böyle olunca başkasının elinde yetişen çocuk mutlu olamıyor,baba mutlu olamıyor,anne hiç mutlu olamıyor.Neden bu mutsuzluk.Çünkü her işimizde üç günlük  dünyanın sevdası var.Sonsuz olan ahiretimiz hep ikinci planda veya hiç planda yok.İnançlı bir eş,dünyanın en büyük mutluluklarındandır.Efendimiz buyurdu ki,müslümana dört şey verilmişse ona dünya ve ahiretin hayrı verilmiş olur;1-Şükreden kalp 2-Allah’ı anan dil 3-Belaya sabreden beden 4-Namusuna ve kocasının malına ihanet etmeyen eş.İşte mutlu olmanın sırları.
Eşler sevgide samimi olmalıdır.Gerçekten sevenin gözü başkasında olmaz,gerçekten sevenin kalbi başkasına yönelmez,gerçekten sevenin  dili başkasını söylemez.Eş  eşini başkası ile kıyaslamamalıdır.İster kral ol,ister en fakir ol,dünyada en mutlu insan aile huzuru olan insandır.”Kadın beş vakit namazı kılar,orucu tutar,kendisini yabancılardan korur ve kocasına itaat ederse cennete girer” ,”Erkek hanımına,hanımı da erkeğine sevgiyle baktıklarında  Cenab-ı Hakta onlara rahmet nazarıyla bakar.

Eşi hanımının elinden tuttuğunda ise her ikisinin günahları parmaklarının arasında dökülür gider” buyuruyor efendimiz.
Eşler her zaman birbirine ilk aşık oldukları zaman gibi davranmalıdır.
Ölünce amel defterimizin kapanmamasına sebep olacak hayırlı evlatlar yetiştirmelidir.Haydi bekarları evlendirmeye gayret edelim inşallah.