Kategoriler

Tarihten Kesitler 1453-1974-2016

 Merhum milis  Generali Cevat Rıfat A.Bilhan Pembe Mendil adlı romanından:
Fatih'in, askerleri olan akıncılar Trakya'da tatbikat yapmaktadırlar.
Yunan köylülerinin üzüm bağlarına çok yakındırlar.
Köylüler telaşlanır ve korkarlar. 
Eyvallah üzümlerimiz telef olmuştur. 
Askerler çekilir.
Köylüler bağlarına girerler.
Bakarlar ki en ufak bir zayiat yoktur.
Yalnız asmanın dalında bir asılı mendil bulurlar.
İpek bir mendildir bu.
Nişanlısı vermiştir.
İçine bir altın lira koyup aldığı bir salkım üzümün yerine asmıştır.
İşte İstanbul'u fetheden askerin asaleti.
Sene 1974 Haziran ayının son günleri.
Daha Kıbrıs harekatı başlamamıştır.
Egede gemimiz petrol aramaktadır.
Bizlerde onu korumak için Kandıra'dan Topçu Tugayı olarak Ege'ye intikal etmiştik.
Gece yarısı Edremit'in Bostancı köyünün yakınına bizim topçu taburu mevzilendi.
Denize 8km mesafede mevsim sıcaklıkları günden güne artmakta idi.
Sözü uzatmayalım...
Bizim batarya bir bostan tarlasının yanında idi.
Sebzenin her türlüsü ekilmiş Mehmetçik kuru tahıl ürünlerini yiyorlardı.
Fakat dikkat ettim hiçbir askerimiz tarladan bir şey koparıp sofrasına koymuyordu.
İleride bir kulübe ve içinde bir korucu vardı.
Askerlerden bir kaç kuruş topladım bende ilave ettim iki askere gidin sahibini bulun parayı verin paranıza göre sebze alın gelin dedim.
Askerimiz gider adamı bulurlar.
Adam özür diler.
Ben bu tarlanın sahibi değilim, burada hizmetçiyim yoksa size sebze ikram etmez miyim der.
Yeteri kadar sebze ile askerimiz geldiler.
İşte aynı asker ve aynı asalet.
Bu Mehmetçik ile zafer kazanılmaz mı ?
Sene 2016...
Askerimiz, polisimiz canı kanı bahasına küfürle, fitneyle ve vatan hainleriyle savaşıyor.
Cennet efendisi olacak bir polisimiz diğer arkadaşına kendini siper ediyor.
O evli çoluk  çocuğu  var, bekleyeni var ben bekarım, benim şahadetim daha kolay olur der.
Yine bir asker yüzbaşı Diyarbakır'da Sur ilçesinde bir bombanın patlaması sonucu ayağından yaralanır.
Sonrasında ise hastaneye giden Yüzbaşı tedavi olur.
Oradaki doktorlar Yüzbaşıya  ayağınızdaki şarampolleri çıkardık ama istirahat etmeniz gerekir der.
Bunun üzerine Yüzbaşı üst amirlerine hiç bir şey demeden ben iyiyim diyerek askerlerinin başına komutan olarak geri döner.
Bu dönüşünde ayağındaki yaradan dolayı bir büyük ayakkabı giyinir ve ara ara sekerek askerini yalnız bırakmaz.
Hatta hastanedeki doktorlarda benim askerlerim şehit oluyor ben nasıl izin alıp dinlenirim dediği sonradan öğrenilir.
Ve bu mübarek komutan bu hallede askerlerinin yanına gider ve çok geçmeden şehit haberi gelir.
İşte size bu zamanda bile bizim askerimiz ve polisimizin vatana, bayrağa ve şehitliğe baktığı bakışı gösteren bazı konuları aktardım.
Sonuç olarak, vatanı bekleyene cehennem ateşi bile zarar vermez.
Yorumlar