KEPÇENİN SAPI

Bir gazeteci yazısına, bu zamana kadar toplumsal içerikli olayları ön planda tutarak, sözüm ona ahlaki önemini vurguladık diyorsa, sıkıntı var demektir.

Çünkü ahlak, şeref ve haysiyet gibi değerler, insanın yaşamında sergilediği tavırla ortaya çıkar, klavyede tuşlara basmakla değil.

Malum son zamanlarda Bursa medyamızın ekonomik derin gücü Kenan Kibar ile ilgili eleştirilerimiz oldu ama ses kendisinden geleceğine, gazeteci meslektaşımız Ercan Akyıldız’dan geldi, gelmeye de devam ediyor.

Akyıldız kaleme aldığı yazılarda şantajcı gazetecileri,  daha doğrusu şantajcı gazeteciye ders verilmesinin gerektiğini gündeme taşımaya çalışıyor ama her seferinde duvara toslamaya devam ediyor.  

Çünkü kendisinden başka kimse bu konuya dâhil olmuyor, mahallenin Sıdıka’sı haricinde.

Şantajcı Gazeteci her kimse, yazılarda işaret edilen gazeteci Necmi İnce’dir. Kendisi hakkında şu ana kadar her hangi bir yasal işlem yapılmamıştır ama şantajcı denilip ispat edilmediği halde iftiraya devam edilmektedir.

Eğer Necmi İnce gerçekte şantajcı ise, Ercan Akyıldız neden mahkemeye gitmiyorsun veya Kenan Kibar neden mahkemeye gitmiyor?  

Böylelikle tüm kayıtlarda ortaya çıkmaz mı?

Sizlerin mahkemeye gitmesi gerekirken, suçlanan Necmi İnce mahkemeye başvurdu ve yakında kayıtlar ortaya çıktığında, gündeme taşımak istemediğiniz kamu parasını, nasıl reklam karşılığında aldığınız ortaya çıktığında, yine ahlak, şeref ve haysiyet gibi değerlerin arkasına ne kadar saklanacaksınız.
 
Sevgili Ercan Akyıldız “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözünden hareketle bunu yaptık diyor ve ekliyor peçete kâğıdı değerinde sözde gazete çıkarıp, sosyal medya üzerinden şantaj ve tehdit aracı olarak kullandığını söylemekte. Öncelikle gazeteci mesleğini icra eden bir kişinin kullandığı bu ifadenin cevabını şu şekilde vermek gerektiğini düşünüyorum.

Bursa'da Meydan Gazetesi'nin Mayıs 2018 tirajı 560 olarak internette görülüyor, buna karşın Belediyelerden ne kadar reklam alındı, Kenan Kibar sayesinde sormak gerekir?  Tirajı 560 olan bir gazete 3 milyonluk şehirde acaba aldığı reklamı ne kadar taşıyabilir kamuoyuna?

Olsun yine de gazete çıkardığına inanalım istiyoruz, en azından emeği geçen meslektaşlarımız var.

Birde BEHLÜL meselesi var. Ercan Akyıldız’ın diline doladığı. Malum Behlül, 1923 yılında yayımlanan Halit Ziya Uşaklıgil’in yazdığı Aşkı Memnu Romanındaki bir karakter, KanalD'de yayınlanmış ve reyting rekorları kırmıştı.
 

ManşetX Gazetesi'nde Behlül adında bir köşe var.  Bu isim sadece Ercan Akyıldız ve destekçisi Sıdıka tarafından, romanda geçen karakter gibi algılanmış olsa gerek ama bu köşede kullanılan Behlül, İslami açıdan çok gülen, çok gülücü, hayır sahibi, çok iyi adam, bir İslam sofisi manasına geldiği için kullanılmıştır.

Behlül’ü farklı manalarda kullanan sözde gazetecilerin aklı belden aşağı çalıştığı için araştırmadan romanda ki karaktere, karaktersizce bağlamak daha kolay geliyor galiba, nede olsa halkı doğru bilgilendirmek onların asli görevi.  

Bu Behlül’ün kripto FETÖ’cü ile birlikte hareket ettiğini yazan Ercan Akyıldız isim vermeden iftiraya devam etmektedir. Kim bu kripto FETÖ’cu, çık açıkla. Şu kişidir diye yazabilirsin bizde diyelim ki, gazeteci Akyıldız büyük bir başarıya imza attı.

Tekrar soralım kripto FETÖ’cu gazeteci kim?

Nedense isim vermeden, sözüm ona iftira atarak aklı sıra şantaj yapmaya çalışıyor. Siz Kenan Kibar’ı yazarsanız, bizde böyle davranırız diye ama kaç yıldır okunmayan gazetene ne kadar reklam aldın belediyelerden, diye sorsak cevap yok.

Akyıldız’ın kendilerine yönelik kumpas iddiası var. Fakat kumpas konusunda ilk adımı atanın Kenan Kibar ve kendisi olduğunu söylemiyor.

Geçtiğimiz günlerde Bursa Büyükşehir Belediyesinde Alinur Aktaş, Ercan Akyıldız, ismi bizde saklı bir gazete sahibi ve Kenan Kibar’dan oluşan grup aleyhte yazanlara karşı algı operasyonu için toplanmışlar açığa çıkınca da inkâr etmişlerdir. Fakat toplantıyı açığa çıkaran bizzat bu dört kişiden biridir ve dürüst gazeteci Ercan Akyıldız hala inkâr ediyor.

Kripto FETÖ’cü hakkında devletin resmi makamlarında neler yapılıyor şuan elimizde bilgi yok. Başlatılan bir soruşturma da yok ama 16 yıldır Bursa basınımızın derin ekonomik baronunun hakkında bir şeyler olduğu biliniyor.

Kepçe meselesine gelince bence güzel bir köşe ismi. Buraya bir değil, birden fazla insanımız düşüncelerini aktarıyor. Yalan yok, iftira yok. Yazılanlar yalansa, mahkemelerimiz orada verin mahkemeye hesaplaşırız ama sonra yüzünüz kızarmasın.

Necmi İnce farkında olmadan halının bir kenarını kaldırdı ve pislik ortaya çıktı. Bence bu şantajcı gazeteci olayı Bursa Medyası için iyi oldu. Yakın zamanda devlet nezdinde evraklar ortaya çıkınca, kimlerin ne yaptığı, kimlerin ahlak ve şeref sahibi olduğu anlaşılacaktır.
 

ETİK KURULU

Geçtiğimiz günlerde Kenan Kibar’ın desteği ile BGC’de bir toplantı oldu ve Etik Kurulu oluşturuldu. Malum konu kim gazeteci, kim değil, kimler bu meslekten nemalanıyorlar, akreditasyon meselesi. Toplantıya belediyelerin basın müdürleri de katıldılar. Şimdi sormak isterim gazeteci olarak görmek istemediğiniz ve sözüm ona bundan sonra akredite vermeyeceğiniz kişileri şuana kadar kaç toplantıya davet ettiniz?  Sırf başkanlarınızın basın toplantıları kalabalık olsun diye gazete çalışanlarını dahi davet etmediniz mi? Tirajı olmayan gazeteleri ihya eder derecede reklamla palazlandırmadınız mı? Bir de Etik Kurulu diyorsunuz, o zaman açıklayın belediyelerin basın harcamalarını tek tek. Bakalım ne kadar etik davranılmış görelim.
Bu işleri çok iyi bilen BGC ve ÇGD Başkanlarının böyle bir toplantıda olması, hele ki basını belediyelere muhtaç eden zihniyetle birlikte olması ne kadar doğru?

Meslek kamu mesleğidir. Kamu kurumundan geçinenlerin mesleği değildir diye biliyoruz, acaba yanlış mı biliyoruz?

Sözümüz gazetecilik mesleğini layıkıyla yapanlara değil, bu mesleği üç kuruşluk reklam gelirine mahkum edenleredir.

YORUM EKLE