Kategoriler

BURSA DEPREME HAZIR MI?

Art arda gelen deprem haberleri herkesi olduğu gibi beni de derinden etkiliyor. Bu haberleri duyunca

‘Deprem gerçeğine hazır mıyız?’

‘Gerekli önlemleri alıyor muyuz?’

‘Üzerimize düşeni yapıyor muyuz?’

‘Bursa depreme hazır mı?’ gibi sorularla boğuşmak zorunda kalıyorum.  

Bugün Karaburun’da meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki deprem yine yüreklerimizi ağzımıza getirdi. Şükür ki herhangi bir can kaybı ya da mal kaybı söz konusu değil.

Fakat görüyorum ki biz hala deprem gerçeğini yeteri kadar ciddiye almıyoruz.

Sanki deprem her an kapımızı çalmayacak gibi yaşıyoruz.

1999 yılında içimizi parçalayan, etkisini üzerimizden atamadığımız Marmara depremini yaşamış olmamıza rağmen hatta 30 Ekim 2020’de İzmir’de hayatını kaybeden 116 kişinin hala gözümüzün önünde olmasına karşın konuya hala yeterli ehemmiyetin gösterilmediği kanaatindeyim.

Cunhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, depremin yıkıcı sonuçlarının önüne geçmek amacıyla her türlü kentsel dönüşüm faaliyetinin sürdürüleceğini ifade ettiğini hatırlıyoruz.

Fakat her şeye rağmen depreme karşı fütursuz bir bakışımız olduğu ortada. Depreme hazır mıyız?

HAYIR!

Hükümet, yerel yönetimler, ilçe belediyeleri ve hatta vatandaş...

Topyekün depreme hazırlıklı değiliz maalesef.

Olası bir depremde toplanma alanı neresi olacak?

Bursa’dayız.

Bu durumla ilgili büyükşehir ve ilçe belediyeler ne yapıyorlar acaba?

Acil eylem planımız ne?

Yarın toplanma alanı olarak nereyi kullanacağız?

Olası deprem akabinde yeterli teknik ekipmanımız var mı?

Gıda stokları ne durumda?

Evimizde deprem çantamız var mı?

Evin sigortalarını kontrol ettirdik mi?

Deprem sigortasını kanunda yazan şekliyle yaptırdık mı?

Verilere baktığımızda ne yazık ki hiçbir şeyin güllük gülistanlık olmadığını fark ediyoruz. Belediyesinden vatandaşına toplum içerisinde deprem söz konusu olduğunda baskın bir atalet söz konusu oluyor.

Deprem öldürmüyor binalar öldürüyor!

Bu gerçeği asla unutmamak lazım.

Merkezi hükümetinden yerel yönetimine, sivil toplum kuruluşlarından vatandaşlara herkes üzerine düşeni yapmalı. Yönetimler kensel dönüşümleri hızlandırarak depreme dayanıklı binalara insanları yerleştirmeli; vatandaş da atılan bu adımlara haksızlık sezmediği ölçüde destek olmalı.

Boğaziçi’nde Sular Durulmuyor!

Geçtiğimiz günlerde rektör değişikliği sonraıs bir takım protestolara ev sahipliği yapan Boğaziçi bu sefer çok daha büyük bir skandala imza attı.

Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu'yu protesto etmek amacıyla öğrencilerin üniversite önünde üzerinde Kabe resmi olan bir pankartı ayaklar altına aldı.

Bu tür olayların arka arkaya gelmesi Boğaziçi’nde birilerinin bir takım işler organize ettiği gerçeğini gözler önüne seriyor.

Orada yarayı kaşıyan odaklar Türk milletini dini değerler üzerinden vurmaya çalışıyor.

Bizim en hassas noktamız olan kutsallarımıza yapılan bu saldırı zaten cezasız kalmadı. Olayla ilgili 2 kişi tutuklanırken 2 kişiye de ev hapsi verildi.

Semavi dinlerin hepsi açısından kutsal olan bu tür mekanların ucuz siyaset malzemesi yapılması; sanat kisvesi altında iğreti bir nobranlıkla karşımıza çıkması bizleri oldukça üzüyor.

Müslümanlık hoşgörüyü salık verir; doğru. Fakat hoşgörü belli sınırlar içerisinde serbesttir. Bu islamafobik hareketlerle ülkenin sinir uçlarına temas edenler iç savaş benzeri hareketler için fitili ateşlemeye çalışıyorlar.

Bu çabalar boşa çıkacak.

Bize düşen bu tür provakasyonlarda adalete müracaat ederek suçluların en ağır şekilde ceza almasını beklemek olacaktır.

Ne olursa olsun bir inancın kutsal saydığı değerlere hakaret etmek asla kabul edilemez.

Bu hadsiz olayı sonuna kadar kınıyor, benzeri olayların tekerrür etmemesi için hukuki açıdan en ağır yaptırımların uygulanmasını talep ediyorum.

Yorumlar