SEMRA GAZETECİ OLSAYDI...

GELİNİM OLUR MUSUN? Yarışmasının fenomen ismi SEMRA Kaynana, oğlu Ata ile katılmıştı yarışmaya.

TV ekranlarında höykürmesiyle ‘meşhur’ olmuştu.

Yarışma sonrası oğlu Ata’nın, Allah korusun hazin sonu hala hafızalarda. Yıllar sonra kaynana SEMRA’ nın itirafı ibretlik idi. ‘’O yarışmaya kafa dinlemek için gittik’’ demişti. Kendi kendiyle yüzleşmesinde, yarışmaya katılmasının hata, başına gelenin ise,  ceza olduğunu söylüyordu…

Şimdi soru şu; Ya bu ‘kötü kaynana, fenomen kaynana’  Gazeteci olsaydı?
 

Mesela;  Birileri bir konuyu tartışıyor, konuşuyorken, kendisiyle ilgili bir söz, davranış, ima dahi yokken, durduk yere birilerinin köpekliğini yapar mıydı?

Durduk yere havlayıp, rahatsızlık verir miydi?

Mesela; aile kavramını bilir miydi? Kocasına höykürüp, çocuklarını babasız bırakıp, ailesini dağıtır mıydı?

Ersiz avrat, yularsız eşşek gibi dolaşır mıydı? Kendisinde olmayan aile anlayışının, başkalarında da olmayacağı vehmine kapılıp,el alemin karısına höykürür müydü?
 

Mesela; mesleği GERÇEKTEN gazetecilik olan insanları, başkalarının ‘tetikçisi’ olarak görüp, kaleminden irin damlatır mıydı!? Başkalarının çantacılığını KİBAR’ca yapar mıydı?


Mesela; araştırma yapıp, kitap ,gazete, mecmua okuyup, dağarcığını genişletmesi gereken zamanının, bir haftada 30 saat 32 dakikasını internette, 7saat 31 dakika internet oyununda, 12 saat 17dakika sosyal medyada, 5 saat 31 dakikada internet eğlencesinde harcar mıydı!? Sonra bir meziyetmiş gibi bunu sosyal medyada paylaşır mıydı?
 

Mesela; şu ünlü sözü, ’Bazı insanlarla yüzleşmek zordur. Mutlaka haksız SEN çıkarsın. Çünkü ONLARIN galip(!) gelecek, ikinci bir yüzleri daha vardır’ derken biraz tefekkür edip,’‘..ben de öyle miyim diye sorup’’ tam da beni anlatıyor  empatisi yapar mıydı?
 Mesela; ’Ar, edep, erkandan dersini almayana ne edersin, insanlıktan nasip alsın, hayvandan insan gördün mü?’ sorusunu sorar mıydı?
 

Edebiyle,bir kadına yakışır, zarafetiyle takdir toplayan kadın gazetecileri örnek alır mıydı?

Mesela; bazı insanların gökyüzünü kaplayan siyah bulutlar gibi olduğunu, ortadan kaybolduklarında, etrafın aydınlandığını bilir miydi? Varlığıyla ortalığı kararttığını, çantacılığın her ortamda çantacılık olduğunu, KİBARca olsa fark etmeyeceğini,YILDIZ’ ın da kayabileceğini bilir miydi!?...
 

Mesela;’İçinde kırk kadın, kırkı da yabancı, kırkı da öte ki taşır mıydı içinde? Yerine ve zamanına göre renk ve şekil değiştiren kırk kadından hangisiyim  bugün  diye düşünür müydü?

Mesela gazeteci olsaydı; bir soruyu, bir konuyu,doğru anlamadığı zaman, cevabının da asla doğru olmayacağını, bütün yanlış anlamalar ve anlaşılmaların,hayatı ve olayları doğru okuyamamaktan kaynaklandığını bilir miydi? Ve hayatta üç yanlışın bir doğruyu götürmeyeceğini, bazen bir yanlışın, tüm doğruları götürdüğünü, bunu da hayatı okuyanların idrak edeceğini, diğerlerinin yine anlamayacağı gerçeğini bilir miydi?
 

Mesela; gazetecilik mesleğinin manifaturacılık olmadığını, eline cetveli alıp, insanların bir yerlerini ölçmeye kalkışmanın çirkin olduğunu ya da zenginin malının, züğürtün çenesini yoracağını,  asıl bunun idrak edilmesini gerektiğini anlar mıydı? El alemin muhasebeciliğine soyunmanın bu camiada hoş karşılanmadığını anlar mıydı?
 

Mesela; gazetecilik yapıyorum derken, ’Hz.Behlül gazeteci olsa..’ diye aşağılamaması, O’nu ti ye almaması gerektiğini, bu toplumun değerlerine sahip çıkan bir toplum olduğunu düşünebilir miydi?
 

İşin özü şu aslında; kurt ile eşşek tartışmış. Kurt; çimen yeşil.  Eşşek; çimen sarıdır. Sonunda konuyu ormanlar kralı aslana anlatmışlar. Aslan kurta bir ay hapis cezası, eşşeğe ise özgürlük kararı vermiş. Kurt şaşkınlıkla aslana yaklaşmış ve sormuş; hakikaten sen de çimeni sarı mı görüyorsun? Aslan; hayır çimen yeşildir. Kurt; o halde neden bana bir ay hapis cezası verdin diye sormuş.  Aslan; eşekle tartıştığın için. Mesela SEMRA gazeteci olsa çok meraklı olmazdı. Çünkü insanın başına ne gelirse ya meraktan, ya da meraktan gelir.  Bundan sonra ben bu SEMRA KAYNANA ile tartışmayacağım. Çünkü cezasını Allah vermiş. Ben ne diyeyim ki? Bundan sonra sataşmalara cevap vermeyeceğim. Çünkü EŞŞEKLİK Bakidir.

 İşte bu hazin hikayenin sonunda şu anlaşılmalıdır ki: SEMRA isminin anlamı olan; ‘esmer,bütün kadınlara sirayet etmiyor. Adı SEMRA olup sarışın olan da var. Hatta yosmalık yapıp adı SEMRA olan da.
 

Haftaya diyeceğiz ki: Fincanı taştan oyarlar, içine bade koyarlar. Öyle restaurant köşelerinde,  beş kişiyle başrol oyuncu edasıyla oturup, KİBAR davranıp, KAYAN YILDIZ gibi kıvırmak yok! Ağzını açınca önce küfür çıkan tipler, yaptıkları listeriyle deşifre olacaklar. ADAlara gideceksiniz.!!!
 

Mesela; birileri de şunu iyi bilmeli ki,Teke’den süt çıkmaz!!!!!........

Peşinden gitmeniz nafile….
 

Kalın sağlıcakla..:)
 

YORUM EKLE